Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

Denizde Çatma ve Rücu Davaları

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Denizde Çatma Kavramı ve Tanımı​

Deniz ticareti hukuku, açık denizlerde ve iç sularda gerçekleşen gemi faaliyetlerini düzenleyen kurallar bütünüdür. Bu kapsamda denizde çatma (collision) olgusu, iki veya daha fazla geminin birbirine çarparak zarara neden olduğu durumları ifade eder. Türk hukuk sisteminde denizde çatmaya ilişkin hükümler esas itibarıyla Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde düzenlenmiştir. Çatma hukuku, gemilerin teknik ve hukuki özelliklerinin yanı sıra milletlerarası sözleşmeler, iç hukuk kuralları ve yargı kararları ile şekillenir.

Denizde çatmanın hukuki anlamda gerçekleşmesi için gemiler arasında fiili bir temas olması şarttır. Ancak bazı uluslararası düzenlemeler ve doktriner görüşler, manevra hatası sonucu gemilerin temastan kaçınamamış olması veya dalga ya da cereyan etkisiyle bir geminin diğerine çarpması gibi dolaylı çarpışma hâllerini de çatma kavramı içinde değerlendirmektedir. Buna göre, bir geminin diğer gemiye fiziksel olarak temas etmesine ya da ihmal, kusur veya beklenmeyen bir etki sonucu çarpma neticesi doğuran eylemlerine çatma denir.

Çatma kavramının açıklanmasında önem arz eden bir husus, denizde çatmanın yalnızca iki gemi arasında değil, daha fazla sayıda geminin dâhil olduğu olaylar bakımından da geçerli olduğudur. Örneğin, zincirleme şekilde üç veya dört geminin birbirine çarpması durumunda, her bir geminin kusur ve sorumluluk oranı ayrı ayrı değerlendirilir. Hukuki ve teknik açıdan son derece karmaşık olabilen bu durumlar, deniz kazaları kategorisinde yer alır ve çatma sonucu doğan zararların paylaştırılması ve rücu davalarının akıbeti bakımından önem arz eder.

Denizde çatma, yalnızca maddi zararlara yol açmaz. İnsanların ölümü veya yaralanması, deniz kirliliği ya da çevreye verilen diğer zararlar da çatmanın muhtemel sonuçları arasındadır. Bu nedenle çatma halinde oluşan zarar türleri geniş bir yelpazeye yayılabilir: Geminin teknesi, makine aksamı, yük ve çevre zararları gibi maddi kayıplar ile can kaybı veya yaralanma gibi bedeni zararlar bu kapsamdadır.

Çatmanın Unsurları​

Denizde çatma olgusunun hukuki niteliğinin saptanabilmesi için belirli unsurların varlığı aranır. Genel olarak çatmanın unsurları fiili ve hukuki boyutlarda ele alınabilir. Çatma, sadece bir kazanın fiziksel gerçekleşme biçimine değil, aynı zamanda kusur, ihmal veya başka hukuki sebeplere de dayanabilir. Bu unsurların saptanması, çatma sonucunda ortaya çıkacak sorumluluk ile rücu davalarındaki taleplerin temelini oluşturur.

Fiili Unsurlar​

Fiili unsurlar, çatmanın gerçekleşmesi için gerekli olan fiziksel koşulları ifade eder:

  • Gemiler Arasında Fiziksel Temas: Çatma kavramının en klasik tanımı, iki geminin fiziksel olarak çarpışmasıdır. Ancak bazı durumlarda, fiili temas olmasa bile bir geminin manevra hatası veya dalga etkisiyle diğerini sürüklemesi sonucu çarpışma meydana gelebilir.
  • Çarpma Anı ve Yerinin Saptanması: Çatmanın oluştuğu coğrafi konum ve çarpışma anı, hukuki sürecin başlangıcı açısından önemlidir. Hem ulusal hem de milletlerarası yargı organlarının yetkisi ile ilgili konular bu tespitle bağlantılıdır.
  • Zararın Ortaya Çıkması: Çatmanın fiili unsurları içinde en önemli konulardan biri, gemi, yük veya çevre üzerinde bir zararın meydana gelip gelmediğidir. Zararın varlığı veya yokluğu, çatma hukuku bakımından talep edilebilecek tazminat ile sorumluluğun doğup doğmayacağı üzerinde belirleyici etki yapar.

Hukuki Unsurlar​

Fiili bir temas veya etkilenme söz konusu olduktan sonra, hukuki anlamda çatmanın varlığından bahsedebilmek için gereken unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Kusur veya İhmal: Kusurlu davranış, denizde çatma davalarının temel inceleme noktasını oluşturur. Geminin kaptanı, kılavuz kaptan veya mürettebatın kusurlu davranışı, ihmal veya dikkatsizlik hâli, çatma sonucunda ortaya çıkan zarardan sorumluluğa yol açar. Ancak bazı özel hâllerde objektif sorumluluk da söz konusu olabilir.
  • Nedensellik Bağı: Çatmaya sebebiyet veren fiilin zarar ile doğrudan bağlantılı olup olmadığı araştırılır. Eğer kusurlu hareket ile sonuç arasındaki illiyet bağı kesilmişse, zarardan sorumluluk doğmayabilir.
  • Kanuni Dayanak: TTK çatma hükümleri ile milletlerarası sözleşmeler, çatma hallerinde hangi kuralların uygulanacağını belirler. Özellikle Brüksel Konvansiyonları ve diğer uluslararası düzenlemeler, çatma halinde uygulanacak ilkeleri sıralar.

Çatmanın Sorumluluk Esasları​

Çatmada sorumluluk, genel itibarıyla kusura dayalı sorumluluk olarak kabul edilir. Ancak denizde çatma vakalarının karmaşık yapısı ve deniz ticareti hukukunun kendine özgü düzenlemeleri nedeniyle, sınırlı sorumluluk gibi özel ilkeler de gündeme gelir. Özellikle büyük tonajlı gemilerin sebep olabileceği yüksek meblağlı zararlarda, denizcilik sektörünün gereksinimleri doğrultusunda sorumluluğun belirli bir tavan miktarıyla sınırlandırılması dünya genelinde kabul edilmiş bir uygulamadır.

Kusura Dayalı Sorumluluk​

Çatma vakalarında kusur, genellikle gemi kaptanının veya mürettebatın uluslararası denizcilik kurallarına, seyir kurallarına ya da yerel mevzuatta öngörülen talimatlara aykırı davranışları çerçevesinde ortaya çıkar. Sorumluluğun kusura dayalı olarak belirlenmesinde dikkate alınan bazı hususlar şöyledir:

  • Kaptanın Seyir Kurallarına Uyma Yükümlülüğü: Uluslararası Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREGS 1972) ve TTK’daki düzenlemeler, kaptana belirli çerçevede özen yükümlülüğü getirir. Geçiş önceliğine uymak, hız limitlerini dikkate almak, hava ve deniz şartlarını gözeterek manevra yapmak bu yükümlülüğün kapsamındadır.
  • Gemi Personelinin Dikkat ve Özeni: Dümenci, makine dairesi personeli veya güvertede görev yapan diğer personelin ihmali, çatma sonucunda doğacak kusura bağlı sorumluluğun belirlenmesinde etkilidir.
  • Kılavuz Kaptanın Durumu: Bazı boğaz veya liman bölgelerinde kılavuz kaptan zorunlu olabilir. Kılavuz kaptanın hatalı manevrası nedeniyle oluşan çatma hallerinde, kılavuz kaptan ile gemi işletme yetkilisinin sorumluluk paylaşımı ayrıca incelenir.

Sınırlı Sorumluluk​

Deniz ticareti hukukunda, gemi sahiplerinin veya işleticilerinin yüksek meblağlı zararlar karşısında sorumluluklarının belirli bir tavanla sınırlandırılması ilkesi yerleşmiştir. Bu ilke, uluslararası konvansiyonlar ve Türk hukuku bakımından da geçerli olabilir. Sınırlı sorumluluğun uygulanması şu nedenlerle önem taşır:

  • Denizcilik Sektörünün Korunması: Büyük gemilerin uğrayabileceği veya sebep olabileceği zararlar, kimi zaman gemi sahibinin mali gücünü aşabilir. Gemicilik faaliyetlerinin sekteye uğramaması için sorumluluğun üst sınırları belirlenir.
  • Uluslararası Rekabet ve Finansman: Gemi işletmecileri, finansman sağlama veya sigorta faaliyetlerinde sınırlı sorumluluk ilkesi sayesinde daha öngörülebilir riskler ile karşılaşır. Bu da uluslararası denizcilik sektöründeki rekabeti etkiler.
  • Hukuki Güvence Sağlama: Çatma halinde zarara uğrayanların tazminat talebinde bulunması mümkün olmakla birlikte, bu talep sınırlı sorumluluk düzenlemeleriyle çerçevelenir. Bu sayede tazminat alacaklıları için belli bir güvence, gemi sahibi veya işletmeci için de korunma sağlanır.

Sınırlı sorumluluğun uygulanabilmesi için gemi sahibi veya işletmecisinin sınırlama hakkını kaybetmemiş olması gerekir. Örneğin, kasten veya ağır kusurla hareket edildiğinin ispatı hâlinde sınırlama hakkı bertaraf olabilir.

Zararın Paylaştırılması ve Zararın Tespiti​

Çatma sonucunda doğan zararın hangi tarafça ve ne kadar karşılanacağı, kusur oranlarının belirlenmesine bağlıdır. Deniz hukuku çerçevesinde, tarafların kusur oranları saptanır ve bu oranlar dâhilinde taraflar birbirlerine karşı tazmin yükümlülüğü altına girer. Eğer kusur tamamen tek bir tarafa aitse, zarar o tarafça karşılanır. Ancak çatma vakalarında sıklıkla karşılaşılan durum, tarafların ortak kusur ilkesidir. Bu halde, her bir geminin kusur nispeti ölçüsünde zararın paylaşımı yapılır.

Zararın tespiti, hem gemideki yapısal zararları hem de yük ve diğer maddi/manevi zararları içerir. Özellikle yüksek değerdeki yüklerin taşındığı gemilerde, çatma sonucu uğranılan zararların hesaplanması ciddi uzmanlık gerektirir. Zararın hesabı yapılırken:

  • Geminin onarım masrafları,
  • Kazanç kaybı (geminin sefer yapamaması sebebiyle oluşan kayıplar),
  • Yükün zarar görmesi, kısmen veya tamamen yitirilmesi,
  • Gemide veya karşı tarafta oluşan bedeni zararlar (yaralanma, ölüm),
  • Çevre kirliliği zararları
gibi farklı kalemler dikkate alınır. Bu hesaplamalar, çoğu zaman bilirkişilerin ya da deniz ekspertiz kurumlarının raporlarıyla desteklenir.

Rücu Davaları ve Uygulama Esasları​

Denizde çatma olaylarında, kusur nispetlerine göre zararların paylaştırılması sonrası, bir tarafın diğerine ödediği tazminat miktarını oransal olarak geri alabilme imkânı doğabilir. Bu imkân, hukuk sistemimizde “rücu davası” adıyla tanımlanır. Rücu davaları, esas olarak kusur ve sorumluluğun paylaştırılması ilkesi çerçevesinde şekillenir.

Rücu Davasının Koşulları​

Rücu davası, bir tarafa düşen tazminat veya zararı telafi etmek amacıyla, asıl sorumluluk payına sahip kişiye karşı açılan davadır. Koşulları şu şekilde özetlenebilir:

  • Ödenen Tazminat: Davayı açacak tarafın, çatma sonucunda doğan zararın bir kısmını veya tamamını ödemiş olması gerekir. Ödenen miktar, kusur oranına göre fazla ya da haksız yere ödenen tutar olmalıdır.
  • Kusur ve Sorumluluk Oranının Belirlenmesi: Rücu talebine dayanak teşkil eden kusur oranları, genellikle mahkeme kararı veya taraflar arasındaki anlaşma ile kesinleştirilir. Bu oranlar esas alınarak fazla ödemede bulunan taraf, rücu hakkını kullanabilir.
  • Zamanaşımı Süresine Uyma: Rücu davalarında, deniz ticareti hukukunun öngördüğü zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. TTK’da veya uluslararası sözleşmelerde öngörülen süreler içinde dava açılmazsa rücu hakkı düşebilir.

Rücu Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme​

Türk hukukunda, deniz hukuku uyuşmazlıklarında genel olarak asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Mahkemenin yetkisi, çatmanın gerçekleştiği yer, tarafların yerleşim yeri veya sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenebilir. Uluslararası boyutu olan çatmalarda, ilgili uluslararası sözleşmeler uyarınca farklı yetki kuralları da uygulanabilir.

Denizde Çatma ve Rücu Davalarında Yargılama Süreci​

Çatma sonucu ortaya çıkan uyuşmazlıklarda yargılama süreci, hem tazminat davası hem de rücu davasını kapsar. Zararın doğrudan tazmini için açılan dava ile rücu davası aynı anda görülebileceği gibi, önce tazmin davası sonuçlanıp daha sonra rücu davası açılabilir. Uyuşmazlık taraflarının stratejileri, kusur oranlarının mahkemece belirlenmesi ve diğer olgular, bu süreçleri etkiler.

İhtiyati Tedbirler ve Geçici Hukuki Koruma​

Deniz hukukunda ihtiyati tedbir, geminin alıkonulması (tutulması) veya gemiye haciz koyulması şeklinde ortaya çıkabilir. Tutuklama (arrest) olarak bilinen bu uygulama, alacaklı tarafın ileride elde edeceği tazminatın tahsilini güvence altına almak için önemlidir. Uluslararası denizcilik kuralları ve 1952 tarihli Brüksel Sözleşmesi (Arrest of Ships) benzeri metinler, bu konuda ayrıntılı düzenlemeler içerir.

Geçici hukuki korumalar, rücu davasında da talep edilebilir. Örneğin, bir tarafın rücu talebine konu alacağı riske girdiğinde, gemiye veya diğer malvarlığı unsurlarına tedbir konulması talep edilebilir. Mahkeme, bu tür tedbirlerin gerekliliğini değerlendirirken davanın esası hakkında kuvvetli emare olup olmadığına bakar.

Delillerin Toplanması ve Sunulması​

Denizde çatma vakalarında ekspertiz raporları, kaptan seyir defteri, radar kayıtları, gemi seyir cihazları (VDR) gibi deliller büyük önem taşır. Kusur oranının ispatında şu tür deliller kullanılabilir:

  • Kaptan ve mürettebat ifadeleri,
  • Tanık beyanları (örneğin olay anında yakınlarda bulunan başka gemi personelinin gözlemleri),
  • Teknik ölçümler ve deniz haritalarındaki seyir bilgileri,
  • Gemi iletişim kayıtları (VHF, uydu telefon kayıtları).

Delillerin değerlendirilmesi sonucunda, mahkeme kusur ve sorumluluk oranlarını belirler. Ardından tazmin sorumluluğu çerçevesinde, tarafların ödemesi gereken miktarlar kesinleştirilir. Ödeme yapılması ve kusur paylarının netleşmesinden sonra da rücu davası aşamasına geçilebilir.

Milletlerarası Sözleşmeler ve Uygulanabilirlik Sorunları​

Deniz hukuku, uluslararası nitelik taşıyan bir alandır. Gemilerin farklı devlet bayrakları taşıması, tarafların farklı ülkelerde yerleşik olması veya çatmanın açık denizlerde meydana gelmesi gibi faktörler, milletlerarası sözleşmelerin uygulanmasını gündeme getirir. Bu sözleşmeler, çatma hâlinde uygulanacak kuralları belirlediği gibi, hangi ülke mahkemelerinin yetkili olacağını veya hangi ülke hukukunun uygulanacağını da düzenleyebilir.

Özellikle 1910 tarihli Brüksel Çatma Sözleşmesi, denizde meydana gelen çatmalarda sorumluluk ilkelerini düzenleyen önemli bir metindir. Türkiye’de TTK ile büyük ölçüde uyumlu düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bazı ülkelerin taraf olmaması veya sözleşmelerdeki çekinceler, uygulanabilirlik yönünden çeşitli sorunlar doğurabilir.

Milletlerarası Düzenlemeler ve Yerel Mevzuatın Etkileşimi​

Milletlerarası düzenlemeler ile yerel mevzuat arasındaki etkileşim, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici rol oynar. Genellikle şu aşamalar izlenir:

  1. Başvurulacak Hukukun Tespiti: Uyuşmazlıkta hangi devletin hukukunun uygulanacağı, taraflar arasındaki sözleşmelere, milletlerarası sözleşmelere ve hukuki bağlama kurallarına göre belirlenir.
  2. Yetki Kurallarının Uygulanması: Mahkemenin yetkili olup olmadığı, genellikle çatmanın gerçekleştiği yer, tarafların yerleşim yeri veya sözleşmesel düzenlemelerle saptanır.
  3. Çatmaya İlişkin Esas Hükümlerin Tespiti: Uygulanacak hukuka göre, çatmanın sorumluluğu, kusur oranlarının belirlenmesi, tazminat ve rücu hususları şekillenir.

Bu süreçte, yerel mahkeme kararlarının uluslararası alanda tanınması veya yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrası da değerlendirilecektir. Eğer bir devlet, uluslararası sözleşmeleri onaylamamışsa veya iç hukukunda farklı düzenlemeler varsa, çatma vakasında hangi kuralın esas alınacağına dair ihtilaf çıkabilir.

Yargı Kararları ve Uygulama Örnekleri​

Deniz ticareti hukukuna ilişkin çatma davaları, çoğu zaman teknik bilirkişi raporları ve uluslararası kurallara dayalı savunmaların yapıldığı karmaşık süreçlerdir. Mahkeme kararları, benzer vakalara emsal teşkil eder ve uygulamada yol gösterici olur. Örneğin, bir davada gemi kaptanının hava raporlarına rağmen gerekli önlemleri almaması ağır kusur olarak nitelenirken, bir başka davada acil durumlarda hızla karar almanın güçlüğü hafif kusur kapsamında değerlendirilebilir.

Uygulamada sık karşılaşılan örneklerden bazıları:

  • Boğaz Geçişi Sırasında Çatma: İstanbul veya Çanakkale Boğazı gibi trafiğin yoğun olduğu su yollarında, gemiler arasındaki mesafenin yetersizliği ve manevra hataları çarpışmalara yol açabilir. Mahkemeler genellikle kaptanın özen yükümlülüğüne ve kılavuz kaptanın talimatlarına uyulmamasını kritik kusur olarak kabul eder.
  • Liman İçinde Çatma: Rıhtıma yanaşma veya ayrılma sırasında gemiler arasında çatma meydana gelmesi, kusur oranlarının daha fazla tartışılmasına neden olur. Özellikle liman manevralarının zorluğu ve römorkör yardımlarının kullanılmaması gibi faktörler, sorumluluğun tespitinde rol oynar.
  • Açık Denizlerde Çatışma: Seyir kurallarına uyulmaması, dikkatsizlik veya dümen kilitlenmesi sonucu meydana gelen çatmalarda genellikle COLREGS hükümlerine vurgu yapılarak karar verilir.

Çatma ve Rücu Davalarında Uzlaşma ve Alternatif Çözüm Yolları​

Deniz ticareti hukuku uyuşmazlıkları, tarafların arabuluculuk, tahkim veya uzlaşma gibi yollarla çözüme kavuşabileceği alanlardan biridir. Özellikle uluslararası tarafların yer aldığı çatma davalarında, tahkim büyük önem taşır. Londra Deniz Tahkim Birliği (LMAA) veya diğer uluslararası tahkim merkezleri, çatma ve rücu uyuşmazlıklarının çözümünde sıklıkla tercih edilir.

Arabuluculuk veya müzakere yoluyla taraflar, sorumluluk oranları, tazminat miktarları ve rücu alacakları konusunda anlaşabilir. Bu yollar, uzun süren mahkeme süreçlerini ve yüksek yargılama masraflarını engelleyebilir. Ayrıca, denizcilik sektöründe ticari ilişkilerin devamlılığı için dostane anlaşmalar yapmak da stratejik bir tercih olabilir.

Tazminatın Hesaplanması ve Tahsili​

Çatma halinde sorumluluğu doğan taraf veya taraflar, mahkeme kararı veya uzlaşma çerçevesinde belirlenen tazminatı ödemekle yükümlüdür. Tazminatın hesaplanmasında kullanılan yöntemler:

  • Piyasa Değerine Göre Onarım Masrafı: Geminin uğradığı hasarın giderilmesi için yapılacak masraf, geminin piyasa değerine veya ilgili teknik raporlara göre hesaplanır.
  • Kazanç Kaybı Hesabı: Geminin veya yükün seferden geri kalması nedeniyle oluşan gelir kaybı, nakliye sözleşmelerindeki navlun bedelleri veya spot piyasa oranları dikkate alınarak belirlenir.
  • Manevi Tazminat: Ölümlü veya yaralanmalı çatma hallerinde, sorumluluğun derecesine göre manevi tazminat da gündeme gelebilir.
  • Çevre Zararlarının Hesaplanması: Yakıt sızıntısı veya benzeri çevresel etkiler nedeniyle oluşan zararların telafisi için uluslararası sözleşmelerin ve ulusal mevzuatın öngördüğü bedellerin ödenmesi gerekebilir.

Tazminatın tahsili için gemi üzerinde yasal ipotek, haciz veya tutuklama gibi yasal yollar kullanılabilir. Alacaklı taraf, kararın kesinleşmesi sonrası icra organlarına başvurarak geminin satışını talep edebilir. Ancak pratikte, denizcilik sektöründe sigorta güvenceleri ve kefalet mektupları sayesinde tahsilat çoğunlukla uzlaşma yoluyla veya sigorta şirketleri vasıtasıyla gerçekleştirilir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler​

Denizde çatma davalarında, tazminat ve rücu taleplerine ilişkin bazı zamanaşımı veya hak düşürücü süre kuralları bulunur. TTK’da veya ilgili uluslararası sözleşmelerde bu sürelerin uzunluğu düzenlenmiştir. Örneğin, TTK uyarınca çatma sonucunda doğan tazminat istemleri belirli süreler içinde ileri sürülmezse hak kaybı meydana gelebilir. Söz konusu süre, genellikle olay tarihinden itibaren başlar ve birkaç yıl şeklinde belirlenir. Rücu davalarında ise, asıl tazminatın ödendiği tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi başlayabilir.

Zamanaşımı kuralları, tarafların dava stratejilerini büyük ölçüde etkiler. Geminin bayrağı, çatmanın gerçekleştiği yer veya tarafların mutabakata vardığı tahkim sözleşmeleri gibi unsurlar, hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağını belirleyebilir. Bir davada Türk hukuku uygulanıyorsa TTK’nın öngördüğü süreler gündeme gelir; aksi takdirde yabancı bir hukuk düzenlemesi devreye girebilir.

Çatma Sonrası Sigortacıların Rolü ve Rücu Hakkı​

Denizcilik sektöründe sigorta, her gemi için vazgeçilmez bir unsurdur. Hull & Machinery sigortası, geminin gövdesini ve makine aksamını korurken; P&I (Protection & Indemnity) sigortaları, üçüncü kişilere verilebilecek zararlara karşı sorumluluğu güvence altına alır. Çatma hâlinde, sigorta şirketleri devreye girerek zararı tazmin eder ve sonrasında kusurlu taraflara karşı rücu hakkını kullanabilir.

P&I Kulüpleri ve Sigorta Kapsamı​

P&I kulüpleri, denizcilik sektöründe karşılıklı sigorta prensibi ile çalışan kuruluşlardır. Gemiler bu kulüplere üye olmak suretiyle üçüncü kişi zararları, çevre zararları ve diğer sorumluluk riskleri için teminat sağlar. Çatma hâlinde P&I kulüpleri:

  • Zararın tespitini yapar veya bilirkişi görevlendirir,
  • Tazminat müzakerelerini yürütür,
  • Mahkeme masraflarını üstlenebilir veya dava sürecinde tarafı temsil eder,
  • Ödeme yaptıktan sonra kusurlu taraftan veya onun sigortacısından rücu yoluyla alacaklarını tahsil eder.

Sigorta şirketlerinin rücu hakkı, ödeme yapılan zarar miktarı ile sınırlıdır. Eğer sigorta şirketi, gemi sahibinin kusurundan kaynaklanan zararı tazmin ettiyse, kusurlu sayılabilecek başka bir tarafa karşı ödediği meblağın iadesini talep edebilir.

Tablolar​

Deniz ticareti hukukunda denizde çatma ve rücu davalarına ilişkin temel hukuki kaynaklar arasında Türk Ticaret Kanunu maddeleri ve milletlerarası sözleşmeler önemlidir. Aşağıdaki tabloda, ilgili bazı TTK maddeleri ile çatma konusunda uygulanabilecek önemli uluslararası sözleşmeler sıralanmıştır:

TTK Maddesiİlgili Milletlerarası Sözleşme
TTK m. 1142-11521910 Brüksel Çatma Sözleşmesi
TTK m. 1191-1195 (Sınırlı Sorumluluk)1976 Londra Sorumluluğun Sınırlandırılması Sözleşmesi (LLMC)
TTK m. 1328-1335 (Hukukî Sorumluluk)COLREGS 1972 (Denizde Çatışmayı Önleme Kuralları)

Bu düzenlemeler, deniz kazalarında çatma olgusuna ilişkin temel ilkeleri ve sorumluluk esaslarını belirler. Ayrıca, yukarıda belirtilen uluslararası sözleşmeler dışında da farklı hükümler içeren bölgesel anlaşmalar bulunabilir. Tarafların uyrukları, gemi bayrağı ve çatmanın gerçekleştiği deniz alanına göre farklı mevzuatlar devreye girebilir.

Çatma ve Rücu Davalarının Uygulamadaki Önemi​

Deniz ticareti hukuku bakımından çatma ve rücu davaları, pek çok bakımdan uygulamada kilit rol oynar:

  • Deniz Emniyeti ve Seyir Güvenliği: Çatma davalarında verilen kararlar, gemi kaptanları ve armatörler için yol gösterici olur. Hatalı manevra, radar veya elektronik seyir yardımcılarını dikkate almama gibi kusurlu davranışlar, yüksek tazminat yükümlülüklerine yol açarak caydırıcılık sağlar.
  • Sigorta Sektörünün Yapısı: Rücu davaları, sigorta şirketlerinin finansal risklerini yönetmesi açısından önemlidir. Çatma davalarının sonuçları, P&I kulüplerinin prim politikalarını ve teminat koşullarını etkiler.
  • Ticari İlişkilerin Sürdürülebilirliği: Özellikle büyük navlun anlaşmaları ve gemi kiralama sözleşmeleri bakımından, çatma ve rücu davalarında oluşan riskler sözleşme koşullarını şekillendirir. Taraflar, sözleşmelerine hükümler ekleyerek uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğini düzenleme yoluna gidebilir.

Ortak Kusur Hâlinde Rücu Uygulaması​

Deniz kazalarında sık karşılaşılan durumlardan biri, tarafların ortak kusuru sonucunda çatmanın meydana gelmesidir. Bu gibi hâllerde her gemi, kendi kusuru oranında zararı üstlenir. Eğer taraflardan biri, zararın tamamını veya büyük bir kısmını ödemek zorunda kalırsa, sonrasında diğer tarafa rücu edebilir. Ortak kusur hâlinde rücu uygulamasının detayları:

  • Kusur Oranlarının Mahkemece Belirlenmesi: Ortak kusur oranları teknik incelemelerle ortaya çıkar. Manevra hataları, hız kurallarına aykırılık ve seyir cihazlarının kullanım biçimi sıklıkla tartışılır.
  • Zarar Oranlarının Paylaştırılması: Mahkeme veya tahkim heyeti, örneğin bir geminin %60, diğerinin %40 kusurlu olduğuna karar verirse, her gemi kendi kusur oranı ölçüsünde zarar sorumluluğunu üstlenir.
  • Rücu Davasında İspat Yükü: Rücu davasını açan taraf, ödediği tazminatın kendisine ait olan kusur oranından fazla olduğunu ve karşı tarafın sorumluluk payını ödemediğini ispatlamakla yükümlüdür.

Çevresel Zararlar ve Rücu Talepleri​

Çatma olaylarında yalnızca gemilerin fiziksel zararları değil, çevresel kirlilik veya deniz ekosistemine verilen zararlar da söz konusu olabilir. Bu nedenle çatma sonucunda meydana gelebilecek bir petrol sızıntısı, kimyasal madde yayılması veya benzeri çevre zararlarında, devlet otoriteleri veya özel kuruluşlar, sorumlu taraflardan tazminat talebinde bulunabilir. Sigorta şirketleri veya P&I kulüpleri, bu tazminat taleplerini karşılamakla yükümlü olabilir ve ödemeden sonra diğer kusurlu taraflara rücu eder.

Çevresel zararların tespit ve hesaplama yöntemleri genellikle karmaşıktır. Bilirkişi raporlarına ek olarak, ekolojik değerlendirmeler, kirlilik ölçümleri ve uzun vadeli etkilerin analizi yapılır. Bu analizler, rücu davasında hangi oranda ve ne kadar tazminatın iadesinin talep edileceğine dair temel verileri oluşturur.

Dava Stratejileri ve Tarafların Hukuki Korunması​

Çatma ve rücu davalarında, tarafların izleyeceği stratejiler büyük önem taşır. Hem tazminat davası hem de rücu davası sürecinde:

  1. Uzman Avukat ve Bilirkişi Desteği: Deniz ticareti hukukunda uzman avukatların ve deniz eksperlerinin yönlendirmesi, doğru savunma stratejileri ve delil toplanması açısından kritik öneme sahiptir.
  2. Sigorta Bildirimi ve Kapsam Analizi: Olay meydana geldiğinde sigorta şirketine veya P&I kulübüne derhal bildirim yapılmalıdır. Sigortanın kapsamı, rücu davalarındaki hak ve yükümlülükleri belirler.
  3. Uzlaşma Müzakereleri: Tarafların uzlaşma arayışı, masrafları azaltıp süreci hızlandırabilir. Bunun için çatma ve rücu davaları başlamadan veya devam ederken müzakere yapmak mümkündür.

Taraflar arasındaki güç dengesi, finansal kaynaklar ve olayın uluslararası boyutları, dava stratejilerinin şekillenmesinde etkili olur. Örneğin, uluslararası bir şirketin sahip olduğu büyük gemi ile daha küçük çaplı bir armatörlük şirketinin gemisi çarpıştığında, dava sürecini yönetme kabiliyeti açısından farklılıklar ortaya çıkabilir.

Gemi Kaptanının Yükümlülükleri ve Hukuki Sorumluluk​

Çatma hâlinde en kritik figürlerden biri gemi kaptanı ve mürettebattır. Kaptanın;

  • Yeterli seyir tecrübesine sahip olması,
  • Uluslararası seyir kuralları (COLREGS), TTK ve diğer yerel düzenlemeler konusunda bilgi sahibi olması,
  • Geminin sefer emniyetini sağlaması,
  • Çatma sonrasında durumu ilgili otoritelere bildirmesi
gibi yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüklerin ihlali kusurlu davranış olarak nitelendirilebilir ve kaptanın bağlı olduğu armatöre veya işverene sorumluluk doğurabilir. Ağır kusur hâlinde kaptanın da şahsi sorumluluğu gündeme gelebilir.

Kaptanın emir ve talimatlarını yerine getirmeyen mürettebatın kusuru da ayrıca değerlendirilebilir. Zira kaptan, gemi içerisindeki hiyerarşik düzenin en üstünde yer alsa da, her personel kendi alanında gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

Hukuk Uyuşmazlıklarında Tahkim ve Arabuluculuk Merkezleri​

Deniz ticareti uyuşmazlıklarının yargısal çözümü uzun ve masraflı olabilir. Bu nedenle taraflar, genellikle tahkim veya arabuluculuk gibi alternatif çözüm yollarına başvurur. Özellikle deniz tahkim merkezleri, çatma ve rücu davalarında uzman hakemlerden oluşan panellerle daha hızlı ve etkin sonuçlar almayı sağlar.

Londra Deniz Tahkim Birliği (LMAA) ve Singapur Uluslararası Tahkim Merkezi (SIAC), denizcilik sektöründe öne çıkan kurumlardır. Tahkim sözleşmesinin varlığı hâlinde, çatma veya rücu uyuşmazlığı bu merkezlerin tahkim kuralları uyarınca çözülebilir. Arabuluculukta ise taraflar bağımsız bir arabulucunun gözetiminde anlaşmaya varmaya çalışır.

Çatma Davalarında Bilirkişilik Süreci​

Bilirkişi, çatma davalarında teknik konuların aydınlatılmasında kilit rol oynar. Denizcilik bilgisi gerektiren seyir kuralları, gemi manevraları, makine arızaları, hava ve deniz koşulları gibi hususları mahkemeye veya tahkim heyetine raporlar. Bilirkişilik sürecinin aşamaları:

  • Olay Yerinin İncelenmesi: Mümkün olduğunca hızlı şekilde olay yeri incelemesi yapılır. Gemi gövdesinin hasar durumu, çarpışma açısı, seyir cihazlarının kayıtları incelenir.
  • Teknik Rapor Hazırlığı: Uzman bilirkişi veya ekip, gemilerin hız, rota, hava ve akıntı bilgilerini değerlendirerek çatma anını simüle edebilir. Böylece hangi geminin kusurlu manevra yaptığı belirlenir.
  • Mahkemeye Sunum: Bilirkişinin hazırladığı rapor, mahkemenin kusur oranını takdir etmesinde temel bir referanstır. Taraflar, bilirkişi raporuna itiraz edebilir ve ek rapor talebinde bulunabilir.

Çatma Sonrasında Gemi Onarımı ve Teknik Kontroller​

Çatma sonucu hasar gören geminin seferine devam edebilmesi için onarım ve teknik kontroller zorunludur. Bu süreç, hukuki anlamda da önem taşır:

  • Hasar Kapsamının Belirlenmesi: Gemi klas kuruluşları (ör. Lloyd’s Register, Bureau Veritas) tarafından yapılan incelemelerle hasarın boyutu belirlenir. Raporlar dava sürecinde delil teşkil eder.
  • Maliyet Analizi ve Sigorta Ödemesi: Onarımın masrafı sigorta kapsamında karşılanabilir. Eğer kusurlu başka bir taraf varsa, sigorta şirketi ödediği bedeli ona rücu eder.
  • Denize Elverişlilik Belgesi: Onarım sonrası geminin tekrar sefere çıkabilmesi için ulusal veya uluslararası otoritelerden denize elverişlilik onayı alınması gerekir. Bu prosedür, çatma kaynaklı zararların giderildiğini ve geminin emniyetli olduğunu teyit eder.

Müteselsil Sorumluluk ve Rücu İlişkisi​

Bazı deniz ticareti sözleşmeleri veya özel hâllerde, birden fazla tarafın aynı zarardan müteselsil sorumlu olduğu durumlar ortaya çıkabilir. Örneğin, gemi kiralayan (charterer) ve gemi sahibi (owner) arasındaki anlaşmalar uyarınca, üçüncü kişiye verilen zarardan her ikisi de müştereken sorumlu olabilir. Tazminat ödemesi yapılırsa, müteselsil borçlulardan birisi ödediği kısım için diğerlerine rücu edebilir. Bu rücu mekanizması, müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkiye dayanır ve kusur oranlarına ya da sözleşmesel düzenlemelere göre belirlenir.

Uluslararası Yargı Kararları ve Rücu Mekanizması​

Uluslararası yargı organları (örneğin yabancı ülke mahkemeleri veya tahkim heyetleri) tarafından verilen çatma ile ilgili kararlar, Türkiye’de icra edilebilirlik koşullarına tabi tutulur. Eğer bir çatma kararı, yabancı bir mahkemece verilmişse, tanıma ve tenfiz usulleri uygulanarak Türkiye’de icra kabiliyeti kazanır. Rücu davası da bu tanıma ve tenfiz kararına dayanılarak Türkiye’de açılabilir veya yürütülebilir.

Bunun tersi durumda, Türkiye’de verilen bir çatma veya rücu davası kararı, başka bir ülkede icra edilmek istenirse, o ülkenin tanıma ve tenfiz kurallarına tabidir. Uluslararası alanda çatma davaları genellikle yüksek meblağlı ve taraflar arası gerginliğin fazla olduğu uyuşmazlıklar olduğu için, hızlı bir çözüm ve karara uyum, ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği bakımından önemlidir.

Kılavuz Kaptan Hizmeti ve Rücu Davalarındaki Etkisi​

Bazı boğaz ve liman geçişlerinde kılavuz kaptan alma zorunluluğu vardır. Kılavuz kaptanın bulunduğu hâllerde çatma gerçekleşirse, sorumluluk dağılımının nasıl yapılacağı sorusu gündeme gelir. Türk Boğazları’nda genellikle kılavuz kaptan tavsiye edilse de, zorunluluk bazı gemi tipleri veya yükler için söz konusudur. Kılavuz kaptanın kusurlu davranışı, teorik olarak onun çalıştığı idare veya şirketin de sorumluluğunu doğurabilir. Rücu davasında, kılavuz kaptan hizmetini sağlayan kuruluş aleyhine de talepte bulunulabilir.

Ancak uygulamada, kılavuz kaptanın tavsiyelerinin nihai karar mercii kaptan tarafından kabul edilmesi veya edilmemesi gibi hususlar dikkate alınır. Mahkeme veya tahkim heyeti, kılavuz kaptanın kusurunu kaptanın kusurundan ayrı olarak değerlendirebilir ve ona göre bir kusur payı tespiti yapabilir.

Geminin Bayrağı ve Hukukun Seçimi​

Geminin taşıdığı bayrak, hangi hukuk kurallarının uygulanacağında önemli bir etken olabilir. Her ne kadar denizde çatma için uluslararası kurallar temel alınsa da, çatmanın açık denizde mi yoksa kıyı devleti karasularında mı gerçekleştiği, davanın taraflarının milliyeti ve geminin bayrağı, dava stratejilerini ve uygulanacak kuralları etkiler.

Bayrak devleti hukukunun devreye girmesi, tarafların mutabakata vardığı hukuka ilişkin sözleşme hükümleriyle de kesişebilir. Örneğin, taraflar charter party’de İngiliz hukuku veya İsviçre hukuku seçmiş olabilirler. Böyle durumlarda çatma davasında veya rücu davasında, sözleşmedeki tahkim şartı veya yabancı hukuk seçimi uygulanır.

Kusurun Dağıtılmasında Teknik ve Hukuki Kriterler​

Çatma davalarında kusurun dağıtımı, hem teknik hem de hukuki kriterlere dayanır. Teknik kriterler:

  • Gemilerin sürat, rota ve manevra bilgileri,
  • Hava durumu, akıntı, görüş mesafesi,
  • Gemilerin tonajı ve manevra kabiliyeti,
  • İletişim eksikliği veya yanlış anlama.

Hukuki kriterler ise:

  • COLREGS’in ihlal edilip edilmediği,
  • Kaptan ve mürettebatın özen yükümlülüğü,
  • TTK hükümleri veya uluslararası sözleşmelerin ilgili maddeleri,
  • Taraflar arasındaki sözleşmesel düzenlemeler (mesela pilotage sözleşmesi).

Mahkeme, bu iki kategoriye giren unsurları birlikte değerlendirerek kusur oranlarını tespit eder. Tarafların rücu talebi de bu orana göre şekillenir.

Sigortacının Rücu Hakkının Sınırları​

Sigortacı veya P&I kulübü, çatma sonucunda zararı tazmin ettikten sonra rücu hakkını kullanabilir. Bu hak, genellikle aşağıdaki sınırlamalara tabidir:

  • Ödenen Tazminat Miktarıyla Sınırlılık: Sigortacı, sigortalısının kusuru nedeniyle ödediği miktarı aşan bir talepte bulunamaz.
  • Kusur Oranına Göre Rücu: Rücu istemi, karşı tarafın kusuruna isabet eden orana karşılık gelen meblağ ile sınırlıdır.
  • Sözleşmesel Kısıtlamalar: Bazı sigorta sözleşmeleri, rücu hakkını kısıtlayabilir veya taraflar arasında istisnai düzenlemeler öngörebilir.

Eğer bir deniz sigortası sözleşmesinde “rücu” hükümleri özel olarak düzenlenmişse, genel hukuktan farklı kurallar uygulanabilir. Bu durumda, uyuşmazlığı inceleyecek mahkeme veya tahkim heyeti, önce taraflar arasındaki sözleşmesel düzenlemeyi dikkate alır.

Deniz Ticaret Hukukunun Gelecek Perspektifi​

Teknolojinin gelişmesi, otonom gemilerin denize açılmaya başlaması ve çevre hassasiyetlerinin artması, deniz ticareti hukukunda çatma kavramının ve buna bağlı rücu davalarının önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını göstermektedir. Radar ve otomatik tanımlama sistemlerinin (AIS) daha gelişmiş versiyonları ile yapay zekâ temelli seyir destek sistemleri, çatma risklerini azaltabilir. Ancak bu teknolojilerin kullanılmasıyla birlikte kusur değerlendirmesi ve sorumluluk paylaştırması daha farklı boyutlar kazanacaktır.

Gemilerin insan müdahalesi olmadan seyredebildiği bir ortamda, kusurun kime yükletileceği, hangi sigorta poliçesinin devreye gireceği ve rücu davasının muhatabının kim olacağı gibi sorular gündeme gelecektir. Hukuk, bu sorulara cevap vermek için teknolojiye uyum sağlayacak ve yeni düzenlemeler yapılacaktır. Yine de denizcilik faaliyetlerinin yüksek risk ve uluslararası boyutlu niteliği, çatma ve rücu davalarının önemini koruyacağına işaret etmektedir.

Denizde Çatma ve Rücu Davalarına İlişkin Önemli Hususların Derlemesi​

  • Çatma Olgusunun Temeli: Birden fazla gemi arasında gerçekleşen çarpışma, kusur veya ihmal unsurlarına dayanır ve TTK ile uluslararası sözleşmelerde kapsamlı şekilde düzenlenir.
  • Sorumluluk İlkeleri: Kusura dayalı sorumluluk ve sınırlı sorumluluk, denizde çatma hukukunun belkemiğidir. Geminin tonajı, kusur derecesi ve sözleşmesel ilişkiler sorumluluğun paylaştırılmasında belirleyici olur.
  • Zararın Hesaplanması: Gemi, yük, çevre ve insan zararları gibi çok boyutlu unsurlar dikkate alınır. Bilirkişi raporları ve teknik incelemeler bu süreçte kritiktir.
  • Rücu Davası Mekanizması: Asıl tazminatı ödeyen taraf, kusur oranına göre diğer sorumlulardan payını talep edebilir. Zamanaşımı ve yetkili mahkeme konuları rücu davalarında dikkatle incelenir.
  • Uluslararası Boyut: Geminin bayrağı, tarafların milliyeti, çatmanın gerçekleştiği yer ve uygulanan hukuk kuralları, dava stratejilerini ve sonuçlarını doğrudan etkiler.
  • Sigortacılık Faktörü: P&I kulüpleri ve Hull & Machinery sigortaları, denizde çatma sonrası oluşan zararları büyük ölçüde karşılar ve rücu hakkını devralabilir.
  • Tahkim ve Alternatif Uyuşmazlık Çözümü: Denizcilik sektöründe, uzun yargı süreçleri yerine tahkim ve arabuluculuk gibi yollar sıklıkla kullanılır. Uluslararası tahkim merkezleri, çatma ve rücu uyuşmazlıklarının çözümünde etkili ve hızlıdır.
 
Geri
Tepe