Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

İstirdat ve İptal Davaları

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Kıymetli Evrak Hukukunda İstirdat ve İptal Davalarının Genel Esasları​


Kıymetli evrak hukuku, ekonomik ilişkilerde son derece önemli bir konumda yer alan ve hukuki güvenliğin sağlanmasında kritik bir rol oynayan bir alandır. Kıymetli evrakın temel özelliği, alacak hakkı veya belirli bir hakkın senede bağlı olması ve bu hakkın senetle birlikte devredilebilmesidir. Hukuki işlemlerin hızlı ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi, tarafların hak ve borçlarının senet üzerinde açıkça görülmesi, kıymetli evrakın en belirgin fonksiyonlarından biridir. Kıymetli evrakın ekonomik hayattaki rolü, ticaretin hızlı akışına katkı sağlaması ve taraflar arasında güvenilir bir köprü oluşturmasıdır. Ancak kıymetli evrakın sahip olduğu bu özellikler, zaman zaman çeşitli hukuki uyuşmazlıkları da beraberinde getirir.

Örneğin, bir poliçenin ciro edilmesi, çekte bedelin ödenmemesi, bononun keşidecisi tarafından inkâr edilmesi gibi pek çok ihtimalde dava yolu gündeme gelebilir. Kıymetli evrak hukuku çatısı altında yer alan istirdat davası ve iptal davası ise doğrudan senedin hükümsüz kılınması, maddi hak kayıplarının telafisi veya hukuki düzenin korunması amacıyla açılan davalardır. Bu davaların hukuki temelleri, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Hukuku başta olmak üzere genel hukuki prensiplerle birlikte değerlendirilir.

İstirdat davası, haksız tahsil edilen bir bedelin iadesi için başvurulan bir dava türüdür. Kıymetli evrakta söz konusu olduğunda, senet metninden kaynaklanan bir borcun ödenmesi veya icra takibi neticesinde tahsil edilen miktarın hukuka aykırı olduğu iddiası ile bu davaya gidilebilir. İptal davası ise kıymetli evrakın fiziki varlığının kaybolması, çalınması veya zayi olması gibi durumlarda o senede bağlı hakların korunabilmesi amacıyla gündeme gelir. Her iki dava da senetle korunan hakların güvencesini artırır ve taraflar arasındaki hukuki ilişkilerin adil, düzenli ve şeffaf bir şekilde işlemesine katkı sunar.

Aşağıda, kıymetli evrak hukukunda istirdat ve iptal davalarının temel nitelikleri, hukuki dayanakları, uygulama alanları ve usulü ele alınmaktadır. Her iki davanın mahiyeti, doğurduğu sonuçlar ve izlenecek yargılama yöntemleri özellikle kıymetli evrakın devredilebilirlik özelliği, düzenlenme biçimi ve alacaklı-borçlu ilişkileri dikkate alınarak incelenmelidir. Ayrıca bu davaların, hem bireysel menfaatlerin hem de ticari düzenin korunması bakımından hangi işlevleri üstlendiği de önem taşır.

Kıymetli Evrak Kavramı ve Niteliği​


Kıymetli evrak, ekonomik hayatta yaygın olarak kullanılan ve temel özelliği hak ile senet arasındaki sıkı bağlantı olan hukuki bir enstrümandır. Kıymetli evrakın başlıca örnekleri arasında bono, poliçe ve çek gibi kambiyo senetleri; nama, emre veya hamiline yazılı tahviller, hisse senetleri, konişmentolar ve varantlar yer alır. Kıymetli evrak, söz konusu hakkın ancak senet ibraz edilerek veya senet üzerinde gerçekleştirilen işlemlerle kullanılmasını sağlayacak şekilde düzenlenir. Bu özellik, kıymetli evrakı diğer alacak senetlerinden ayırır.
1. Hakkın Senede Bağlanması ve Senetle Birlikte Devretme
Kıymetli evrakın en önemli niteliği, alacak hakkı veya başka bir hakkın senede bağlı olması ve bu hakkın senetle birlikte devredilebilmesidir. Kişi, kıymetli evrakı devrettiğinde, sadece senedin fiziki teslimini değil, aynı zamanda senedin temsil ettiği hakkın devrini de gerçekleştirmiş olur. Bu devir işlemi, hukuk düzeni tarafından son derece güçlü bir şekilde korunan bir mülkiyet devri şeklinde ortaya çıkar.
2. Emre, Hamiline ve Nama Yazılı Senetler
Kıymetli evrak, senedin üstünde yer alan ibareye göre emre, hamiline veya nama yazılı olabilir. Emre yazılı senetler, ciro ve teslim yoluyla devredilir. Hamiline yazılı senetler ise sadece teslimle devredilebilen, en kolay devredilebilen senet türüdür. Nama yazılı senetlerde ise devrin geçerli olması için alacağın temlikine ilişkin şekil şartlarına uyulması gerekir.
3. Aleniyet ve Güven Unsuru
Kıymetli evrakın işlevlerini yerine getirebilmesi için aleniyet, yani hak sahipliğinin senet metninden veya senedin sicil kayıtlarından rahatlıkla anlaşılabilir olması önemlidir. Böylece ticari hayatın hızını engellemeden, evrak üzerinde yazan bilgiler sayesinde taraflar kolaylıkla hak sahibi veya borçlu hakkında bilgi edinebilirler. Güven ilkesi, kıymetli evrakın devir kabiliyetini hızlandırır ve özellikle kambiyo senetleri bakımından önemli bir emniyet mekanizması yaratır.
4. Kıymetli Evrakın Zayi Olması ve İptal
Kıymetli evrak, fiziki bir belge olarak saklanır. Kaybolması, çalınması, yırtılması veya çeşitli şekillerde zayi olması halinde hak sahibinin zarara uğramaması adına hukuk düzeni, iptal davası gibi yollarla kıymetli evrakın hükümsüz kılınmasına ve yerini alacak bir yeni belgenin düzenlenmesine olanak tanır. Böylelikle hak sahibi, mevcut hakkını korumaya devam edebilir.
5. Kambiyo Senetleri ve Özel Düzenlemeler
Kambiyo senetleri (çek, bono ve poliçe), kıymetli evrakın en yaygın türlerini oluşturur. Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıntılı şekilde düzenlenen kambiyo senetlerine ilişkin özel kurallar, özellikle bonoda aval, cironun şekli, çeklerin tahsil zamanı veya keşide yeri gibi konular bakımından detaylı düzenlemeler içerir. Bu düzenlemeler, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümüne rehberlik eder ve istirdat veya iptal davası söz konusu olduğunda da uygulanması gereken hükümleri belirler.

Kıymetli evrak hukukunun temel kavramlarını anlamak, istirdat ve iptal davaları bakımından son derece önemlidir. Çünkü her iki dava da kıymetli evrakın nitelikleriyle doğrudan ilgilidir ve ancak senede bağlı hakkın varlığı ile bir anlam kazanır.

İstirdat Davası Kavramı ve Uygulama Alanı​


İstirdat davası, haksız şekilde elde edilen veya tahsil edilen bir bedelin iadesi için başvurulan bir dava türüdür. Kıymetli evrak hukukunda ise özellikle kambiyo senetlerine dayalı icra takipleri sonucunda haksız tahsil yapıldığı iddiasıyla gündeme gelir. İstirdat davasının, dava şartları ve sonuçları bağlamında özel bir önemi vardır. Ayrıca istirdat davası, kimi zaman iptal davasıyla karıştırılsa da gerçekte farklı hukuki sebeplere dayanır ve amaçları farklıdır.
1. İstirdat Davasının Tanımı
İstirdat davası, geçmişte ödenmiş ve tahsil edilmiş bir tutarın, bu ödemenin hukuka aykırı olduğunu ileri süren tarafça geri alınması amacıyla açılır. Uygulamada daha çok “haksız tahsilin iadesi” davası şeklinde nitelendirilebilir. Kıymetli evrakın türüne göre veya borcun tahsil şekline göre farklı gerekçelerle istirdat davası açılabilir.
2. Kıymetli Evrakta İstirdat Nedenleri
a. Senetteki Borcun Geçersizliği: Senedin düzenlenmesine yol açan temel ilişkinin geçersizliği veya senetle ilgili yasal unsurların eksik olması durumunda, senet geçerli bir borç doğurmaz. Örneğin, senet keşidecisi ile lehtar arasındaki underling (temel) ilişki sakatsa, senet ödemesi hukuki dayanaktan yoksun hale gelebilir.
b. İcra Takibinde Usulsüzlük: Kıymetli evraka dayalı olarak başlatılan icra takibinde, prosedüre aykırı işlemler veya karşı tarafın itirazlarını dikkate almadan tahsilat yapılması gibi durumlarda da istirdat talebine hak kazandırabilecek durumlar ortaya çıkabilir.
c. Zamanaşımı veya Şekil Eksiklikleri: Özellikle kambiyo senetlerinde zamanaşımı süreleri önemlidir. Zamanaşımına uğramış bir senede dayanarak yapılan icra takibi sonucunda tahsil gerçekleşmişse, borçlu sonradan bu tutarın iadesi için istirdat davasına başvurabilir. Aynı şekilde senetteki zorunlu unsurların eksikliği, senedin kambiyo niteliğini sakatlar ve yapılan tahsilin dayanağını çürütebilir.
3. İstirdat Davasının Şartları
a. Ödemenin İcra Yoluyla Yapılmış Olması: Çoğu durumda istirdat davası, icra yoluyla yapılmış bir tahsili geri almak amacıyla gündeme gelir. Buna rağmen, bazı durumlarda icra dışı ödemeler de söz konusu olabilir.
b. Haksız Tahsilin İspatı: İstirdat davasını açan taraf, tahsilin hukuka aykırı olduğunu, yani kendisinden alınan bedelin yersiz olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
c. Dava Açma Süresi ve Takip Aşamaları: Kambiyo takibinde itiraz veya menfi tespit yollarını kaçıran borçlular, icra tamamlandıktan sonra istirdat yoluna gidebilirler. Bunun yanında, belli süreler içinde bu davanın açılması gerekir; aksi takdirde zamanaşımı veya hak düşürücü süre devreye girebilir.
4. İstirdat Davasının Hukuki Dayanağı
İstirdat davası, Türk Hukukunda sebepsiz zenginleşme ve haksız tahsil ilkeleri çerçevesinde temellendirilir. Borçlar Hukuku’nda düzenlenen “sebepsiz zenginleşme” hükümleri, bir kimsenin haklı bir neden olmaksızın malvarlığında meydana gelen artışı geri vermesi gerekliliğini öngörür. Kıymetli evrakta, geçersiz borca dayanarak tahsil yapılan alacaklının sebepsiz zenginleştiği kabul edilir.
5. İstirdat Davasının Amacı
İstirdat davası, haksız şekilde tahsil edilen tutarın iadesini sağlamaya yöneliktir. Davanın nihai aşamasında mahkeme, tahsil edilen bedelin dava açan tarafa geri ödenmesine karar verebilir. Böylelikle borçlunun malvarlığındaki haksız eksilme giderilir ve alacaklının sebepsiz zenginleşmesi ortadan kaldırılır.
6. İstirdat Davasının Uygulamadaki Önemi
Özellikle çek, bono veya poliçe gibi kambiyo senetlerinde karşılaşılan ödeme güçlüğü, fiili ödeme veya icra baskısı altında ödeme yapılması gibi durumlar, istirdat davasına sıkça konu olur. Örneğin, senet üzerinde herhangi bir tahrifat yapıldığı sonradan ortaya çıkabilir ve borçlu, daha fazla para ödediğini iddia ederek istirdat davası açma yoluna gidebilir. Benzer şekilde, icra müdürlüğü nezdinde itiraz hakkı süresinde kullanılmamışsa, borçlu ödediği meblağı ancak istirdat davasıyla geri alabilir.

İptal Davası Kavramı ve Koşulları​


Kıymetli evrak, fiziki bir varlık olduğundan çeşitli şekillerde kaybolabilir, çalınabilir veya tahrif edilebilir. Bu tür durumlarda hak sahibinin koruma altına alınması ve hakkın güvenceye kavuşturulması için iptal davası yolu düzenlenmiştir. Kıymetli evrakın iptali, senedin maddi varlığının geçici veya kalıcı olarak hükümsüz hale getirilmesidir. Bu sayede senetle temsil edilen hakların kötü niyetli kişilerce kullanılmasının veya hakkın kaybedilmesinin önüne geçilir.
1. İptal Davasının Tanımı
İptal davası, kıymetli evrakın kaybolması, çalınması, yanması, yırtılması veya başka bir sebeple kullanım dışı kalması halinde, senedin temsil ettiği hakkın zayi olmamasını sağlamak amacıyla açılan davadır. Mahkeme, dava sonucunda senedi hükümsüz kılar ve hakkın başka bir senede bağlanmasına veya hak sahibinin korunmasına yönelik tedbirler alabilir.
2. İptal Davasının Koşulları
a. Zayi veya Kaybolma Olgusu: İptal davası açılabilmesi için senedin ortadan kalkması veya zayi olması gerekir. Kaybolma ile çalınma arasında hukuk tekniği bakımından büyük fark olmasa da davayı açanın ispat yükü değişebilir.
b. Hak Sahibinin İspatı: Davayı açan kişinin, gerçekten senedin meşru hak sahibi olduğunu, yani kıymetli evrakın meşru hamili veya düzenleyenle hukuki bağı olan kişi olduğunu göstermesi gerekir.
c. Yargı Yoluna Başvuru: Kanun, iptal sürecinin kamu düzeni ve aleniyet ilkesi çerçevesinde yürütülmesi gerektiği için mahkemeden karar alınması zorunludur. Hak sahibi, ilan yoluyla olası diğer hak sahiplerinin itirazını bekler ve yargılama sonucunda eğer başka bir kişi hakkını ileri sürmezse iptal kararı verilir.
3. İptal Davasının Dayanakları
Kıymetli evrakın iptaline ilişkin prosedür, Türk Ticaret Kanunu’nda ve kısmen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilân ve itiraz usullerine dair hükümlerinde yer bulur. Kambiyo senetleri özelinde, ticaret kanunlarında öngörülen ilan ve duyuru işlemleri tamamlandığında hak sahibi lehine iptal kararı verilerek senet hükümsüz sayılır.
4. İptalin Sonuçları
a. Senet Hükümsüzlüğü: Mahkeme kararıyla iptal edilen senet artık hukuken geçerli değildir. Senet kaybolmuş olsa bile kimsenin o senet üzerinde hak talebinde bulunması mümkün olmaz.
b. Yeni Senet Düzenlenmesi veya Ödeme Talebi: Hak sahibi, mahkemeden iptal kararı aldıktan sonra bazı hallerde yeni bir senet düzenlenmesini talep edebilir veya iptal davası sonucunda mahkeme, hakkın doğrudan ifasını sağlayacak yollara başvurabilir. Örneğin, iptal edilen bir çek söz konusu ise lehtar, bankaya veya keşideciye iptal kararını sunarak ödemeyi isteyebilir.
c. Üçüncü Kişilerin Durumu: Kıymetli evrakın iptali ilan sürecinde üçüncü kişiler itiraz etmezse veya başkaca bir hak iddiasında bulunmazsa, iptal kararından sonra artık senetle ilgili ileri sürülebilecek haklar ortadan kalkar. Senedi elinde bulunduran kötü niyetli kimse, iptal kararından etkilenir ve senedi devredemez.
5. İptal Davasının Ticari Hayattaki Önemi
İptal davası, kıymetli evrakın kolay devredilebilir olma özelliğinden kaynaklanan riskleri bertaraf etmede önemli bir güvencedir. Özellikle hamiline yazılı senetlerde, senedi elinde bulunduran kişinin hak sahibi olduğu varsayılacağından, kaybolma veya çalınma durumlarında gerçek hak sahibinin mağduriyeti büyüyebilir. İptal süreci, ilan mekanizmasıyla ve mahkeme kararıyla bu mağduriyeti ortadan kaldırmayı hedefler.
6. Uygulamaya Dair Örnekler
a. Çalıntı Poliçe veya Bono: Senedi çalan kişinin elinde hamil sıfatı yoksa da senedi devretme imkânı olabilir. Hak sahibi, iptal davasıyla söz konusu senedi hükümsüz kılar ve senedin herhangi bir şekilde devredilmesini veya tahsil edilmesini önler.
b. Kaybolan Hisse Senetleri: Nama veya hamiline yazılı hisse senetleri, şirkette ortaklık payını gösterir. Kaybolmaları halinde hissedarlık hakkının korunması için iptal sürecine gidilmesi gerekebilir.
c. Zayi Olma Halinde Yeni Senet Düzenlenmesi: Konişmento veya taşıma senedi gibi belgelerin kaybolması halinde, malın teslimi veya mülkiyet devri imkânsız hale gelebilir. İptal davası, yeni bir senet düzenlenmesinin yolunu açar.

Kıymetli Evrakta İstirdat Davasının Hüküm ve Sonuçları​


İstirdat davasının kabul edilmesi halinde, mahkeme kararıyla davacının ödediği meblağın iadesi sağlanır. Bu dava, hukuka aykırı tahsilatlar yüzünden borçlunun mağduriyetini gidermeyi amaçlar. Kıymetli evrakta istirdat davasının sonuçları, sadece iade yükümlülüğüyle sınırlı olmayabilir. Maddi ve manevi tazminat talepleri, yargılama giderleri ve temerrüt faizine ilişkin konular da gündeme gelebilir.
1. Bedelin İadesi
İstirdat davası, bir geri ödeme davasıdır. Dolayısıyla kararın davacı lehine çıkması durumunda, icra müdürlüğü aracılığıyla veya doğrudan karşı taraftan, haksız tahsil edilen tutar geri alınır. Bu tutar, dava tarihinden itibaren veya hukuki uyuşmazlığa göre tespit edilen tarihten itibaren işlemiş faizle birlikte iade edilebilir.
2. Temerrüt Faizi ve Tazminat
Mahkeme, borçlunun haksız şekilde yapılan ödemesi nedeniyle uğradığı zararları da dikkate alabilir. Karşı tarafın kötü niyetli olduğu veya tahsil sırasında haksız fiil niteliğinde bir davranış sergilediği ispatlanırsa, ek tazminat yükümlülükleri söz konusu olabilir. Ayrıca ticari işlerde temerrüt faizi oranları daha yüksek uygulanabileceğinden, davacı lehine ciddi miktarda faiz birikebilir.
3. Yargılama Giderleri
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, davayı kaybeden taraf yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür. İstirdat davasının kabulüne karar veren mahkeme, yargılama masraflarını ve avukatlık ücretini de davalı tarafa yükler. Böylece davacının maruz kaldığı tüm ekonomik kayıplar kural olarak karşılanır.
4. Kararın Kesinleşmesinin Etkileri
İstirdat davasında verilen hükmün kesinleşmesiyle, artık aynı konuda tekrar dava açılamaz. Davalı taraf, haksız tahsil ettiği bedeli iade etmediği takdirde icra yoluyla tahsili mümkün hale gelir. Mahkeme kararıyla belirlenmiş olan yükümlülük kesin hüküm halini alır.
5. İstirdat Kararının İlanı ve Ticari Sicil Kayıtları
Kıymetli evrakla ilgili bazı durumlarda, özellikle senetlerin ticari sicil veya başka sicillerle bağlantılı olduğu hallerde, mahkeme kararının ilgili sicile şerh verilmesi gerekebilir. Böylece üçüncü kişilerin dava ve karar hakkında bilgi sahibi olması sağlanır. Ticari hayatta güvenliğin korunması için bu tür kayıtların güncel olması önemlidir.
6. Pratik Sonuçlar
İstirdat davasının kazanılması, çoğu kez borçlu açısından büyük bir mali yükün kalkması anlamına gelir. Böylelikle borçlu, ödemek zorunda bırakıldığı yersiz bir borçtan kurtulur ve alacaklının sebepsiz zenginleşmesi giderilmiş olur. Ticari hayatta özellikle kambiyo senetlerine dayalı tahsilatlar hızlı ve katı prosedürlere tabi olduğu için, borçluların kendilerini koruyabilecekleri etkili bir yol olarak istirdat davası, önemini korur.

Kıymetli Evrakta İptal Davasının Hüküm ve Sonuçları​


İptal davasının kabulü ile mahkeme, senedi hükümsüz kılar ve hak sahibi ile üçüncü kişilerin hukuki durumunu netleştirir. Bu süreçte ilan ve itiraz prosedürleri tamamlandığından, iptal kararı güvenli şekilde verilir. İptal davasının başlıca sonuçları arasında senedin geçersizliği, yeni senedin düzenlenmesi ve hakkın iadesi bulunur.
1. Senet Hükümsüzlüğü
Mahkeme, iptal davasında senedin gerçekten kaybolduğu, çalındığı veya zayi olduğunu tespit ettiğinde, o senedi hükümsüz ilan eder. Bu durumda senet üzerinde daha önce sahip olunan haklar, artık eski senet üzerinden talep edilemez hale gelir. Kimsenin senedi ileri sürerek ödeme ya da farklı bir hak talebinde bulunması mümkün olmaz.
2. Yeni Senet Düzenlenmesi
Kıymetli evrakta iptal kararı alındıktan sonra, senetle temsil edilen hakkın varlığı devam ediyorsa, yeni bir senet düzenlenmesi söz konusu olabilir. Özellikle hisse senetleri veya tahvillerde, şirket yönetiminin mahkeme kararını görmesiyle birlikte gerçek hak sahibine yeniden senet verilmesi sağlanabilir. Bu, hak sahibinin menfaatini korur ve ticari belgelerin düzenine uygun şekilde sürdürülebilirliğini sağlar.
3. Üçüncü Kişilerin Durumu
İlan süresi içinde itiraz etmemiş üçüncü kişiler, iptal kararından sonra senet üzerinde hak ileri süremezler. İtiraz etmiş ama hak iddiasını ispat edememiş kişilerin talepleri de reddedilir. Dolayısıyla iptal davası, hak sahipliğini tescil ve tespit eden hukuki bir yol olarak da işleve sahiptir.
4. İptal Davası Kararının İcrası
Mahkeme, iptal kararı verirken gerektiğinde ilgili kurumlara yazı yazarak senedin iadesini veya tedbiren ödemelerin durdurulmasını isteyebilir. Mesela bir çek söz konusu olduğunda, bankaya bildirimde bulunularak bu çekin artık geçerli olmadığı duyurulur. Böylece bankanın, çek ibraz edilse bile ödemede bulunmaması sağlanır.
5. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler
Kıymetli evrakta senet üzerinde yer alan alacak hakkı, iptal kararı sonrasında yeniden düzenlenecek senede taşınır. Ancak bu yeni senetle ilgili olarak da asli alacağın zamanaşımı süresi, yasal esaslara göre işlemeye devam edebilir. İptal davası, alacak hakkını ebediyen uzatan bir mekanizma değildir. Hak sahibi, iptal kararı elde etse dahi, alacak talebinin kendi içinde zamanaşımına uğramamasına özen göstermelidir.
6. Güvence Fonksiyonu
İptal davası, kıymetli evrakın güvenli bir biçimde kullanımını mümkün kılar. Özellikle hamiline yazılı senetlerin zayi olması halinde, senedi bulunduran kişinin hak sahibi sayıldığı ve kolayca devir yapabildiği göz önünde bulundurulduğunda, iptal yoluyla gerçek hak sahibinin korunması büyük önem taşır. Mahkeme ilânı sayesinde, hak sahibi olmayan kişiler dava sürecinde ortaya çıkamıyorsa, iptal kararı ile senet elinde bulunan haksız şahıs korumasız kalır.

İstirdat ve İptal Davalarının Usul Hükümleri​


Her iki dava da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yargılama usulüne tabidir. Bununla birlikte, kıymetli evrakın ticari nitelik taşıması ve bu davaların çoğunlukla ticaret mahkemelerinde görülmesi, uygulamada bazı usuli farklılıklar yaratabilir. Bu farklılıklar, yargılama süresini, ispat yükünü ve dava açma prosedürlerini etkileyebilir.
1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
a. Ticaret Mahkemeleri: Kıymetli evrakla ilgili uyuşmazlıkların büyük çoğunluğu, ticari nitelikte sayıldığı için asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına girer.
b. Yetki: Dava, genel yetki kurallarına göre davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak özellikle çek veya senetle ilgili icra takiplerinde, icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir.
c. Özel Yetki Hükümleri: Kıymetli evrakın düzenlendiği yer, ödeme yeri gibi bilgiler üzerinden özel yetki kuralları devreye girebilir. Ayrıca taraflar sözleşme ile yetkili mahkemeyi değiştirebilir.
2. Dava Açma Süreleri
a. İstirdat Davası: Çoğu zaman istirdat davası, borçlunun icra takibine itiraz etmemesi veya itirazının kaldırılması sonucu tahsil yapılmasından sonra başlar. Yargıtay uygulamasında, borcun ödenmesinden itibaren makul bir süre içerisinde davanın açılması gerektiği ifade edilir. Bu süre zarfında borçlunun, tahsilin yersiz olduğunu öğrenmesiyle birlikte dava yoluna gitmesi beklenir.
b. İptal Davası: İptal davasında zamanla ilgili mutlak bir üst sınır yoktur; ancak senet üzerinde yer alan hakkın zamanaşımı süresi geçmeden dava açmak pratikte zorunlu hale gelir. Çünkü zamanaşımına uğramış bir hak için iptal kararı çıkması anlamsızlaşabilir.
3. İspat Yükü ve Deliller
a. İstirdat Davasında: Davayı açan taraf, tahsilatın haksız olduğunu ispatlamak zorundadır. Kıymetli evrakın geçerliliğindeki hukuki sakatlıkları veya icra prosedüründeki usulsüzlükleri belge ve tanık ifadeleriyle ortaya koyması gerekir.
b. İptal Davasında: Davacı, senedin zayi olduğunu, kendisinin meşru hak sahibi olduğunu ve senedin kötü niyetli üçüncü kişiler eline geçmesi durumunda hak kaybı yaşayabileceğini kanıtlamalıdır. Mahkeme, ilan yoluyla itirazları toplar ve genellikle bu süreçte davacının, senet üzerindeki hakkını nasıl kazandığını kanıtlamasını ister.
4. Geçici Hukuki Koruma Tedbirleri
a. İstirdat Davası Açılırken: Davacı, davalının malvarlığını kaçırma riski olduğunu iddia ediyorsa, ihtiyati tedbir talep edebilir. Böylece dava süresince alacağın güvence altına alınması hedeflenir.
b. İptal Davası Açılırken: İptal talebi, senedin tahsil veya devrinin engellenmesini gerektiriyorsa, mahkemeden ihtiyati tedbir istenebilir. Örneğin, bir çekin bankaya ibrazını durdurmak veya senet üzerinde haciz işlemlerini engellemek için bu yöntem kullanılabilir.
5. Mahkeme İlan Süreci
İptal davaları, diğer davalara göre daha fazla ilan süreci gerektirir. Mahkeme, senedin iptaline yönelik talebi uygun bulursa, Resmî Gazete veya başka ilan araçlarıyla ilanda bulunur. Bu ilan metninde, senedin hukuki durumunu ve hak iddia edecek kişilerin ortaya çıkması için belirli bir itiraz süresi duyurulur. İtiraz gelmezse veya gelen itiraz reddedilirse, mahkeme iptal kararı verir.
6. Kararların Yargıtay İncelemesi
Temyiz aşaması, özellikle ticari davalarda sıkça kullanılmaktadır. Dava değeri belirli bir miktarın üzerindeyse (ilgili yasal mevzuata göre alt sınır), istirdat veya iptal davaları karara bağlandıktan sonra Yargıtay incelemesine gidebilir. Yargıtay, alt mahkeme kararını hukuki yönden denetler ve gerektiğinde bozma kararı verebilir. Bu süreç, davanın kesinleşmesini geciktirebilir. Ancak kıymetli evrakın ticari hayatın akışında çok sık kullanılan bir araç olduğu dikkate alındığında, Yargıtay’ın içtihatları bu davaların sonucunu önemli ölçüde etkiler.
7. Avukatlık Ücreti ve Diğer Masraflar
Her iki davada da avukatlık ücreti, yargılama harçları ve diğer masraflar önem taşır. Türk hukukunda vekâlet ücreti, genellikle dava değerine göre belirlenir ve davayı kaybeden tarafça ödenir. Kıymetli evrakın değeri yüksek olabileceğinden, taraflar için bu masraflar da yüklü olabilir. Bu durum, özellikle borcun icra takibine konu olduğu veya senetle ifade edilen meblağın büyük olduğu hallerde daha da kritik bir hal alır.
8. Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolları
Kıymetli evrak hukuku uyuşmazlıklarında, tarafların arabuluculuk veya uzlaşma gibi yöntemlere başvurma imkânı vardır. Bu yöntemler, uzun ve masraflı yargılama süreçlerini kısaltabilir. Ancak istirdat ve iptal davalarının niteliği gereği, hak sahibi olma veya haksız tahsil iddiaları gibi konular çoğu kez yargısal kararı gerekli kılar. Buna rağmen, taraflar arasında bir sulh anlaşması yapılması her zaman mümkündür.

Kıymetli Evrak Hukukunda İstirdat ve İptal Davalarının Karşılaştırılması ve Değerlendirilmesi​


Kıymetli evrakla ilgili uyuşmazlıklarda istirdat ve iptal davaları, birbirinden farklı hukuki temellere sahiptir. İstirdat davası, geçmişte yapılan haksız bir tahsilin iadesine odaklanırken, iptal davası ise fiziki olarak zayi olmuş veya kötü niyetli kişilerce el konulan bir senedin hükümsüz kılınmasına yöneliktir. Her iki dava da ticari hayatta önemli işlevler üstlenir.
1. Amaç ve Fonksiyon Farkı
a. İstirdat Davası: Mali bir haksızlığın giderilmesi ve sebepsiz zenginleşmeyi ortadan kaldırmak amacı güder.
b. İptal Davası: Senedin güvenliğini ve hak sahibinin korunmasını hedefler. Zayi olan senet yerine yeni bir senet düzenlenmesine veya hakkın ifasına olanak tanır.
2. Hukuki Dayanaklar
a. İstirdat Davası: Borçlar Hukuku’ndaki sebepsiz zenginleşme ve haksız tahsil ilkelerine dayanır.
b. İptal Davası: Türk Ticaret Kanunu ve özel kanun hükümlerindeki “iptal süreci” ve “ilan mekanizması”na dayanır.
3. Tarafların Hukuki Statüsü
a. İstirdat Davası: Davacı konumunda, haksız tahsile maruz kalan borçlu yer alır. Davalı genellikle alacaklı veya tahsilatı yapan kişidir.
b. İptal Davası: Davacı, senedin meşru hak sahibi olduğunu iddia eden kişidir. Davalı, çoğu kez iptal talebinde “soyut” olarak gösterilir; çünkü esasen dava ilanla üçüncü kişilere karşı da yönelir.
4. Sonuçlar
a. İstirdat Davası: Haksız tahsil edilen tutarın iadesi, temerrüt faizi ve yargılama giderleri.
b. İptal Davası: Senedin hükümsüz kılınması, yeni senet düzenlenmesi veya doğrudan hakkın ifası.
5. Uygulamadaki Sıklık
a. İstirdat Davası: Özellikle kambiyo senetlerine dayalı icra takiplerinde çok sık görülür.
b. İptal Davası: Senet kaybı, çalınması veya yok olması gibi fiziksel durumlara bağlı olarak daha az, ancak yine de önemli ölçüde uygulanır.
6. İspat ve Delil Kullanımı
a. İstirdat Davası: Haksız tahsil olduğunu ispatlamak bazen güç olabilir. İcra dosyası, senet metni, tanıklar ve ticari defter kayıtları önem taşır.
b. İptal Davası: Senedin kaybolduğu veya zayi olduğu ispatlanır, ayrıca hak sahipliği belgelerle ortaya konur. Mahkeme ilan mekanizmasıyla başka hak iddialarını gündeme getirir.
7. Ekonomik Etki
Her iki dava türü de ticari ilişkileri güvence altına alır. İstirdat davası, haksız tahsili geriye çevirerek mali dengeyi korur; iptal davası ise senetlerin güvenli dolaşımını sağlayarak piyasaya olan güveni artırır. Her iki davanın da ekonomik hayattaki işlevi, tarafların haklarını korumak ve kötü niyetli işlemlerin önüne geçmek bakımından büyüktür.
8. Değerlendirme
Kıymetli evrak hukukunda istirdat ve iptal davaları, farklı zamanlarda ve farklı koşullarda ortaya çıkmalarına rağmen hukuki güvenliği sağlayan tamamlayıcı mekanizmalardır. Ticari hayatın yoğun akışında, tarafların birbirlerine duyduğu güven büyük ölçüde bu mekanizmaların sağladığı güvenceden beslenir. Bir yandan haksız tahsilat yapan taraf caydırılır, diğer yandan senedi kaybeden veya senet üzerinde hakkı zayi olan kişi korunur. Uygulamadan elde edilen deneyimler, bu davaların sıklıkla yargıtay denetiminden geçerek içtihatların zenginleşmesini sağladığını göstermektedir.

Kaynakça ve İlgili Mevzuat​

1. Türk Ticaret Kanunu (TTK)
• Kambiyo senetlerine ilişkin ayrıntılı düzenlemeler (çek, poliçe, bono)
• İptal davasının şartları ve prosedürü
2. Borçlar Hukuku
• Sebepsiz zenginleşme ilkeleri
• Haksız tahsilin iadesi
3. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
• Genel yargılama usulü
• İlan ve itiraz usulleri
• İhtiyati tedbir, delil tespiti, zamanaşımı
4. Yargıtay Kararları ve İçtihatlar
• Kıymetli evrakın iptaline ilişkin kararlar
• İstirdat davalarında ispat standartları
• Ticari davalarda yetki ve görev konuları
5. Akademik Çalışmalar
• Kıymetli Evrak Hukuku ders kitapları
• Yüksek lisans ve doktora tezleri
• Hakemli dergilerde yayımlanan makaleler
6. Uygulama Kılavuzları
• Bankaların çek ve senet uygulamaları
• Ticaret odalarının rehber niteliğindeki bilgileri
• Noterlik işlemlerine ilişkin düzenlemeler

Kıymetli evrak hukuku, ticari hayatın en dinamik alanlarından biridir. İstirdat ve iptal davaları ise bu dinamizmi destekleyen, tarafların haklarını koruyan ve kötü niyeti engelleyen önemli araçlardır. Kıymetli evrakın hızlı ve güvenli dolaşımını sağlamak, aynı zamanda hak ihlallerinin önüne geçmek için hukuki altyapının etkin kullanımı şarttır. Bu doğrultuda istirdat ve iptal davaları, teorik yönleri kadar uygulamadaki pratik sonuçları ve yargılama usulleriyle de hukuk dünyasında seçkin bir yer tutar.
 
Geri
Tepe