Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

Alacaklı ve Borçlu Hakları

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Alacaklı ve Borçlu Hakları​

İcra ve İflas Hukuku, alacaklıların haklarını korurken aynı zamanda borçluların temel hak ve menfaatlerini de gözeten bir hukuk dalıdır. Bu çerçevede alacaklının hakkını elde etmesi, borçlunun ise haksız uygulamalara karşı korunması esastır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) başta olmak üzere mevzuat, iki tarafın da adil bir dengede tutulmasını amaçlar. Alacaklılar alacaklarını yasal yollarla takip edip tahsil edebilmekte, borçlular ise kendilerine tanınan itiraz, şikâyet ve konkordato gibi haklarla malvarlıklarını koruyabilmektedir. Aşağıda, İcra ve İflas Hukuku çerçevesinde alacaklı ve borçlu hakları ayrıntılı biçimde ele alınmakta, ilgili süreçlerin işleyişi ve hukuki dayanakları açıklanmaktadır.

İcra ve İflas Hukukunun Esasları ve Tarafların Konumu​

İcra ve İflas Hukuku, alacak-borç ilişkilerini devletin zor kullanma gücüyle düzenleyen normlar bütünüdür. Alacaklının alacağına kavuşması ve borçlunun da haksız, ölçüsüz ve orantısız yaptırımlara maruz kalmaması amacıyla kurallar öngörülmüştür.
1. Alacaklı ve Borçlu Arasındaki Denge: İcra ve İflas Hukuku, her ne kadar büyük ölçüde alacaklının menfaatlerini korumayı hedef alsa da borçlunun kişisel haklarını ve ekonomik varlığını bütünüyle yok edecek, onu korumasız bırakacak işlemlerden kaçınılmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Alacaklı, elindeki ilam veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak icra takibi başlatabilirken, borçluya da itiraz, mal beyanında bulunma, ödeme taahhüdünde bulunma ve konkordato talep etme gibi haklar tanınmıştır.
2. Devletin Zor Kullanma Tekeli: Alacaklılar, alacaklarını kendileri tahsil etmek isteseler dahi, hukuk düzeni bu süreci devletin yetkili kurumlarına bırakmıştır. Bu yetki, adli mercilerin (icra müdürlükleri, mahkemeler) gözetimi altında kullanılır. İcra daireleri, kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruflar gerçekleştirerek alacağı karşılamaya yönelik işlemler yapar. Borçlu ise bu işlemlere, hukuka aykırılık veya usul eksiklikleri çerçevesinde itiraz etme hakkına sahiptir.
3. İcra ve İflas Hukukunun Kaynakları: Bu hukuk dalının temel kaynağı 2004 sayılı İİK’dir. Bunun yanı sıra, Türk Medeni Kanunu (TMK), Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve diğer ilgili mevzuat hükümleri de alacaklı-borçlu dengesinin sağlanmasında önemlidir. Ayrıca, Yargıtay içtihatları uygulamanın şekillenmesinde belirleyici olmaktadır.
4. Takip Hukuku ve İflas Hukuku Ayrımı: Takip hukuku, genel hatlarıyla para veya teminat alacağı için başlatılan icra takiplerini (ilamsız, ilamlı, kambiyo senetlerine mahsus takipler gibi) kapsar. İflas hukuku ise borçlunun tüm malvarlığını hedefleyen ve borçlunun acze düşmesi sonucunda uygulanan genel tasfiye prosedürü olarak düzenlenmiştir. Hem takip hem iflas süreçlerinde alacaklıların ve borçlunun sahip olduğu haklar farklı detaylarda ortaya çıkmaktadır.

Alacaklı Hakları ve Yetkileri​

Alacaklı, borçlusunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda birtakım yasal araçlara başvurarak alacağının tahsilini sağlamaya çalışır. Bu kapsamda alacaklıya tanınan haklar, hem icra sürecinde hem de iflas sürecinde kendisini gösterir.
1. İcra Takibi Başlatma Hakkı:
• İlamsız Takip Hakkı: Alacaklının, elinde ilam niteliğinde bir belge olmaksızın da icra takibi yapması mümkündür. Örneğin, bir sözleşmeye dayalı para alacağına ilişkin olarak ilamsız takip yoluna başvurabilir. İcra müdürlüğü vasıtasıyla ödeme emri gönderilir ve borçlunun yasal sürede itiraz etmemesi hâlinde takip kesinleşir.
• İlamlı Takip Hakkı: Alacaklının elinde mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki belgeler (örneğin noter senedi, uzlaşma tutanakları) varsa, doğrudan ilamlı takip yoluna gidebilir. İlamlı takipte borçlunun itiraz hakkı daha sınırlıdır. Alacaklı, borçlunun malları üzerinde daha hızlı ve kesin sonuçlar doğuracak şekilde işlem yapabilir.
2. Haciz İsteme Yetkisi:
• İcra takibi kesinleştikten sonra alacaklı, borçlunun malvarlığına haciz koydurma hakkına sahiptir. Bu haciz, borçlunun menkul ve gayrimenkullerini, banka hesaplarını ve hatta üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını kapsayabilir.
• Alacaklı, haciz sürecinde haczi kabil malların tespiti ve satışı yoluyla alacağına kavuşmak ister. Ancak haczedilemeyecek mallar ve kısmen haczedilebilecek gelirler gibi istisnalar, borçlunun temel yaşam gereksinimlerinin korunması amacıyla düzenlenmiştir.
3. Satış İsteme Hakkı:
• Alacaklı, haczedilen malların paraya çevrilmesi için satış talebinde bulunabilir. İcra dairesi, taşınır veya taşınmaz malları açık artırmayla satar ve satış bedeli üzerinden alacaklının alacağı ödenir.
• Satış işleminin hukuka uygun şekilde yürütülmesi, ihalenin feshi gibi hukuki çarelerin gündeme gelmesine yol açabilir. Alacaklı, yasal prosedürü doğru bir biçimde izleyerek, ihalenin feshini önlemeye çalışır ve satış bedelinin düşük olmasını engellemek için gerekli önlemleri alabilir.
4. İflas Takibi Talep Etme Hakkı:
• Özellikle tacir borçluya karşı alacaklı, iflas isteme hakkına sahiptir. İflas takibinde borçlunun tüm malvarlığı tasfiye sürecine girer.
• Alacaklının iflas takibini tercih etmesi, borçlunun birden çok alacaklıya sahip olduğu ve borçlarını ödeyemez hâle geldiği durumlarda daha etkin olabilmektedir. İflas masası oluşturulur ve buradan elde edilecek gelir, alacaklılar arasında paylaştırılır.
5. Rehin ve Kambiyo Takibi Hakları:
• Alacak rehinle temin edilmişse, alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir. Bu takip türü, diğer takip yöntemlerine göre daha hızlı sonuç verebilir.
• Kambiyo senetlerine (poliçe, bono, çek) dayalı takiplerde ise alacaklı, kambiyo takibi yoluna giderek borçluyu daha kısa sürede ve sınırlı itiraz imkânlarıyla karşı karşıya bırakabilir.
6. Geçici Hukuki Korumalardan Yararlanma:
• Alacaklı, dava veya takip aşamasında geçici hukuki koruma yollarına da başvurabilir. Örneğin tedbir talep ederek borçlunun mal kaçırmasını engelleyebilir.
• İcra ve İflas Hukuku uygulamasında genellikle mahkemelerden ihtiyati haciz kararı alarak borçlunun mallarına geçici olarak el konması da mümkündür. Bu durum, alacaklının alacağını güvence altına almak için kritik bir araçtır.

Borçlunun Sahip Olduğu İtiraz ve İnkâr Hakları​

Borçlu, icra ve iflas süreçlerinde kendisine yöneltilen talep ve işlemlere karşı belirli haklara sahiptir. Bu haklar, borçlunun hem haksız taleplerden korunmasını hem de ölçüsüz cebri icra uygulamalarına karşı savunma geliştirmesini amaçlar.
1. Ödeme Emrine İtiraz Hakkı (İlamsız Takiplerde):
• İlamsız takip yolunda, borçluya gönderilen ödeme emrine karşı yedi gün içinde itiraz hakkı mevcuttur. Borçlu, genel olarak borcun varlığına veya yetkiye ya da alacaklı veya borçlu sıfatına itiraz edebilir.
• İtirazın süresi içinde yapılması, icra takibini durdurur ve alacaklının itirazın kaldırılması veya iptali davası açmasına imkân tanır. Bu şekilde borçlu, alacak iddiasının haksız veya hatalı olduğunu ispatlama şansına sahip olur.
2. İcra Emrine Karşı Şikâyet ve İtiraz:
• İlamlı takiplerde ise borçlu, itiraz yerine şikâyet yoluna başvurabilir. Şikâyet, icra müdürlüğünün işlemlerinin hukuka aykırılığına dayanır.
• Borçlu, ödeme emrindeki usul eksikliklerini, tebligattaki kusurları veya haciz işlemindeki hataları şikâyet konusu yapabilir. Şikâyet genel olarak yedi gün içinde yapılmalıdır.
3. Menfi Tespit ve İstirdat Davaları:
• Borçlu, borcun gerçekte olmadığı hâlde kendisinden tahsil edilmeye çalışıldığını düşünüyorsa menfi tespit davası açabilir. Bu dava, borçluya borcun gerçekten var olup olmadığını mahkeme huzurunda tartışma imkânı verir.
• Ödenen bir paranın haksız tahsil edildiği iddiası varsa borçlu, istirdat davasıyla bu meblağın geri verilmesini talep edebilir.
4. Mal Beyanı ve Ödeme Taahhüdü:
• Borçlunun, alacaklının talebi hâlinde mal beyanında bulunması zorunludur. Burada borçlu, gelir ve malvarlığı durumuna ilişkin doğru bilgi vermekle yükümlüdür. Yanlış beyanda bulunmak cezai sorumluluk doğurabilir.
• Borçlu, belirli bir ödeme planıyla taahhütte bulunursa ve buna riayet ederse, cebri icra süreçlerinden kaçınabilir. Ancak taahhüdü ihlâl etmesi durumunda hapisle tazyik yoluna dahi başvurulabilir.
5. Kambiyo Senetlerine Karşı İtiraz:
• Borçlu, kambiyo takibine dayanak olan senetlerin geçersizliğini veya alacaklının takip hakkına sahip olmadığını iddia edebilir. Örneğin senedin sahte olduğu, imzanın kendisine ait olmadığı veya tahsil imkânsızlığı gibi sebepler ileri sürülebilir.
• Kambiyo takibi, özel ve hızlı bir takip türü olsa da borçlunun yine de itiraz ve şikâyet hakkı mevcuttur. Mahkeme, ileri sürülen itiraz sebebini ciddi bulursa icra takibini durdurabilir.

Borçlunun Temel Haklarının Korunması ve Haczedilemeyecek Mallar​

İcra sürecinde borçlunun tamamıyla korumasız bırakılması önlenmek istenir. Bu nedenle borçlunun temel yaşam gereksinimleri gözetilir ve bazı mal ve haklar haczedilemez veya kısmen hacze konu edilebilir.
1. Haczedilemeyecek Mallar:
• İİK’de, borçlunun mesleğiyle ilgili alet edevat, kişisel eşyalar, aile bireylerinin zorunlu ihtiyaçları ve temel ev eşyaları gibi haczedilemeyecek mal kalemleri sıralanmıştır. Örneğin, bir çiftçinin geçimini sağladığı tarım aletleri veya bir zanaatkârın iş için kullandığı tezgâhı haczedilemez.
• Borçlunun eğitim araç gereçleri, özürlü vatandaşların protez, tekerlekli sandalye gibi sağlıkla ilgili eşyaları da haciz dışında tutulur.
2. Kısmen Haczedilebilen Gelirler:
• Maaş, ücret, emekli aylığı gibi düzenli gelirlerde, borçlunun ve ailesinin geçimini sağlayacak kısım korunur. Kural olarak emekli maaşlarının haczedilemeyeceği belirtilse de, borçlunun rızası olması hâlinde emekli aylığı da haczedilebilir.
• Memurların veya işçilerin maaşlarının belirli bir oranı (örneğin bir kısmı) haczedilebilir. İİK’ye göre aylığın en fazla dörtte biri haczedilebilir, ancak nafaka alacakları gibi bazı istisnalar bu oranın üzerinde hacze imkân tanır.
3. Kişisel Hakların Korunması:
• Borçlunun konut dokunulmazlığı da sınırsız değildir, ancak haciz işlemleri sırasında kolluk kuvvetleriyle eve girilmesi mümkündür. Yine de bu tür işlemlerde ölçülülük ilkesi geçerli olmalı, borçlunun özel hayatı ihlâl edilmemelidir.
• Borçlunun özel yaşamının ifşa edilmesi veya onurunu zedeleyecek orantısız işlemler yapılması da hukuka aykırı kabul edilir. Alacaklı, borçlunun haklarını ihlâl edecek şekilde davranamaz.
4. Geçici Hukuki Korumalarda Denge:
• İhtiyati haciz kararı, alacaklının talebiyle borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayabilir. Ancak burada da borçlunun gereksinimleri ve itiraz hakkı önemlidir.
• Mahkeme, alacaklının talebini değerlendirirken, borçlunun malvarlığının büyük bir bölümüne el konulmasının gerekli olup olmadığını ve alacak miktarıyla haciz konusu malların değerinin orantılı olup olmadığını gözden geçirir.

İflas Sürecinde Tarafların Hakları​

İflas, borçlunun birden fazla alacaklıya karşı ödeme güçlüğü yaşaması hâlinde bütün malvarlığının toplu tasfiyesini hedefleyen bir prosedürdür. Bu süreçte hem alacaklıların hem de borçlunun hakları farklı biçimlerde ortaya çıkar.
1. İflasın Açılması ve Alacaklıların Hakları:
• Ticaret mahkemesi tarafından iflas kararı verildiğinde, borçlunun tüm malvarlığı iflas masasına dâhil olur. Alacaklılar, masaya kaydolmak suretiyle iflas idaresi aracılığıyla alacaklarını takip eder.
• Alacaklılar, masada tasnif kuralları uyarınca sıraya konulur. İcra ve İflas Kanunu, rehinli alacaklılar, imtiyazlı alacaklar ve diğer alacaklar şeklinde bir sıraya sahiptir. Her alacaklı, kendi sırasında alacağını elde etme imkânına sahiptir.
2. Borçlunun İflas Sürecindeki Hak ve Yükümlülükleri:
• Borçlunun iflas kararıyla birlikte tasarruf yetkisi sınırlandırılır. Artık malvarlığı üzerindeki işlemlerini doğrudan yapamaz, iflas idaresi ve iflas bürosu devreye girer.
• Borçlu, dürüstlük ve şeffaflık ilkelerine uyarak malvarlığına ilişkin tüm bilgileri iflas idaresine sunmak zorundadır. Gizleme veya yanlış beyan, cezai ve hukuki sorumluluk doğurabilir.
• Borçlu, masaya kayıtlı alacaklıların taleplerine karşı, gerekli hukuki itirazları ileri sürebilir. Örneğin, bir alacaklı haksız veya fahiş bir taleple masaya kaydoluyorsa, borçlu veya diğer alacaklılar buna itiraz edebilir.
3. İflas İdaresi ve Alacaklılar Arasındaki İlişki:
• İflas idaresi, iflas bürosu aracılığıyla borçlunun mallarını satar, alacaklıların alacaklarını tespit eder ve tasfiye işlemlerini yönetir. Alacaklılar iflas idaresinin kararlarına şikâyet yoluyla itiraz edebilir.
• Alacaklılar, iflas idaresinin yanlış veya adaletsiz işlemleri karşısında iflas mahkemesine başvurarak düzeltme isteyebilir. Burada da ölçülülük ve eşit işlem ilkesi önemlidir.
4. Konkordato Seçeneği:
• Borçlu, iflastan kaçınmak amacıyla konkordato talebinde bulunabilir. Konkordato, mahkeme onayı dâhilinde borçluya bir ödeme planı ile alacaklılarına karşı anlaşılan indirim veya vadelendirme yoluyla borçlarını ödeme imkânı tanır.
• Alacaklılar, konkordato projesini değerlendirip kabul veya ret yönünde oy kullanırlar. Mahkeme, konkordato projesinin alacaklıların çoğunluğu tarafından kabul edilip edilmediğini inceler ve teklifi uygun görürse onaylar. Bu süreçte de her alacaklı ve borçlu, haklarını koruyacak tedbirler alabilir.

Alacaklı ve Borçlu Arasındaki Uzlaşma Yolları​

Alacaklı ile borçlu arasındaki uyuşmazlıkların her zaman cebri icra veya iflasla sonuçlanması gerekmez. Bazı durumlarda daha barışçıl ve tarafların iradelerine dayalı çözüm yolları öngörülmüştür.
1. Arabuluculuk ve Uzlaşma:
• İcra ve İflas Hukuku’nda, özellikle ticari uyuşmazlıklarda zorunlu veya ihtiyari arabuluculuk aşaması devreye girebilir. Arabuluculukta taraflar, bir üçüncü kişinin rehberliğinde anlaşmaya varmaya çalışır.
• Uzlaşma, icra sürecinde de mümkündür. Borçlu, ödeme planı sunarak ya da toplu ödeme yaparak alacaklının rızasını alabilir, böylece icra işlemlerini durdurabilir veya ortadan kaldırabilir.
2. Ödeme Planları ve Taksitlendirme:
• Borçlu, alacaklı ile anlaşarak borcunu belirli vadelerde taksitler hâlinde ödeme yoluna gidebilir. Bu durumda icra müdürlüğü, alacaklının da onayıyla takibe ara verebilir veya durdurabilir.
• Taksitlendirme, borçlunun ekonomik olarak toparlanmasına olanak tanıdığı gibi alacaklının da alacağını düzenli olarak tahsil etmesini sağlar.
3. Hukuk Uyuşmazlıklarında Sulh:
• Borçlu, alacak davası sürecinde veya icra takip aşamasında sulh yoluna giderek daha düşük bir meblağ ödemeyi veya belirli bir oranda indirime gitmeyi talep edebilir. Alacaklı bu teklifi kabul ederse, alacak kısmen tahsil edilmiş olur ve takip sonlanır.
• Sulh sözleşmesi, borcun sonlandırılması veya azaltılmasına ilişkin hukuki nitelikte bir sözleşmedir. Tarafların bu konuda serbestçe anlaşma yapmaları mümkündür.

Kötü Niyetli Takipler ve Kötüniyet Tazminatı​

İcra ve İflas Hukuku, yalnızca dürüst alacaklı ve borçlu profilini korumaz; aynı zamanda kötü niyetle işlem yapan taraflara karşı da önlem alır. Kötü niyetli takip veya haksız itiraz hâllerinde karşı tarafın zararını gidermeye yönelik tazminat kuralları devreye girer.
1. Kötü Niyetle İcra Takibi Başlatmak:
• Alacaklının sahte veya geçersiz belgeye dayanarak takibe girişmesi, borçlu üzerinde gereksiz masraf ve zaman kaybına yol açar. Bu durumda borçlu, haksız takibin durdurulması ve uğradığı zararların tazmini için dava açabilir.
• Mahkeme, haksız takip veya kötü niyet unsurunu tespit ederse alacaklıyı tazminata hükmedebilir.
2. Haksız İtiraz ve İcra İnkar Tazminatı:
• Borçlunun gerçekte var olan bir alacağa haksız itiraz etmesi durumunda alacaklı, itirazın kaldırılması davasını kazanırsa mahkemeden icra inkâr tazminatı talep edebilir. Bu tazminat, haksız itirazın doğurduğu zararları ve gereksiz hukuki masrafları karşılamayı amaçlar.
• İcra inkâr tazminatı, genellikle alacak miktarının belli bir oranında (örneğin %20) belirlenir ve borçlu bu bedeli de ödemek zorunda kalabilir.
3. İstismarı Engelleyen Düzenlemeler:
• İcra ve İflas Hukuku, hem alacaklının hem de borçlunun istismarlarını önlemek amacıyla çeşitli süre, usul ve yaptırım mekanizmaları getirir.
• Hak arama özgürlüğü sınırsız değildir; bir tarafın diğerini yıldırmak, mali açıdan zarara uğratmak ya da haksız menfaat temin etmek amacıyla sisteme başvurması, hukuk düzeni tarafından korunmaz.

İcra ve İflas Hukukunda Yargısal Denetim ve İtiraz Yolları​

İcra süreçlerinde gerek alacaklı gerek borçlu, icra dairesi veya iflas idaresinin işlemlerine karşı adli makamlara başvurma hakkına sahiptir. Böylece yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir.
1. Şikâyet ve İtiraz Kavramları:
• İcra hukukunda “şikâyet”, icra dairesinin işlemlerindeki usulsüzlüklere veya hukuka aykırılıklara karşı ileri sürülebilir. İtiraz ise alacağın varlığına, miktarına veya takip hakkına yöneliktir.
• İtiraz ve şikâyet konuları farklı olup, bunların karıştırılmaması gerekir. İtirazla takip dururken şikâyetle süreç durmaz, ancak şikâyet haklı bulunursa ilgili işlem iptal edilebilir.
2. İcra Mahkemesi ve Genel Mahkemeler:
• İcra hukukuna ilişkin itiraz ve şikâyetler öncelikle icra mahkemesinde görülür. İcra mahkemesi, icra müdürlüğünün işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığını inceler.
• Alacaklının genel mahkemelerde itirazın iptali veya alacağın tespiti gibi davalar açabilmesi mümkündür. Borçlu da menfi tespit veya istirdat davası yoluna gidebilir.
3. Kanun Yolları:
• İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz yolları belirli şartlar dâhilinde açıktır. Özellikle değer itibariyle istinaf sınırını aşan uyuşmazlıklarda taraflar bölge adliye mahkemesine başvurabilir.
• Yargıtay, icra mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararlarını temyizen inceleyerek kesin karara bağlar. Böylece hukuk birliği ve adaletin sağlanması amaçlanır.
4. Sürelerin Önemi:
• İcra hukuku, süreler bakımından oldukça katıdır. Ödeme emrine itiraz, şikâyet, istinaf gibi birçok işlem belirli kısa sürelerle sınırlandırılmıştır. Süresi içinde yapılmayan başvurular genellikle hak kaybına neden olur.
• Bu sürelerin takibi, hem alacaklı hem de borçlu açısından son derece önemlidir. Zira kısa süreler içerisinde yapılmayan işlemler, tarafların önemli itiraz veya savunma haklarını kaybetmelerine yol açar.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri​

İcra ve İflas Hukuku, tarafların haklarını korumayı amaçlasa da pratikte birtakım sorunlar yaşanabilmektedir. Özellikle borçlunun malvarlığını kaçırması, yargılamaların uzun sürmesi, alacaklının haklarını geç tahsil etmesi gibi durumlar mağduriyetlere yol açabilir.
1. Mal Kaçırma ve Etkili Takip Sorunu:
• Bazı borçlular, takip başlamadan önce veya takip sırasında malvarlıklarını üçüncü kişilere devrederek takibin sonuçsuz kalmasına neden olabilir.
• İİK, bu konuda iptal davaları düzenlemiştir. Alacaklı, borçlunun mal kaçırma amaçlı işlemlerini ispatlarsa mahkeme bu işlemleri hükümsüz kılabilir. Ancak ispat yükü ve sürecin uzunluğu, alacaklı için güçlük oluşturabilir.
2. Takiplerin Uzun Sürmesi:
• İcra mahkemelerinin yoğunluğu ve istinaf/temyiz aşamalarının zaman alması, takibin kesinleşmesini geciktirebilir. Bu durum, alacaklının alacağına geç kavuşmasına, borçlunun ise belirsizlik içinde yaşamasına sebep olur.
• Mahkemelerin teknolojik altyapısının güçlendirilmesi, icra dairelerinde e-dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması ve arabuluculuk/sulh yöntemlerinin etkin kullanımı, sürecin kısalmasına yardımcı olabilir.
3. İcra Dairesi İşlemlerindeki Hatalar:
• İcra müdürlüklerinde personel yetersizliği, dosya yoğunluğu ve zaman zaman mevzuat bilgisinin eksikliği, yanlış veya eksik işlemlere neden olabilir.
• Düzenli eğitimler, denetimler ve uzmanlaşmış personel istihdamı, bu hataların azaltılmasını sağlayacaktır.
4. Borçlunun Kişisel Haklarının İhlali:
• Haciz sırasında gereksiz zorlama, borçlunun onurunu kıracak tutum ve davranışlar, özel hayatın ifşa edilmesi gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tür ihlaller, hem Anayasa hem de İİK ilkelerine aykırıdır.
• Uygulamada, kolluk kuvvetlerinin ve icra memurlarının eğitimli olması, tarafların haklarına riayet edilmesi yönünde düzenli seminer ve rehberlik faaliyetleri önemlidir.
5. Alternatif Çözüm Yollarının Teşviki:
• Zorunlu arabuluculuk kapsamının genişletilmesi, tarafların karşılıklı anlaşmaya varmaları için daha fazla fırsat yaratabilir. Böylece hem zaman hem masraf tasarrufu sağlanır.
• Bankalar, finans kuruluşları veya kurumsal alacaklılar ile borçlular arasında yapılandırma anlaşmaları da sıklıkla tercih edilebilir. Özellikle ticari işletmeler için bu süreç, iflastan kaçınarak ekonomik faaliyetin devamını mümkün kılar.

Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Prosedürleri​

Son dönemlerde alacaklının da menfaatine olacak şekilde, borçlunun iflasını engelleyerek ticari faaliyetlerini sürdürmesine imkân tanıyan yeniden yapılandırma ve konkordato düzenlemeleri önem kazanmıştır.
1. Geçici Mühlet ve Kesin Mühlet:
• Konkordato talebiyle birlikte mahkeme, borçluya geçici mühlet vererek hacizlerin durmasını sağlar. Bu süreçte borçlunun malvarlığı üzerinde tasarrufları, konkordato komiserinin denetimi altındadır.
• Geçici mühlet sonunda borçlu hâlâ konkordatonun şartlarını yerine getirebilecek durumdaysa mahkeme kesin mühlet verir. Bu dönem içinde de alacaklılar, borçlu hakkında takip yapamaz.
2. Konkordato Komiseri ve Alacaklıların Denetimi:
• Konkordato komiseri, borçlunun ticari defterlerini inceleyerek gerçek mali durumunu tespit eder. Alacaklıların haklarının korunması ve kötü niyetli konkordato başvurularının engellenmesi bu şekilde sağlanır.
• Alacaklılar, konkordato projesi kapsamında borçlunun teklif ettiği ödeme planını değerlendirir. Çoğunluğun kabulü hâlinde proje onaylanır ve borçlu belirtilen şartlarda borçlarını öder.
3. Konkordatonun Hükümleri ve Feshi:
• Mahkemece onaylanan konkordato, bütün alacaklıları bağlar. Borçlu ödeme planına sadık kalmazsa konkordatonun feshi söz konusu olur ve iflas sürecine dönülür.
• Alacaklılar, borçlunun taahhütlerini yerine getirmediğini veya mali tablolarını yanlış beyan ettiğini fark ederse fesih davası açabilir.
4. Yeniden Yapılandırma Anlaşmaları:
• Özellikle bankacılık ve finans sektöründe, büyük ölçekli borçlularla alacaklılar arasında “yeniden yapılandırma” adı altında özel sözleşmeler yapılır. Böylece borçlar vadelendirilir veya kısmen silinebilir.
• Bu tür anlaşmalar, hızlı ve esnek bir çözüm sunarak hem borçlunun iflasa sürüklenmesini engeller hem de alacaklıların alacaklarının önemli bir kısmını tahsil etmesine olanak tanır.

Alacaklı ve Borçlu Haklarının Geleceği: Gelişim Eğilimleri​

Türkiye’de İcra ve İflas Hukuku, yaşanan ekonomik gelişmelere ve yargısal taleplere göre sürekli güncellenmektedir. Alacaklı ve borçlu haklarının dengede tutulması, ekonomik istikrar için de önemlidir.
1. Dijital İcra Uygulamaları:
• E-tebligat ve UYAP üzerinden yapılan işlemler, tarafların takip işlemlerini hızlandırmış ve kolaylaştırmıştır. Gelecekte icra satışlarının daha çok elektronik ortamda yapılması, artırmaların internet üzerinden gerçekleştirilmesi beklenmektedir.
• Alacaklılar ve borçlular, icra dosyalarına çevrimiçi erişerek işlemleri takip edebilir. Bu durum, şeffaflığı ve denetimi artırır.
2. Arabuluculuğun ve Alternatif Uyuşmazlık Çözümlerinin Yaygınlaşması:
• Devlet, yargının iş yükünü azaltmak ve taraflar arasındaki anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek için arabuluculuğu teşvik etmektedir. Bu eğilim, ilerleyen yıllarda da devam edecektir.
• Uzman arabulucuların devreye girmesi, borçların yeniden yapılandırılması ve alacaklının da menfaatine olacak çözüm yollarının ortaya çıkmasını sağlayabilir.
3. Borçlunun Korunmasına İlişkin Düzenlemeler:
• Sosyal devlet anlayışının güçlenmesiyle, borçlunun asgari yaşam standartlarının korunmasına yönelik düzenlemelerin artması beklenmektedir. Maaş haczine ilişkin alt sınırların yükseltilmesi, haczedilemeyen mal ve hakların kapsamının genişlemesi gibi yenilikler gündeme gelebilir.
• Özellikle iflas durumlarında, şirketlerin yeniden yapılandırılmasına yönelik daha kapsamlı mevzuat değişiklikleri yapılabilir. Bu durum, hem alacaklıların alacaklarını tahsil etmesini kolaylaştıracak hem de istihdamı ve ekonomik faaliyeti koruyacaktır.
4. Uluslararası Boyut ve Avrupa Birliği Mevzuatı:
• Türkiye, AB müktesebatına uyum sürecinde icra ve iflas alanında da çeşitli düzenlemelere gitmektedir. Özellikle sınır ötesi iflas ve tahsilat prosedürleriyle ilgili direktifler, gelecekte Türk uygulamasını etkileyebilir.
• Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrası daha da kolaylaşmakta, bu da borçlunun farklı ülkelerdeki malvarlığına erişme imkânını genişletmektedir.

Değerlendirme ve Önemli Noktalar​

İcra ve İflas Hukuku, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat çatışmasının en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Alacaklılar, alacaklarını mümkün olduğunca hızlı ve tam tahsil etmeye çalışırken, borçlular ise malvarlıklarını koruma ve yaşamsal ihtiyaçlarını sürdürme mücadelesi verir. Bu noktada şu hususlar öne çıkar:
• Denge İlkesi: Mevzuat ve yargı uygulaması, taraflar arasında hakkaniyetli bir denge sağlamayı amaçlar. Alacaklının hakkı korunurken, borçlunun da temel yaşam standartları ve kişilik hakları ihlâl edilmemelidir.
• Usul Kurallarının Önemi: İcra ve iflas süreçleri, katı usul kurallarına bağlıdır. Sürelerin takip edilmesi, itiraz ve şikâyetlerin doğru zamanda ve doğru gerekçelerle yapılması hak kayıplarını önler.
• Etkili Hukuki Koruma Araçları: Alacaklılar, geçici hukuki koruma yollarını kullanarak borçlunun malvarlığını kaçırmasını önleme imkânına sahiptir. Borçlular ise itiraz ve şikâyet haklarıyla haksız takiplere karşı korunur.
• Uzlaşı ve Yapılandırma: Uygulamada, çekişmeli icra yerine sulh, taksitlendirme veya konkordato gibi yöntemlerle borçların yapılandırılması hem taraflara zaman kazandırır hem de ekonomik olarak daha sürdürülebilir çözümler sunar.
• Kötü Niyetli Davranışlara Karşı Tazminat: Hukuk, sistemin suistimal edilmemesi için tarafların kötü niyetle yaptığı işlemlere karşı tazminat ve cezai sorumluluk getirmektedir. Bu sayede hakkın kötüye kullanımı engellenmeye çalışılmaktadır.
• Geleceğe Yönelik Reformlar: Teknolojik gelişmeler, dijital icra süreçleri, arabuluculuk ve iflas koruma mekanizmalarıyla ilgili düzenlemeler, alacaklı ve borçlu haklarının daha modern ve etkili biçimde korunmasını sağlayacaktır.

Alacaklı ve borçlu hakları, İcra ve İflas Hukuku’nun temeli niteliğindedir. Bu haklar, devletin zor kullanma tekelinin yasal çerçevede kullanılması ile hayata geçirilir. Her iki taraf da kanunun belirlediği usul kurallarına uygun davranmak ve dürüstlük ilkesine riayet etmek zorundadır. Böylece hem ekonomik yaşamın sürekliliği sağlanır hem de kişiler arasındaki hukuki ihtilaflar adil bir şekilde çözümlenir.
 
Geri
Tepe