Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

İç Tahkim ve Uluslararası Tahkim

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Tahkim ve Arabuluculuk Kapsamında İç Tahkim ve Uluslararası Tahkim​


Tahkim, uyuşmazlıkların yargı mercileri yerine tarafsız hakemler aracılığıyla çözümlenmesini sağlayan alternatif bir yargılama yöntemidir. Arabuluculuk ise tarafların anlaşmazlıklarını bir arabulucu nezaretinde müzakere ederek dostane bir şekilde sonuçlandırmaya yönelik bir süreç olarak tanımlanır. Her iki yöntem de, klasik yargılama sürecinin uzunluğu, masrafları ve tarafların üzerinde oluşturduğu psikolojik gerilim göz önünde bulundurulduğunda, daha hızlı ve esnek çözüm mekanizmaları sunması bakımından önem kazanmıştır. Tahkim, özellikle uluslararası ticari uyuşmazlıklarda sıklıkla tercih edilen, çoğu zaman gizlilik unsuruyla desteklenen ve alanında uzman hakemler tarafından yürütülen bir süreç olarak öne çıkar. İç tahkim ve uluslararası tahkim arasındaki farklılıklar, kanunî dayanakları, uygulama alanları ve süreç yönetimi bakımından önemli hususlar içerir. Aşağıdaki bölümlerde, tahkimin temel kavramları ve kurumları üzerinde durularak iç tahkim ve uluslararası tahkim arasındaki ayrım, bu iki tahkim türünün işleyişi, uygulanabilir hukuk, hakem kararlarının tanınması ve tenfizi, avantajlar ve dezavantajlar gibi konular ayrıntılı şekilde incelenmektedir. Bu çerçevede, arabuluculuk ve tahkim arasındaki etkileşim ve her iki yöntemin uyuşmazlık çözümünde birlikte ya da ayrı ayrı nasıl kullanılabileceği de önemli bir gündem teşkil etmektedir.

Tahkim Kavramının Temelleri ve Tarihsel Gelişimi​

Tahkim, devlet yargısı dışında, genellikle tarafların kendi aralarında veya bir tahkim kuruluşu nezdinde anlaştıkları kurallar çerçevesinde çözümlenen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tarihi oldukça eskidir ve ilk dönem ticaret kolonilerinden beri tacirler arasında uyuşmazlıkların daha hızlı ve az masraflı biçimde çözümünde önemli rol oynamıştır. Modern anlamda tahkim, tarafların özgür iradeleri ile seçtikleri hakem(ler) veya hakem kurullarınca karar verilmesini öngören bir model ortaya koyar.

Ticaret hayatının uluslararası boyut kazanmasıyla, farklı hukuk sistemlerinin çatışma riskine karşın öngörülebilirlik ve tarafsızlık ihtiyacı yükselmiştir. Bu ihtiyaç, tahkimi özelikle uluslararası alanda son derece cazip hale getirmiştir. Örneğin, 1923 tarihli Cenevre Protokolü ve 1927 tarihli Cenevre Sözleşmesi tahkim anlaşmaları ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin ilk düzenlemeler olarak öne çıkar. Daha sonra 1958 tarihli New York Sözleşmesi, uluslararası tahkim kararlarının dünya çapında tanınması ve tenfizinde büyük kolaylık sağlamış, tahkimin yaygınlaşmasında mihenk taşı haline gelmiştir.

Bu tarihsel gelişim, tahkim kurumunun hem iç hem de uluslararası alanda büyük itibar kazanmasına yol açmıştır. Özellikle uluslararası tahkim, dış ticaret hacminin genişlemesi, yabancı yatırımların artışı ve sınır aşan iş ilişkilerinin çeşitlenmesiyle daha çok önem kazanmıştır. İç tahkim ise, ülke içinde taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların ulusal tahkim merkezleri veya taraflarca seçilen hakemler tarafından çözümlenmesine imkân tanımaktadır. Her iki tahkim türü de, taraflara uyuşmazlığı uzman hakemlere götürme seçeneği sunar; ancak uluslararası tahkimde çoğu zaman farklı ülke hukuklarına tabi kişiler ve kuruluşlar söz konusu olduğundan, süreçlerin kapsam ve karmaşıklığı artabilmektedir.

Tahkim Prosedürünün Genel Unsurları​

Tahkim prosedürü, temel olarak tarafların arasındaki tahkim anlaşması veya tahkim şartına dayanır. Bu çerçevede, tahkim anlaşmasının geçerliliği ve kapsamı büyük önem taşır. Tarafların tahkime gitme iradesini açıkça belirttikleri yazılı bir metin ya da sözleşme şartı, tahkim sürecini başlatabilmenin ön koşuludur. Tahkim prosedürünün unsurlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Tahkim Anlaşması veya Tahkim Şartı: Taraflar, uyuşmazlık çıkması halinde tahkim yoluna başvurulacağına dair yazılı bir irade beyanında bulunmalıdır. Bir sözleşmenin içinde “tahkim şartı” olarak yer alabilir veya sözleşme sonradan düzenlenen “tahkim anlaşması” ile tamamlanabilir.
  • Hakem(ler) ve Yetki: Tahkim anlaşmasında hakemlerin sayısı, seçimi, gerekli vasıfları veya hakemlerin belirlenme usulü belirtilir. Hakemlerin alanında uzman, bağımsız ve tarafsız olması önemlidir.
  • Usul Kuralları: Taraflar, tahkim merkezleri tarafından hazırlanan kuralları (örneğin ICC, LCIA, ICCI, ISTAC vb.) ya da kendi aralarında anlaştıkları özel usul kurallarını benimseyebilirler.
  • Uygulanacak Hukuk: Taraflar, maddi hukuka ilişkin olarak hangi ülke hukukunun veya hangi hukuk kurallarının geçerli olacağını kararlaştırabilirler. Tahkimde sıklıkla “lex mercatoria”ya veya uluslararası sözleşmelere (CISG gibi) atıf yapılabilir.
  • Hakem Kararının Bağlayıcılığı: Mahkeme kararlarına benzer biçimde, tahkim kararı (hakem kararı) taraflar için nihai ve bağlayıcıdır. Kararın icrası ise genellikle ilgili ülkenin mahkemeleri aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uluslararası alanda bu icra, New York Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmaların hükümlerine tabidir.

Bu genel unsurlar hem iç tahkim hem de uluslararası tahkim için ortak bir yapıyı oluşturur. Ancak iç tahkim ve uluslararası tahkim arasındaki bazı temel farklılıklar, usul kuralları, uygulanacak hukuk ve icra konularında kendini gösterir.

İç Tahkim: Özellikleri, Avantajları ve Uygulama Alanları​

İç tahkim, ülke içindeki taraflar arasında, genellikle aynı ülkedeki faaliyetlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için kullanılan tahkim türüdür. İç tahkimde, tarafların uyacağı kurallar ve yetkili merciler bakımından öncelikle ulusal hukuk sistemi devreye girer. İç tahkim yargılamasında, ülkenin hukuk mevzuatında düzenlenen tahkim usulü esas alınır. Örneğin Türkiye’de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), iç tahkimle ilgili çerçeveyi büyük ölçüde düzenler.

Yasal Dayanak ve Tarafların Tercihi​

İç tahkimde esas alınan kurallar, her ülkenin kendi iç mevzuatında belirlenmiştir. Türkiye özelinde:

  • HMK m.407-444: Tahkimle ilgili temel hükümleri içerir.
  • TTK: Ticaret Kanunu, bazı ticari uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesi hususunda özel hükümler içerebilir.
  • Kamu Düzeni ve Tahkim: İç tahkim yargılamasında kamu düzeni gözetilir. Tahkim anlaşmasının geçerli olması ve hakem kararlarının uygulanabilir olması için kamu düzenine aykırı hususların bulunmaması önemlidir.

Taraflar, sözleşmeye koydukları bir “tahkim şartı” veya sonradan düzenledikleri bir “tahkim anlaşması” ile uyuşmazlıklarını iç tahkim yoluyla çözmeyi kararlaştırabilirler. Taraflar çoğunlukla, mahkeme sürecinin uzunluğundan ve masraflarından kaçınmak amacıyla tahkimi tercih eder. İç tahkimde, yerel hakem seçimi, tarafların diline ve kültürüne aşinalık, ulusal hukuku iyi bilen uzmanların bulunması gibi avantajlar öne çıkar.

Hakem Seçimi ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar​

İç tahkim yargılamasında, hakem(ler)in seçimi tarafların anlaşmasına göre belirlenir. Genellikle tek hakem veya üç hakem usulü görülür. Taraflar, hakemlerin hukukçu veya sektörel uzman olmasını isteyebilir. Türkiye’de tahkimde hakemlerin avukat, akademisyen, emekli hâkim veya alanında uzman kişilerden seçilmesi yaygın bir pratiktir.

İç tahkimde uygulamada karşılaşılan sorunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

  • Hakemlerin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı: Tahkim sürecine dahil olan hakemlerin, taraflardan birine yakınlık hissettiren herhangi bir görüntü vermesi tahkime duyulan güveni sarsabilir. Bu nedenle hakem bağımsızlığı önemlidir.
  • Tahkim Masrafları: Her ne kadar tahkim, mahkemeye göre daha hızlı ve esnek olsa da hakem ücreti, tahkim merkezi masrafı ve sair giderler dikkate alındığında, bazı durumlarda yüksek maliyetli görülebilir.
  • Kamu Düzeni İtirazı: Hakem kararının icrası sırasında kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle mahkeme nezdinde itiraz yapılabilir. Bu husus, hakem kararının uygulanmasını sekteye uğratabilir.
  • Sürelerin Uzaması: Taraflar veya hakemler, tahkim sürecini özellikle ispat aşamasında uzun tutarsa, tahkimin hızlı çözüm olma avantajı zayıflayabilir.

İç Tahkimin Avantajları​

İç tahkimin avantajlarını şu şekilde belirtmek mümkündür:

  • Hız ve Esneklik: Geleneksel yargılama sürecine nazaran daha hızlı sonuç alınabilir, usul kuralları taraflarca esnek bir biçimde düzenlenebilir.
  • Gizlilik: Mahkemelerdeki yargılamalar prensip olarak alenidir, ancak tahkimde taraflar gizlilik üzerinde anlaşabilir. Özellikle ticari itibarın korunması açısından bu önemli bir özelliktir.
  • Uzman Hakemler: Teknik ya da spesifik bir konuyla ilgili uyuşmazlıklarda, alanında uzman hakemlerin atanmasıyla daha nitelikli kararlar alınabilir.
  • Kanunların Uyumu: İç tahkim, taraflar için tek bir hukuk sistemine (ulusal hukuk) bağlı kaldığından uygulanacak hukuk ve prosedür açısından görece daha öngörülebilir bir yapıya sahiptir.

Örnek Olaylar ve Sektörel Uygulamalar​

İç tahkim özellikle inşaat, enerji, teknoloji, franchising ve tedarik zinciri anlaşmaları gibi sektörlerde yaygın olarak kullanılır. Örneğin büyük ölçekli bir inşaat projesinde, yüklenici ile taşeron firmalar arasında yaşanan teknik veya mali uyuşmazlıklar, uzman hakemler aracılığıyla daha hızlı bir şekilde çözümlenebilir. Teknoloji sözleşmelerinde de tarafların bilirkişilik süreci yerine hakem uzmanlığına başvurması sıklıkla tercih edilir. Bu sektörlerde esneklik ve hız kadar gizlilik de önem arz eder; iç tahkim bu ihtiyaçları karşılayabildiği ölçüde popülerliğini korumaktadır.

Uluslararası Tahkim: Genel Çerçeve ve Temel Özellikler​

Uluslararası tahkim, en az iki farklı ülke hukukuna tabi veya farklı ülkelerde yerleşik tarafların, söz konusu uyuşmazlığı devlet mahkemeleri yerine uluslararası tahkim yoluyla çözümlemeleri olarak özetlenebilir. Uluslararası tahkimde, taraflar hakem heyetini seçerken ve uygulanacak kuralları belirlerken çoğu zaman uluslararası tahkim kuruluşlarının hazırladığı kurallara atıf yaparlar. Ayrıca, hakem kararının icrası bakımından da uluslararası sözleşmeler devreye girer.

Uluslararası Tahkim Merkezleri ve Kuralları​

Dünyada önde gelen uluslararası tahkim merkezleri ve uygulanan kurallar arasında şunlar sayılabilir:

  • ICC (International Chamber of Commerce) Tahkim Kuralları: En yaygın kullanılan uluslararası tahkim kuralları arasında yer alır. ICC tahkim kuralları, uyuşmazlık miktarına bakılmaksızın geniş bir yelpazede uygulanabilir.
  • LCIA (London Court of International Arbitration): Londra merkezli bu kurum, uluslararası ticari tahkimde popülerdir.
  • SIAC (Singapore International Arbitration Centre): Asya-Pasifik bölgesinde giderek önem kazanan tahkim merkezlerinden biridir.
  • ICSID (International Centre for Settlement of Investment Disputes): Devletlerle yabancı yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıkları çözmek üzere Dünya Bankası bünyesinde oluşturulmuştur.
  • ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi): Türkiye’de yerleşik bulunmasına rağmen uluslararası tahkim kuralları çerçevesinde de faaliyet gösterebilir ve yabancı taraflar açısından da bir opsiyon sunabilir.

Bu merkezler, tahkim yargılamasına ilişkin kapsamlı kurallar öngörerek tarafların süreç boyunca nasıl hareket edeceklerini, hakem heyetinin belirlenmesini ve diğer usuli meseleleri düzenler. Uluslararası tahkimde sıklıkla İngilizce veya tarafların üzerinde anlaştığı başka bir ortak dilde yargılama yapılır.

Uygulanacak Hukuk, Hakem Seçimi ve Lex Mercatoria​

Uluslararası tahkimde tarafların üzerinde mutabık kalamadığı en önemli hususlardan biri de hangi hukuk kurallarının uyuşmazlığa uygulanacağıdır. Birçok uluslararası sözleşmede, taraflar somut olarak hangi ülke hukukunun veya hangi usul kurallarının geçerli olacağını düzenler. Bununla birlikte, hakem heyeti de, tarafların açık bir düzenleme yapmadığı durumlarda, uyuşmazlıkla en yakın ilişkili hukuka veya “lex mercatoria” olarak bilinen, uluslararası ticari teamüllerden ve genel hukuki ilkelerden oluşan bir normlar bütününe başvurabilir.

Uluslararası tahkimde hakem seçimi genellikle tarafların ortak mutabakatıyla veya tahkim merkezinin kuralları çerçevesinde yapılır. Hakemlerin çoğu zaman farklı ülke vatandaşlıklarına sahip olmaları veya taraflarla tarafsız ve bağımsız bir ilişki içerisinde olmaları tercih edilir. Özellikle devlet veya yarı-devlet kuruluşları ile yabancı yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıklarda, hakemlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı uluslararası camiada kritik bir inceleme alanıdır.

Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi​

Uluslararası tahkimin cazibesini arttıran en önemli faktörlerden biri, hakem kararlarının küresel ölçekte tanınma ve tenfiz edilebilmesidir. Bu konuda başlıca uluslararası düzenleme, 1958 tarihli Birleşmiş Milletler New York Sözleşmesi’dir. Türkiye dahil 170’ten fazla ülkenin taraf olduğu bu sözleşme, hakem kararlarının tanınması ve tenfizini önemli ölçüde kolaylaştırır. Sözleşme, hakem kararının yalnızca belirli sınırlı sebeplerle (kamu düzenine aykırılık, tahkim anlaşmasının geçersizliği vb.) tenfizinin reddedilebileceğini belirtir.

Buna ek olarak, bölgesel veya ikili anlaşmalar da hakem kararlarının tanınmasında kolaylık sağlayabilir. Avrupa Birliği içinde üye ülke mahkemeleri ve tahkim kuruluşları arasında çeşitli düzenlemelerle hakem kararlarının tenfizi konusunda yakın işbirliği söz konusudur. Yatırım tahkiminde ise ICSID Konvansiyonu sayesinde yatırımcılar ile devletler arasındaki uyuşmazlıkları çözen hakem kararları, konvansiyona taraf olan devletlerde daha kolay icra edilebilir.

İç Tahkim ve Uluslararası Tahkim Arasındaki Farklılıklar​

İç tahkim ile uluslararası tahkim arasındaki en temel ayrımlar, uygulanacak hukukun seçiminde, hakem heyetinin seçimi ve kararların icrasında ortaya çıkar. Bununla birlikte, süreç yönetimi açısından da bazı farklılıklar söz konusu olabilir.

Uygulanacak Hukuk ve Usul Kuralları​

İç tahkimde genellikle ülke hukukunda öngörülen tahkim kuralları ve usul hükümleri uygulanırken, uluslararası tahkimde taraflar farklı tahkim kurallarını veya lex mercatoria gibi uluslararası ticari teamülleri tercih edebilir. Ulusal hukukun devreye girmesi halinde bile, uyuşmazlıkla en yakın ilişki kuralları veya tarafların sözleşmede yaptıkları hukuk seçimi belirleyici olabilir. Diğer yandan, uluslararası tahkimde yargılama dili çoğu zaman İngilizce veya tarafların belirlediği farklı bir dünya dili iken, iç tahkimde çoğunlukla ulusal dil kullanılır.

Hakem Kararlarının İcrası​

İç tahkimde hakem kararlarının icrası, kararın verildiği ülkenin iç mevzuatına tabidir. Mahkeme, genellikle tahkim kararını onaylayarak icra edilebilir hale getirir. Uluslararası tahkimde ise New York Sözleşmesi ve ilgili diğer uluslararası anlaşmalar, hakem kararlarının imzacı ülkelerde geniş ölçüde tenfizini mümkün kılar. Böylece farklı ülkelerde şirketleri veya yatırımları bulunan taraflar, tahkim kararını bu ülkelerin mahkemelerinde uygulamaya koyabilirler.

Zaman ve Maliyet Unsurları​

Genellikle uluslararası tahkim, iç tahkime göre daha karmaşık ve masraflı olabilir. Farklı ülkelerden hakemlerin ve avukatların sürece dahil olması, belge çevirileri, seyahat ve konaklama giderleri gibi kalemler ek maliyet yaratır. Bununla birlikte, yüksek ticari hacme sahip şirketler açısından tahkimin sunduğu esneklik, gizlilik ve hız, bu maliyetin göze alınabilmesini mümkün kılar. İç tahkim, çoğu zaman aynı ülkede faaliyet gösteren taraflar arasında gerçekleştiği için daha az maliyetli ve daha hızlı bir çözüm yolu sunabilir.

Tahkim ve Devletler Arası İlişkiler​

Devlet ya da devlet kuruluşları ile yabancı yatırımcılar arasında çıkan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümü, özellikle uluslararası yatırım hukuku bağlamında ayrı bir önem taşır. Bu tip tahkimlerde, ICSID (International Centre for Settlement of Investment Disputes) veya UNCITRAL (Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu) kuralları yaygın şekilde kullanılır.

Devletler, yabancı yatırımcıları ülkeye çekmek için ikili yatırım anlaşmaları (BITs) veya çok taraflı yatırım anlaşmaları (MAI) imzalayabilirler. Bu anlaşmalar, yatırımcıya belirli korumalar sağlar ve uyuşmazlık halinde tahkime gitme hakkını düzenler. Devletin taraf olduğu tahkimler, uluslararası düzeyde egemenlik ve kamu düzeni tartışmalarını da beraberinde getirir. Zira devlet, kendi ulusal mahkemeleri yerine bir uluslararası tahkim merciine uyuşmazlık çözümünü bırakarak egemenlik yetkisini kısmen sınırlandırmış olur. Bu durum, devletler açısından bir risk olarak değerlendirilse de modern yatırım hukukunda yaygınlaşan bir uygulamadır.

Tahkim ve Arabuluculuk İlişkisi​

Arabuluculuk, uyuşmazlıkların taraflar arasındaki müzakereyi kolaylaştırarak bir anlaşmaya varılmasını amaçlar. Tahkim ise bağlayıcı bir karar mercii aracılığıyla uyuşmazlığı çözmeyi hedefler. Uyuşmazlık çözümünün çok aşamalı yöntemlerine (multi-tier dispute resolution) göre, taraflar arabuluculuk gibi dostane yolları önce deneyebilir, sonuç alınamazsa tahkim yoluna başvurabilirler. Bazı sözleşmelerde, tahkim şartı devreye girmeden önce zorunlu bir arabuluculuk süreci öngörülür.

Hem iç tahkimde hem de uluslararası tahkimde, tarafların “med-arb” (arabuluculuk ve tahkim) veya “arb-med” (tahkim ve arabuluculuk) yöntemlerini kullanması mümkündür. Özellikle Uzak Doğu hukuk kültüründe, önce arabuluculuğun denenmesi, sonuç alınamadığı takdirde tahkime geçilmesi oldukça yaygındır. Bu yaklaşım, uyuşmazlığı daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle çözme potansiyeli taşıdığı için küresel ölçekte de kabul görmeye başlamıştır.

Tahkim Uygulamasında Masraflar, Süre ve Etkinlik​

Tahkim süreçlerinde masraflar genellikle hakem ücreti, tahkim merkezi masrafları, avukatlık ücretleri, uzman bilirkişi masrafları, ulaşım ve konaklama giderlerinden oluşur. Masrafların paylaşımı, taraflar arasındaki anlaşmaya veya tahkim kurallarına göre belirlenir. İç tahkimde bu masraf kalemleri görece sınırlı kalabilirken, uluslararası tahkimde farklı hukuk sistemlerinin gerektirdiği danışmanlık, tercüme ve seyahat maliyetleri devreye girer.

Süre bakımından bakıldığında, tahkim genellikle mahkemelere kıyasla daha hızlı bir yöntemdir. Ancak uluslararası tahkimde, hakem heyetinin seçimi, duruşma yeri, uygulanacak hukuk tartışmaları, tercüme faaliyetleri, bilirkişi raporları gibi etkenler süreci uzatabilir. Öte yandan, tahkim sürecinde esnek takvimler ve dijital duruşma yöntemleri gibi yeni uygulamalar söz konusudur. Teknolojik gelişmeler sayesinde uluslararası tahkim duruşmaları video konferans sistemiyle yapılabilir, belgeler dijital ortamda paylaşılabilir ve bu sayede süreler kısalabilir.

Tahkimin Uygulamadaki Sorunları ve Çözüm Önerileri​

Tahkim, birçok avantajı beraberinde getirmekle birlikte uygulamada bazı sorunlar da doğar. Gelişen hukuki ve ticari ilişkiler, tahkim kurallarının ve mevzuatın güncellenmesini, hakemlerin etik standartlarının netleştirilmesini ve tarafların tahkim öncesi eğitimlerden faydalanmasını gerektirebilir.

Hakem Bağımsızlığı ve Tarafsızlık Meselesi​

Tarafsızlık ve bağımsızlık, tahkimin en önemli ilkelerindendir. Ancak, özellikle küçük piyasalar veya dar sektörel uzmanlıklar söz konusu olduğunda, taraflar ve hakemler arasında kişisel veya mesleki ilişkiler bulunabilir. Bu durum, zaman zaman çatışma iddialarına (conflict of interest) neden olur. Büyük tahkim merkezleri, hakemlerin tarafsızlığını korumak amacıyla çeşitli kurallar ve deklârasyon yükümlülükleri getirmiştir. Buna rağmen, uygulamada hakemlerin belirli bir şirkete veya kuruma danışmanlık yapması, tarafsızlığa gölge düşürebilir. Çözüm olarak:

  • Hakemlerin, atanmadan önce kapsamlı bir menfaat beyanında bulunması,
  • Hakem seçiminde, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine azami özen gösterilmesi,
  • Eğer söz konusu çıkar çatışması iddiaları ortaya çıkarsa, tahkim merkezlerinin hızlı bir değerlendirme yaparak hakem değişikliğine gidebilmesi
önerilmektedir.

Masrafların Yüksekliği​

Özellikle uluslararası tahkimde, büyük meblağlı uyuşmazlıklar söz konusu olduğunda hakem ücreti, avukatlık masrafları ve organizasyon giderleri çok yüksek rakamlara ulaşabilir. Orta ve küçük ölçekli işletmeler için bu durum caydırıcı olabilir. Bu soruna karşı, bazı tahkim merkezleri hızlandırılmış tahkim usulü (expedited procedure) geliştirmiş ve uyuşmazlığın miktarına göre hakem sayısı ve prosedür adımlarını sınırlayan kurallar getirmiştir. Ayrıca, arabuluculuk veya uzlaşma gibi alternatiflerin daha yoğun biçimde teşvik edilmesi de masrafları düşürmeye yardımcı olabilir.

Kamu Düzenine Aykırılık ve İcra Süreci​

Taraflar, tahkimde bağlayıcı bir karar elde etseler bile, bu kararın uygulanması için mahkemelere başvurmak durumundadır. Mahkemeler, tahkim kararının icrası aşamasında kamu düzenine aykırılık görürse icra talebini reddedebilir. Kamu düzeni kavramının içeriği ülkeden ülkeye değişebildiğinden, öngörülebilirlik sorunu ortaya çıkar. Uluslararası arenada, New York Sözleşmesi doğrultusunda kamu düzeninin dar yorumlanması kabul görmekle birlikte, uygulamada farklı eğilimler söz konusu olabilir. Bu sorunu aşmak için hakemlerin, karar verirken evrensel kabul görmüş temel ilkeleri ihlâl etmemeye özen göstermesi, tarafların da kamu düzenine aykırı taleplerde bulunmaması önemlidir.

Tahkim Sözleşmesinin Hazırlanmasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar​

Tahkim yolunun etkin kullanılabilmesi için, sözleşmeye konulan tahkim şartı veya tahkim anlaşmasının açık, anlaşılır ve yürürlükteki mevzuatla uyumlu olması gerekir. Kapsamlı bir tahkim şartı hazırlanırken dikkate alınması gereken noktalar şöyledir:

  • Tahkim Merkezinin veya Kurallarının Seçimi: Taraflar, uyuşmazlık çıkması halinde hangi kuralların geçerli olacağını netleştirmelidir (örneğin ICC, LCIA, ISTAC vb.).
  • Hakem Sayısı ve Seçim Usulü: Tek hakem mi yoksa üç hakem mi olacak, her taraf bir hakem mi seçecek yoksa tahkim merkezi mi hakem atayacak gibi detaylar belirlenmelidir.
  • Yargılama Dili: Uluslararası tahkimde özellikle önemlidir. Aynı şekilde iç tahkimde de yargılama dilinin yerel dil olacağı veya farklı bir dil tercih edileceği açıkça belirtilmelidir.
  • Uygulanacak Hukuk: Maddi hukukun seçiminde taraflar kesin bir düzenleme yapmazsa, uyuşmazlık en yakın ilişki kuralları ya da hakemlerin takdirine bırakılabilir. Bu belirsizliği önlemek adına seçimin net yapılması tavsiye edilir.
  • Hakem Kararının Kesinliği ve İcra Edilebilirliği: Taraflar, alınacak hakem kararının nihai ve kesin olacağını, mahkemeye başvuru yolunun kısıtlı olacağını gözetmelidir. Buna dair atıflar sözleşmede yer alabilir.

Tahkim Uyuşmazlıklarının Çözümünde Teknolojinin Rolü​

Çağdaş tahkim uygulamalarında, teknolojinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Taraflar, büyük belge yığınlarının dijital ortamda paylaşımını sağlayan e-tahkim platformlarından yararlanabilir. Duruşmalar çevrimiçi video konferans yoluyla gerçekleştirilebilir. Bu durum, özellikle farklı coğrafyalardaki taraflar, hakemler ve tanıklar için ulaşım maliyetlerini ve zamansal kayıpları azaltır. E-tahkim, pandemi döneminde daha da yaygınlaşmıştır. Aynı zamanda, bazı tahkim merkezleri blok zinciri (blockchain) tabanlı uygulamalarla, delil güvenliğini arttırmayı hedeflemektedir.

Ancak, teknolojinin getirdiği kolaylıkların yanı sıra kişisel verilerin korunması, siber güvenlik ve gizlilik gibi konular da önem kazanmaktadır. Taraflar, teknik alt yapının güvenilirliğinden emin olmadıkları takdirde, çevrimiçi duruşmalara veya belge paylaşımına mesafeli yaklaşabilir. Bu nedenle tahkim merkezleri, siber güvenlik protokolleri ve şifreli platformlar kullanarak taraflara güvence vermeye çalışmaktadır.

Tahkim ve Arabuluculuk Arasında Stratejik Tercih Kriterleri​

Uyuşmazlık çözüm yöntemini belirlerken taraflar, arabuluculuk veya tahkim arasında stratejik bir tercih yapmak zorunda kalabilir. Her iki yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olduğu gibi, son yıllarda “arabuluculuk-tahkim” kombinasyonunun popülerliği de artmıştır.

Aşağıdaki tabloda, temel parametreler açısından arabuluculuk ve tahkimin karşılaştırmalı bir çerçevesini bulabilirsiniz:

KriterArabuluculukTahkim
Karar BağlayıcılığıGönüllü anlaşmaya dayanır; bağlayıcı karar yoktur. Taraflar arabuluculukta anlaşırlarsa bu anlaşma sözleşme niteliği taşır.Hakem kararı bağlayıcıdır ve mahkeme kararı hükmündedir. İcra edilebilirliği yüksektir.
Süreç KontrolüTaraflar, süreci büyük ölçüde kontrol eder, arabulucu sadece yol gösterir.Hakem(ler) süreci yönetir, tarafların usul esnekliği olsa da nihai karar hakemlerindir.
GizlilikTaraflar genellikle gizliliği tercih eder; süreç gizli yürütülür.Tahkimde de genellikle gizlilik vardır; ancak tarafların ve tahkim merkezi kurallarının düzenlemesine göre değişebilir.
MaliyetGörece düşüktür; arabulucu ve mekân ücreti dışında yüksek masraflar yoktur.Hakem ücreti, tahkim merkezi masrafı vb. kalemler daha yüksektir.
Sürece Zorunlu KatılımGenelde gönüllülük esastır; taraflar diledikleri zaman süreçten çekilebilir.Tahkim anlaşması varsa süreç bağlayıcıdır; çekilme durumunda tahkim kararı yine verilebilir.

Bu tablo temelinde, uyuşmazlık türüne, taraflar arasındaki ilişkiye, anlaşmazlık tutarına ve gizlilik ihtiyacına göre farklı stratejiler geliştirilebilir. Büyük meblağlı ve teknik uzmanlık gerektiren uyuşmazlıklarda tahkim öne çıkarken, tarafların uzun vadeli iş ilişkisini korumak istedikleri durumlarda önce arabuluculuk gibi dostane yöntemleri denemek daha akılcı olabilir.

İç Tahkimde Arabuluculuk Uygulamaları​

Birçok ülkede iç tahkimle birlikte arabuluculuk da yaygınlaşmıştır. Hatta bazı yargı mercileri, tahkime başvurulmadan önce arabuluculuk girişiminde bulunmayı zorunlu kılmıştır. Bu uygulamanın amacı, yargı yükünü hafifletmek, tarafların dostane çözüm yollarına hızlıca ulaşmasını sağlamaktır. Öte yandan, arabuluculuk sürecinin başarısız olması halinde tahkime geçmek de mümkündür. Bu şekilde iki basamaklı bir çözüm sistemi kurulabilir.

İç Tahkim ve Arabuluculuk Sözleşmeleri​

Taraflar, sözleşmelerinde şu şekilde bir hüküm koyabilirler: “Taraflar arasında işbu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, öncelikle [X] süre arabuluculuk yoluyla çözüm aranacaktır. Arabuluculuk netice vermediği takdirde, uyuşmazlık [ülke adı] mevzuatına uygun olarak tahkim yoluyla çözümlenecektir.” Bu tip “çok aşamalı uyuşmazlık çözüm” maddeleri, tarafların önceliğini dostane çözüme, ikincil olarak tahkim yoluna verdiğini gösterir. Süreç içinde taraflar arabuluculukta anlaşmazlarsa, tahkim devreye girer ve hakem kararıyla uyuşmazlık kesin sonuca ulaşır.

Uluslararası Tahkimde Arabuluculuğun Yeri​

Uluslararası uyuşmazlıklarda arabuluculuk, genellikle dostane çözüm olarak görülür. Tahkim ise son çare (last resort) konumundadır. ICC gibi uluslararası tahkim merkezleri, aynı zamanda arabuluculuk hizmeti de sunar ve uyuşmazlıkların çözümünde taraflara hem tahkim hem arabuluculuk seçeneklerini bir arada sunar. Uluslararası ticari sözleşmelerde de, “arabuluculuk-tahkim” veya “tahkim-arabuluculuk” maddelerine yer verilebilir. Bu yaklaşım, tarafların kültürel veya politik hassasiyetleri gözeterek önce müzakere masasında anlaşma yolunu denemelerini, olmazsa tahkime geçmelerini sağlar. Böylece tarafların harcayacağı zaman ve maliyet de daha kontrollü hale gelebilir.

Tahkimle İlgili Güncel Eğilimler ve Gelecek Perspektifleri​

Tahkim, giderek küresel ekonominin vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Uluslararası yatırım sözleşmelerinin artması, devletler arası ticaret anlaşmalarının karmaşıklaşması ve çokuluslu şirketlerin faaliyetlerinin yaygınlaşması, tahkim yargılamalarına olan talebi yükseltmiştir. Son yıllarda öne çıkan eğilimler arasında şunlar yer alır:

  • Dijital Tahkim Platformlarının Gelişimi: Dosya sunumu, delil paylaşımı ve duruşmaların çevrimiçi yapılması yaygınlaşıyor.
  • Hızlandırılmış (Expedited) Tahkim Prosedürleri: Tarafların uyuşmazlık miktarının düşük olduğu veya acil karar istediği durumlarda, kısa zaman dilimlerinde sonuç alınabilecek prosedürler tercih ediliyor.
  • Tek Hakem Seçimi: Maliyet ve süreleri düşürmek için, taraflar sıklıkla tek hakemle yargılama yapılmasını tercih ediyor.
  • Uzman Hakem ve Çok Disiplinli Heyetler: Özellikle teknoloji, finans, inşaat gibi spesifik sektörlerde uzman hakemler görevlendiriliyor. Böylece ihtilafların daha isabetli çözülmesi hedefleniyor.
  • Arabuluculuk ve Uzlaşma Teşviki: Bazı tahkim merkezleri, tahkim başlamadan önce veya sırasında arabuluculuk girişimini taraflara hatırlatıyor ve olası bir uzlaşmayı sağlamak için süreçte kolaylaştırıcı rol üstleniyor.

Bu eğilimler, tahkimin masraflarını azaltma, sürecin şeffaflığını ve öngörülebilirliğini artırma ve tarafların ihtiyaçlarını daha iyi karşılama amacına yöneliktir. Gelişen teknolojik altyapılar, yapay zekâ destekli hukuk analiz araçları ve küresel ekonomideki değişimler, tahkim alanında gelecekte de köklü dönüşümlerin yaşanabileceğine işaret eder.

İç Tahkim ve Uluslararası Tahkim Bakımından Karşılaştırmalı Değerlendirme​

İç tahkim, yerel hukuk kurallarına ve tarafların ülke içi dinamiklerine odaklanırken, uluslararası tahkim farklı hukuk sistemleri ve küresel düzenlemelerle etkileşim içindedir. Her ikisi de çeşitli avantajlar sunsa da karar verilirken uyuşmazlığın niteliği, tarafların farklı ülkelerde yerleşik olup olmadığı, uyuşmazlığın ticari hacmi, dil tercihleri ve uygulanacak hukukun seçimi gibi faktörler büyük önem taşır.

Risk Yönetimi Açısından Farklar​

İç tahkim, yerel yatırımcılar ve şirketler için daha öngörülebilir bir yargılama sunabilir. İlgili ülkenin yargı sistemi, kültürü, dil ve iş yapış biçimleri dikkate alındığında, taraflar süreci yakından takip edebilir. Ancak, ülke içindeki tahkim kararının uluslararası alanda icrası, karşı tarafın yabancı ülkelere taşınması halinde karmaşık hale gelebilir. Uluslararası tahkim ise New York Sözleşmesi aracılığıyla kararı dünyada pek çok ülkede icra edebilme avantajı sağlar. Bu da tarafların alacaklarını küresel ölçekte takip etmesine imkân tanır.

Tahkim Anlaşması Müzakere Süreci​

İç tahkimde, taraflar genellikle ulusal mevzuata ve tahkim kurumlarının standart sözleşme maddelerine atıf yapar. Bu süreçte hukuk danışmanlarının rolü, tahkim anlaşmasının geçerliliği ve hukuki sonuçları hakkında bilgilendirme yapmaktır. Uluslararası tahkim müzakerelerinde ise tarafların her biri kendi ülkesinin hukuk kültürünü veya menfaatlerini korumak ister. Uzun müzakereler sonucunda, tarafsız bir tahkim merkezi veya hakem heyeti konusunda mutabakat sağlamak gerekebilir. Bu esnada dil, uygulanacak hukuk, hakem sayısı ve icra yolları gibi konular uzun tartışmalara yol açabilir. Çoğu zaman, uluslararası alanda bilinen ICC veya LCIA gibi kurumların kurallarına atıf yapılmasıyla bu müzakereler kolaylaşır.

Tahkim Hukukunun Gelişimi​

Ulusal hukuklar, tahkim alanında giderek daha liberal ve teşvik edici bir düzenleme yapma eğilimindedir. Çünkü tahkim, ulusal yargı sisteminin yükünü hafifletir ve özellikle yabancı yatırımcıların hukuki güvencesini artırır. Pek çok ülke, tahkim dostu düzenlemeler (arbitration-friendly legislation) yaparak yabancı yatırımcılar için çekici bir ortam yaratmaya çalışır. Türkiye’de de son yıllarda hem mevzuat (HMK, ISTAC Kanunu gibi) hem de kurumsal atılımlar (İstanbul Tahkim Merkezi) ile tahkim teşvik edilmektedir.

Tahkimin Uygulamada Başarılı Olması İçin İpuçları​

Hem iç tahkim hem de uluslararası tahkim bakımından başarılı bir uygulama için şu hususlara dikkat edilmesi önerilir:

  • Doğru Tahkim Anlaşması: Tahkim şartı veya anlaşması, açık ve anlaşılır olmalıdır. Hakem sayısı, atanma yöntemi, uygulanacak hukuk, tahkim yeri ve yargılama dili gibi hususlar kesin şekilde düzenlenmelidir.
  • Hakem Seçimi: Hakemlerin uzmanlığı, bağımsızlığı ve tarafsızlığına büyük özen gösterilmelidir. Gerekirse tarafsızlıktan şüphe duyulduğu durumlarda itiraz hakkı kullanılmalıdır.
  • Süreç Yönetimi: Belgelerin sunumu, duruşmaların planlanması ve delillerin toplanması gibi aşamalar, taraflar ve hakem heyeti arasında koordineli biçimde yürütülmelidir.
  • Uzlaşma Fırsatını Değerlendirme: Uyuşmazlık tahkimde görülürken, taraflar uzlaşma veya arabuluculuğu da değerlendirerek süreçten daha hızlı ve düşük maliyetle çıkma imkânını göz önünde bulundurmalıdır.
  • Son Kararın İcra Edilebilirliği: Özellikle uluslararası tahkimde, kararın uygulanacağı ülkelerde icra engelleri veya kamu düzeni sorunları yaşanıp yaşanmayacağı önceden analiz edilmelidir.

Bu ipuçları, tahkimin taraflara sağladığı hız, uzmanlık, gizlilik ve bağlayıcılık gibi avantajlardan etkin şekilde faydalanmayı mümkün kılar.

Tahkim ve Küresel Ticaretin Geleceği​

Küreselleşen dünyada ticaret hacmi arttıkça, uyuşmazlıkların çeşitliliği ve karmaşıklığı da artıyor. Özellikle dijital ekonomi, elektronik sözleşmeler, uluslararası veri akışı ve fikrî mülkiyet hakları konularında yaşanan uyuşmazlıklar tahkimde yeni açılımlar gerektiriyor. Tahkim kurumları, bu yeni konulara uyum sağlamak için uzman hakem havuzlarını genişletmekte, teknolojik alt yapılarını güçlendirmekte ve kurallarını güncellemektedir.

Uluslararası tahkimin geleceğinde, devletlerin ve uluslararası kuruluşların daha yoğun regülasyonu beklenebilir. Kamu düzeni, tüketici hakları, çevre hukuku ve insan hakları gibi konuların da yatırım ve ticari tahkime konu olması, tahkim heyetlerinin yetki alanını ve kararlarının etki alanını genişletmektedir. Ancak bu durum, tahkimin devlet yargısından daha fazla bağımsız ve tarafsız kalabilmesi için, hakemlerin uluslararası hukuk normlarına uyumlu karar vermesini de zorunlu kılmaktadır.

Karşılaştırmalı Bazı Örnekler ve Değerlendirmeler​

Tahkim kararlarının taraflarca benimsenme oranı ve kamuoyundaki algısı, ülkeden ülkeye ve sektörden sektöre değişebilir. Örneğin inşaat sektöründe uluslararası tahkim oldukça yaygın ve kabul görmüş bir yöntemken, tüketici uyuşmazlıklarında tahkim daha sınırlı kullanılmaktadır. Kurumsal düzeyde büyük ticari sözleşmeler tahkime elverişli iken, bireysel tüketici sözleşmelerinde tahkime gitmek her zaman pratik olmayabilir.

Uluslararası çapta faaliyet gösteren şirketler, genellikle sözleşmelerine tahkim klozu ekleyerek hukuki güvenceyi artırır. Örneğin Avrupa’da yerleşik bir şirketle Asya’da yerleşik bir şirket arasındaki ortaklık sözleşmesine, ICC tahkim şartının dahil edilmesi olağandır. Bu durum, ileride çıkabilecek anlaşmazlıklarda tarafsız ve tanınmış bir merkezden karar alınmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda, hakem kararlarının New York Sözleşmesi kapsamında icra edilebilirliği, taraflara küresel ölçekte tahsilat yapma imkânı sunar.

Bu örnekler, hem iç hem de uluslararası tahkimin nasıl işletildiğini somutlaştırır. Özellikle uluslararası ticari ilişkilerde tahkimin vazgeçilmez bir konuma yükseldiğini, iç tahkimin ise ulusal yargının yükünü hafifletecek, hızlı ve uzmanlaşmış bir çözüm alternatifi sunduğunu teyit eder.

Değerlendirme ve Öneriler​

Tahkim, devlet yargısına kıyasla taraflara daha özgür ve esnek bir uyuşmazlık çözüm yolu sunar. İç tahkim, ulusal çerçevede faaliyet gösteren taraflar için zaman ve maliyet açısından cazip bir alternatiftir. Uluslararası tahkim ise farklı ülkelerde yerleşik taraflar arasında, yüksek tutarlı veya karmaşık nitelikli uyuşmazlıklarda bağımsız ve tarafsız bir yargılama organı işlevi görür. Her iki tahkim türünde de, hakem kararlarının icra edilebilirliği ve kamu düzeni denetimi, sistemin işleyişinde kritik bir yer tutar.

Tahkim ve arabuluculuk, uyuşmazlık çözümüne getirilen iki farklı yaklaşım olarak kabul edilse de, birçok durumda birbirini tamamlayıcı nitelik taşır. Müzakere ve uzlaşmaya yönelik adımlar atıldıktan sonra çözülemeyen uyuşmazlıklarda tahkime gitmek, taraflar açısından daha az çekişmeli bir atmosfer yaratabilir. Böylece, ticari ilişkilerin devamlılığı korunabilir.

Gelecekte tahkim uygulamalarının daha da gelişmesi, özellikle teknolojik araçların kullanımının yaygınlaşması ve uyuşmazlık türlerinin çeşitlenmesiyle yakından ilgilidir. Çok taraflı sözleşmeler, konsorsiyumlar ve karmaşık inşaat projeleri gibi pek çok alanda tahkim, etkili ve hızlı çözüm sunmaya devam edecektir. Aynı zamanda, sosyal sorumluluk, çevresel yükümlülükler ve insan hakları boyutu da tahkime konu edilmeye başlandıkça, hakemlerin etki alanı daha da genişleyecektir.

Uluslararası ticarette güven ve öngörülebilirlik açısından önemli bir yer tutan tahkim, yargı sisteminin bir rakibi veya alternatifi olmaktan öte, onu tamamlayan ve küreselleşen dünyada ekonomik aktörlere geniş bir hareket alanı sunan bir mekanizma olarak önemini koruyacaktır.

Kaynakça ve Derinlemesine İnceleme İpuçları​

Tahkim ve arabuluculuk konularında daha geniş bilgiye ulaşmak için, ulusal ve uluslararası mevzuat, tahkim merkezlerinin internet siteleri ve akademik yayınlar değerlendirilebilir. Örneğin:

  • ICC Tahkim Kuralları ve ICC web sitesi (iccwbo.org),
  • LCIA Tahkim Kuralları (lcia.org),
  • ISTAC web sitesi (istac.org.tr),
  • New York Sözleşmesi metni ve rehberleri,
  • UNCITRAL Tahkim Kuralları,
  • ICSID Konvansiyonu ve ilgili vaka incelemeleri,
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve ilgili içtihatlar,
  • Tahkim ve arabuluculuk üzerine yazılmış akademik eserler, makaleler ve tezler.

Bu kaynaklar, tarafların tahkim sürecini daha iyi anlamasına ve arabuluculukla tahkimin nasıl bütünleşebileceğini kavramasına yardımcı olacaktır. Özellikle uygulama esnasında, uzman hukuk danışmanlarının ve sektörel deneyime sahip hakem veya arabulucuların rehberliğinde ilerlemek, taraflar açısından en sağlıklı sonuçları doğuracaktır.
 
Geri
Tepe