Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, modern kentleşme süreçlerinde artan çok katlı yapıların hukuki çerçevesini oluşturan ve eşya hukuku kapsamında önemli bir yer tutan kurumlardır. Bir binada veya yapı kompleksinde bağımsız bölümler üzerinde özel mülkiyet kurulması, bu mülkiyetin tapu siciline tesciliyle güvence altına alınması ve ortak kullanım alanlarının nasıl yönetileceği gibi meseleler, kat mülkiyeti rejimi çerçevesinde şekillenir. Kat irtifakı ise inşası planlanan veya henüz tamamlanmamış yapılarda gelecekte kurulacak kat mülkiyetine hazırlık mahiyeti taşıyan sınırlı bir ayni hak niteliğindedir. Aynı yasal düzenlemede ele alınan bu iki kavram, özellikle bina ve site yöneticiliği, bağımsız bölüm malikleri arasındaki ilişkiler, tadilat ve onarım süreçleri gibi pratik uygulamalarda sıkça karşımıza çıkar.
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, Türk hukukunda Kat Mülkiyeti Kanunu başta olmak üzere Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuatta düzenlenmiştir. Çok katlı yapıların veya toplu yapıların artmasıyla birlikte zaman içinde yasal çerçevede revizyonlar yapılmış; özellikle toplu yapı kavramının eklenmesi, yönetime ilişkin detaylı hükümlerin geliştirilmesi, bağımsız bölümler arasındaki ortak yer paylaşımı gibi konulara açıklık getirilmiştir. Bu metinde kat mülkiyeti ve kat irtifakının tanımı, hukuki niteliği, kazanılması ve sona ermesi, tarafların hak ve yükümlülükleri, uygulamadaki sorunlar ve farklı görüşler etraflıca ele alınacaktır.
Kat Mülkiyeti Kavramı
Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapıda fiilen bölünebilen ve bağımsız olarak kullanılabilen bölümler üzerinde kurulan ve bağımsız bölümlere ilişkin özel mülkiyet hakkını ifade eden bir ayni haktır. Bir bina içinde her kat ya da katın bir kısmı, daire veya işyeri şeklinde ayrılabilir, her birine bağımsız bölüm statüsü kazandırılabilir. Bu mülkiyet hakkı, binanın inşaatı tamamlandıktan sonra resmi kayıt olarak tapu siciline tescil edilir. Kat mülkiyetinin en ayırt edici özelliği, sadece bağımsız bölüm üzerinde değil, aynı zamanda yapının ortak yerleri üzerinde de paylı mülkiyet hakkı sağlamasıdır.
Türkiye’de hızla büyüyen kent nüfusu ve arsa maliyetlerinin yükselmesi, çok katlı yapıların yaygınlaşmasına yol açmıştır. Bu yapıların hukuki alanda düzenlenmesi için kat mülkiyeti sistemine ihtiyaç duyulmuş, Kat Mülkiyeti Kanunu ile somut bir çerçeve çizilmiştir. Başka bir deyişle kat mülkiyeti, bağımsız bölüm sahibine mülkiyet hakkının tüm yetkilerini tanımakla birlikte, diğer bağımsız bölüm maliklerinin ve ortak alanların korunması amacıyla bazı sınırlamaları da içerir.
Kat mülkiyeti hakkı, eşya hukukuna özgü prensipler çerçevesinde oluşur. Bir binada bağımsız bölüm sahibi olmak, ilgili tapu sicil kaydında malik olarak görünmek demektir. Bağımsız bölüm üzerinde tasarruf yetkisi, yani satma, kiraya verme, ipotek etme, miras bırakma gibi haklar malik tarafından kullanılabilir. Ancak bu haklar, kanundan ve sözleşmelerden doğan ortak alanları koruma amacıyla getirilen kısıtlamalarla dengelenir. Hukuk düzeni, diğer kat maliklerinin ve ortak alanların hakkını gözeterek kat mülkiyeti ilişkisinde paydaşlığın nasıl yürütüleceğine dair ayrıntılı kurallar getirmiştir.
Kat Mülkiyetinin Hukuki Esasları
Kat mülkiyetine ilişkin esaslar Kat Mülkiyeti Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanuna göre, kat mülkiyeti kurulabilmesi için öncelikle yapının imar mevzuatına uygun şekilde inşa edilmiş olması ve iskân ruhsatı alması gerekir. Böylece bağımsız bölümlerin gerçekten ayrı ayrı kullanılmaya elverişli olması amaçlanır. Yapının tamamlanması ve gerekli belgelerin teminiyle birlikte, ilgili tapu müdürlüğüne başvuru yapılarak kat mülkiyetinin tescili talep edilir.
Tescilden önce, kat maliklerinin ortak kararları ve yapı kullanım izni gibi resmi belgeler de aranır. Bunlara ek olarak kat mülkiyeti kurulurken yönetim planı hazırlanması zorunludur. Yönetim planı, bağımsız bölümler arasındaki ilişkileri ve ortak alanların kullanımına dair esasları düzenleyen en temel belgedir. Yönetim planında, ortak giderlerin nasıl paylaştırılacağı, yönetim kurulunun kimlerden oluşacağı veya yönetici seçiminin nasıl yapılacağı gibi hususlar detaylı biçimde yazılır. Kat maliklerinin yönetim planında belirtilen kurallara riayet etmesi yasal bir yükümlülüktür.
Hukuki esasların bir diğer boyutu, kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümlerin niteliğidir. Bir bölümün bağımsız olarak kullanılabilir ve inşaat projesine uygun olması gerekir. Eğer bölümler projede konut veya işyeri olarak gösterildiyse, kullanım amacının değiştirilmesi, diğer kat maliklerinin oyuna veya ilgili mevzuata bağlı olabilir. Ticari faaliyete ayrılan bağımsız bölüm, diğer kat maliklerinin huzur ve sükûnunu olumsuz etkileyecek şekilde kullanılmamalıdır. Örneğin bir dairenin restorana çevrilmesi, binanın mekânsal niteliğini ve gürültü düzenini değiştirecekse, mevzuatta öngörülen özel prosedürlere uyulması gerekir.
Bir diğer önemli ilke, kat maliklerinin veya kiracıların hakkaniyete uygun şekilde ortak alanlardan yararlanmasıdır. Apartman boşlukları, merdivenler, asansör, çatı, otopark, bahçe gibi yerler, bina bütünlüğünün ortak öğeleri sayılır ve bu alanların mülkiyeti paylıdır. Bir malik bu alanlar üzerinde diğer malikleri dışlayıcı tasarruflarda bulunamaz. Ortak yerlerin kullanımı, yönetim planı ve genel kurulların aldığı kararlara uygun biçimde gerçekleşmelidir. Yönetim giderlerinin paylaşımı da pay oranına veya yönetim planındaki düzenlemelere göre yapılır.
Kat Mülkiyetinin Kurulması
Kat mülkiyetinin kurulması, belirli bir idari ve hukuki prosedüre bağlıdır. İlgili kanunda açıkça belirtildiği üzere, öncelikle inşaat projesine uygun bir yapı tamamlanmalı, iskân ruhsatı alınmalı ve tapu sicil müdürlüğüne gerekli belgeler sunulmalıdır. Bu belgeler arasında yapı kullanma izin belgesi, projenin mimari uygulama planı, yapı maliki veya maliklerinin başvurusu, yönetim planı taslağı ve diğer resmi evrak yer alır. Tüm bağımsız bölümlerin konumu, numarası, niteliği ve yüzölçümü gibi bilgiler, onaylı mimari projede gösterilmiş olmalıdır.
Bunların yanında kat mülkiyetine dönüştürme süreci de mevcuttur. Bazı durumlarda, yapı tamamlandıktan sonra dahi kat irtifakı bulunabilir veya yapının tek bir malik tarafından paylı mülkiyet şeklinde kullanıldığı görülebilir. Böyle hallerde, ilgili maliklerin veya pay sahiplerinin talebiyle kat mülkiyeti kurulabilir. Bunun için de aynı idari işlemler gereklidir. Kat mülkiyetinin tescilinden itibaren bağımsız bölümlerin mülkiyeti, tapu sicilinde ayrı ayrı sicil kaydı şeklinde görünür. Bu kayıt, bölümler üzerinde ayni hak tesisini mümkün kılar ve mülkiyet hakkını güvence altına alır.
Kat mülkiyeti kurulurken önem taşıyan bir başka unsur, paylı mülkiyetin de varlığını korumasıdır. Bağımsız bölüm üzerindeki mülkiyet, o bölümün sahibine aittir. Bunun yanında, ortak alanlar üzerinde her bir bağımsız bölüm malikine, arsa payı oranında paylı mülkiyet hakkı düşer. Arsa payları, bina inşa edilirken, bağımsız bölümlerin kullanım amaçları, büyüklükleri, konumu ve değeri gözetilerek proje aşamasında belirlenir. Arsa payı, daha sonra yönetim giderlerinin bölüştürülmesinden, dairelerin oy hakkına kadar birçok hususta belirleyici rol oynar.
Kat Mülkiyetinin Sona Ermesi
Kat mülkiyeti, kural olarak yapının fiziki varlığının devamına bağlıdır. Eğer yapı yıkılır veya kullanılamaz duruma gelirse, kat mülkiyeti kural olarak kendiliğinden sona erer. Bununla birlikte, bina yıkıldıktan sonra yeniden inşa kararı alınırsa ve maliklerin gerekli prosedürleri yerine getirmeleri durumunda, kat mülkiyeti yeniden kurulabilir. Çoğunlukla doğal afetler, yangın veya ekonomik ömür nedeniyle binanın yıkılması sonucunda kat mülkiyeti son bulur. Bazı hallerde binanın az bir kısmı kullanılamaz hale gelmiş olabilir. Bu tür durumlarda kat mülkiyetinin sona erip ermeyeceği, hasar durumuna ve maliklerin iradesine göre hukuken değerlendirilir.
Kat mülkiyetini sona erdirmenin bir diğer yolu, tüm bağımsız bölüm maliklerinin oy birliğiyle karar alarak kat mülkiyeti rejiminden vazgeçmesidir. Böyle bir irade beyanı olduğunda, tapu sicilinden gerekli terkin işlemi yapılır. Ancak uygulamada çok istisnai durumlar dışında tüm maliklerin kat mülkiyeti sisteminden çıkmak için ortak karar alması güçtür. Zira bina artık hukuken tek bir mülkiyet nesnesi konumuna döneceğinden, mevcut bağımsız bölümlerin ekonomik değerini korumak isteyen maliklerin çoğu bu seçeneğe sıcak bakmaz.
Kat İrtifakı Kavramı
Kat irtifakı, henüz inşaatı tamamlanmamış ya da proje aşamasında bulunan yapılarda kurulabilen bir sınırlı ayni haktır. Bir arsa üzerinde proje uyarınca bağımsız bölümler yapılması planlanıyorsa, bunların gelecekte kat mülkiyetine konu olabilmesi için şimdiden kat irtifakı kurulabilir. Bu sayede, henüz inşaat bitmeden dahi, ileride ortaya çıkacak bağımsız bölümler üzerinde paydaşlar arasında bir hak paylaşımı öngörülebilir. Kat irtifakının temel fonksiyonu, ilerideki kat mülkiyeti kurulmasına hukuki zemin hazırlamaktır.
Kat irtifakı, tapu sicilinde tescil edilerek kurulur. Bu tescil için projenin onaylanmış olması ve her bir bağımsız bölüme ait arsa payının belirlenmesi gerekir. Uygulamada müteahhitlerin, finansal kaynak temin etmek veya ön satış yoluyla inşaat maliyetini karşılamak amacıyla kat irtifakı kurdukları görülür. Arsa sahibi ile yüklenici firma arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, bağımsız bölümlerin hangi paylara ayrılacağı, hangi bölümlerin arsa sahibine hangilerinin yükleniciye ait olacağı düzenlenir. Ardından resmi başvurular yapılarak kat irtifakı tesis edilir. Bu aşamada ilgili her paydaşa tapu sicilinde bir irtifak hakkı kaydı düşülür.
Kat irtifakı, bağımsız bölümlerin doğrudan mülkiyetini sağlamaz. Daha çok bir beklenti hakkı gibi çalışır. İnşaat tamamlandığında ve yapı kullanma izni alındığında, kat irtifakı sahibinin talebiyle kat mülkiyeti kurulabilir. Böylece irtifak hakkı, kat mülkiyetine dönüşerek ayni hak niteliğini daha güçlü şekilde devam ettirir. Ancak inşaatın hukuka uygun biçimde tamamlanması, imar izni, proje onayı gibi şartların oluşması gerektiğinden, kat irtifakı tek başına bağımsız bölüm mülkiyeti sağlamaz.
Kat İrtifakının Hukuki Niteliği
Kat irtifakı, sınırlı ayni haklar kategorisinde yer alır. İrtifak hakkının tipik özelliklerine sahiptir: Arsa üzerinde, gelecekte kat mülkiyetine dönüşmek amacıyla kurulmuş bir haktır. İrtifak hakkı sahibine, inşaatın bitimiyle birlikte mülkiyeti talep etme, kat mülkiyetine geçme ve kendi bağımsız bölümü üzerinde tek başına tasarruf edebilme imkânı tanır.
Bu irtifakın en belirgin özelliği, inşaat süreci tamamlandığında kendiliğinden kat mülkiyetine dönüşmemesidir. Malikler veya ilgili hak sahipleri, tapu sicil müdürlüğünde talep ve tescil işlemi yaparak kat mülkiyetine geçişi gerçekleştirir. Bu, kat irtifakı ile sağlanan hukuki konumun geçici olduğunu gösterir. İrtifakın en önemli amacı, tarafların bağımsız bölüm haklarını hukuki güvence altına almak, inşaatın devam ettiği süreçte hak kayıplarını önlemek ve finansal düzenlemelere imkân vermektir.
İlgili mevzuata göre, kat irtifakı kurulmuş olan arsa üzerinde inşaatın belirli süre içinde tamamlanması hedeflenir. Uygulamada inşaatın yarım kalması, projenin mevzuata aykırı olması veya müteahhidin iflas etmesi gibi durumlarda kat irtifakı sahibi olan kişilerin hakları zedelenebilir. Bu nedenle kat irtifakına sahip olanlar, inşaatın ilerlemesini denetlemek, resmi makamlardan kontroller yaptırmak, gerekli hukuki yollarla yükleniciyi sözleşme hükümlerini ifaya zorlamak veya sözleşmeyi feshetmek gibi tedbirler alabilirler.
Kat İrtifakının Kazanılması ve Sona Ermesi
Kat irtifakının kazanılması, resmi şekilde düzenlenmiş sözleşme ve tapu siciline tescil yoluyla gerçekleşir. Arsa sahibi ile yüklenici veya paydaşlar arasında yapılan sözleşmeyle, her bağımsız bölüm için belirlenen arsa payı oranında hak sahiplerine irtifak hakkı tanımlanır. Ardından ilgili tapu müdürlüğünde resmi işlem yapılarak kayıt altına alınır. Böylece herkesin görebileceği sicil sistemi içerisinde, hangi pay sahibinin hangi bağımsız bölüme dair irtifak hakkı olduğu anlaşılır.
Bu irtifak hakkı, yapı tamamlandığında talep üzerine kat mülkiyetine dönüşür. Tüm prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesi ve iskân izninin alınması esastır. Şayet inşaat sürecinde projenin değiştirilmesi gerekirse, tapu sicilindeki irtifak hakları da revize edilmelidir. Bazı durumlarda kat sayısı, bağımsız bölüm sayısı veya bölüm büyüklükleri değişebilir. Bu gibi değişikliklerin tapu siciline yansıtılması ve pay oranlarının yeniden düzenlenmesi gerekli hale gelebilir.
Kat irtifakı, birkaç sebeple sona erebilir. Bunların başında kat mülkiyetine dönüşme işlemi gelir. İnşaat tamamlandıktan ve kullanılma izni alındıktan sonra, irtifak hak sahiplerinin talebiyle kat mülkiyeti kurulması halinde kat irtifakı rejimi sona erer. Bir başka neden, yapının inşaat projesinin tamamen iptal edilmesi veya imar mevzuatına aykırılık nedeniyle yıkım kararının alınmasıdır. Böyle hallerde kat irtifakının devam etmesi mümkün olmaz. Taraflar yazılı beyanla veya mahkeme kararıyla da kat irtifakını kaldırabilirler. Tüm paydaşlar anlaşırsa, tapu siciline gerekli terkin talebinde bulunarak kat irtifakına son verebilirler.
Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı İlişkisi
Kat irtifakı, kat mülkiyetine geçişin ön safhası olarak görülür. Genellikle uygulamada önce arsa üzerinde kat irtifakı kurulmakta, akabinde yapı tamamlanınca kat mülkiyetine dönülmektedir. Böyle bir sürecin tercih edilmesinin temel sebebi, paydaşlar arasında hukuki güvenliğin sağlanması, finansman temininin kolaylaştırılması ve müteahhitlik faaliyetlerinin şeffaflaştırılmasıdır. Arsa sahibi ile yüklenici firma arasındaki anlaşma çerçevesinde, satış vaadi veya kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılır. Bu sözleşme hem inşaatın teknik detaylarını hem de mülkiyetin devrine ilişkin düzenlemeleri içerir.
Kat irtifakı sırasında belirlenen arsa payları, kat mülkiyeti kurulduğunda genellikle aynı kalır. Ancak proje değişikliği olur ve inşaat planında farklılıklar ortaya çıkarsa, bu payların da yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Kat mülkiyeti kurulduktan sonra, artık her bağımsız bölüm malikinin tapuda ayrı bir sayfa kaydı bulunur. Oysa kat irtifakında, bağımsız bölüm henüz soyut düzeyde mevcut olduğundan, hak sahipliği arsa payına göre belirlenir.
Uygulamada karşılaşılan sorunlardan biri, kat irtifakının uzun süre kat mülkiyetine dönüştürülmemesidir. Bu durum, inşaatın gecikmesi veya tamamlanamaması nedenleriyle ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda hak sahipleri, sözleşmeden doğan haklarını kullanarak yükleniciyi ifaya veya zararın tazminine zorlayabilir. Aynı zamanda inşaat tamamlanmadıkça fiilen kat mülkiyeti oluşmayacağından, bağımsız bölüm sahipleri resmi kayıtlarda bölüm maliklerinden ziyade “irtifak hakkı sahipleri” olarak yer almaya devam eder. Bu da mülkiyet devri, ipotek, kredi işlemleri gibi konularda karışıklığa yol açabilir.
Uygulamadaki Önem ve Değerlendirme
Çok katlı yapıların giderek çoğalması, kentlerde arsa kıtlığının artması ve toplu konut anlayışının yaygınlaşması, kat mülkiyeti ve kat irtifakı sistemini daha önemli hale getirmiştir. Bir apartman dairesi, iş merkezi veya site içerisindeki bir müstakil konutun bağımsız bölüm niteliğini taşıyıp taşımadığı, bu bölüme dair tapu kaydının ne şekilde düzenlendiği, arsa payının doğru belirlenip belirlenmediği uygulamada sıkça tartışma konusu olur. Aynı şekilde, yapımı planlanan bir projede kat irtifakı kurularak “temelden satış” yöntemiyle finansman sağlanmak istenmesi halinde, tapu sicilinde yapılacak kayıtların hukuka uygun olması ve ileride kat mülkiyetine dönüşebilmesi esastır.
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı rejiminin etkin işleyebilmesi için kanunda öngörülen prosedürlerin eksiksiz uygulanması gerekir. İnşaat projesinin mevzuata uygunluğu, yapı ruhsatının alınması, iskan izninin elde edilmesi, yönetim planının düzenlenmesi, tapu sicilinde doğru kayıt yapılması gibi aşamalarda yapılacak hatalar, ileride uyuşmazlıklara yol açar. Örneğin projede ticari alan olarak belirlenen bölümün izinsiz şekilde konut olarak kullanılması, diğer kat maliklerinin haklarını etkileyebileceği gibi belediye ve imar müdürlükleri nezdinde de yaptırımlara tabidir. Benzer şekilde, yönetim planında belirtilen bağımsız bölüm adedi ya da arsa payları inşaata uygun düzenlenmemişse, tapudaki kayıtlar geçersiz hale gelebilir ve yeniden düzenleme yapmak gerekebilir.
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, maliklere ve proje paydaşlarına önemli haklar tanısa da bu hakların aynı zamanda bazı yükümlülükleri de bulunmaktadır. Örneğin kat maliklerinin apartmanın genel giderlerine katılması zorunludur. Aidatların ödenmesi, asansör bakımı, ortak alan temizliği, güvenlik giderleri gibi kalemler paydaşlık hukuku çerçevesinde bölüşülür. Kat mülkiyeti sistemi, binanın bütünlüğünü korumaya yönelik düzenlemeler içerir. Bu anlamda, bir malik kendi bağımsız bölümünde tadilat yapmak istediğinde, ortak duvarlar veya yapının dış cephesini etkileyen müdahaleler söz konusuysa diğer kat maliklerinin ya da yönetimin onayını almak durumunda kalabilir.
Uyuşmazlıkların çözümünde kat mülkiyeti kanunu özel hükümler sunar. Maliklerin kendi aralarında yaptıkları toplantılarda oy çokluğu veya oy birliği gibi karar alma usulleri belirlenmiştir. Bu toplantılarda alınan kararlar çerçevesinde bakım, onarım ve yenileme faaliyetleri yürütülür. Eğer bir kat maliki alınan kararlara uymazsa diğer maliklerin dava açması mümkün olabilir. Ayrıca yönetici seçimi, yönetim kurulu oluşturulması, denetim görevi gibi mekanizmalar da kanunda yer alır. Site veya apartman yönetimi, bu yasal çerçevede hareket ederek malikler arasındaki uyuşmazlıkları en aza indirmeye çalışır.
Kat irtifakı bakımından da uygulamada önemli hususlar vardır. İrtifak hakkı sahipleri inşaatın ilerleyişini takip eder, müteahhidin sözleşmeye uygun hareket etmemesi halinde hukuki yollarla haklarını arar. Henüz kat mülkiyeti kurulmadığı için bölümlerin tapuda ayrı kaydı bulunmasa da kat irtifakı, taraflara ileride mülkiyeti talep etme imkânı tanıyan güçlü bir koruma sağlar. Ancak inşaatın imar mevzuatına aykırı olması veya yapı denetim süreçlerinin aksaması gibi durumlar kat irtifakını anlamsız kılar. İlgili makamların gerekli denetimleri yapması, projenin kamu düzenine ve teknik şartlara uygunluğunu sağlaması, hem hak sahiplerinin zararlarını önler hem de kent mimarisi ve güvenliği açısından önemlidir.
Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kavramları sıklıkla karşımıza çıkar. Mevcut eski binaların yıkılarak yeniden inşa edilmesinde kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapılır. Arsa sahipleri ile müteahhit firma arasındaki bu sözleşmelerde, hak sahiplerine inşaat tamamlandığında teslim edilecek bağımsız bölümler belirtilir. İlerleyen süreçte kat irtifakı kurularak hak paylaşımı tapu sicilinde güvence altına alınır. Bina inşa edildiğinde kat mülkiyeti kurulması, maliklerin ferdi mülkiyete ilişkin beklentilerini yerine getirir. Bu süreçlerde çıkabilecek uyuşmazlıklar, inşaat sözleşmesine, kat irtifakının kurulma ve dönüşme prosedürlerine uygunluk denetimiyle çözümlenir.
Çok sayıda bağımsız bölümden oluşan sitelerde ve toplu konut projelerinde, kat mülkiyeti sisteminin getirdiği yönetim kolaylığı önemlidir. Bağımsız bölümlerin sayısı arttıkça, ortak alanlar da genişler. Otopark, oyun parkı, spor sahaları, havuz, rekreasyon alanları, kapalı alanlar, alışveriş merkezleri gibi geniş kapsamlı tesislerin yönetimi, profesyonel yönetim şirketleri eliyle yürütülebilir. Yönetim planında ortak alanların kullanım şekli ve masrafların paylaşımı net olarak belirlenir. Bu plan, ihtilafların önlenmesinde öncü role sahiptir. Kat maliklerinden biri plan hükümlerine aykırı davranırsa, diğer maliklerin veya yöneticinin uyarısı, gerekiyorsa yargısal yollarla müeyyide uygulanması söz konusu olabilir.
Toplu yapılarda veya sitelerde farklı bloklar aynı parsel içinde yer alabilir. Bu durumda blok bazında bir yönetim veya merkez yönetim gibi kademeli yönetim modelleri oluşturulur. Kat Mülkiyeti Kanunu ve ilgili yönetmelikler, toplu yapılarda yönetim organizasyonunun nasıl olması gerektiğine dair çerçeve hükümler barındırır. Geniş sitelerde alt yönetimler oluşturmak, blokların sorunlarını kendi içinde çözmek, ortak giderlerin daha adil bölüşülmesini sağlamak gibi amaçlarla planlamalar yapılır. Böylece karmaşıklığın önüne geçilir.
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı rejimi, şehir yaşamının hukuki yapılanmasında temel taşı niteliğindedir. Mevzuatın öngördüğü esaslara riayet edildiğinde, paydaşlar arasında uzun vadede sağlıklı bir ilişki kurulması mümkündür. İyi hazırlanmış bir yönetim planı, tam ve doğru kayıtların bulunduğu tapu sicili, düzenli tutulan mali defterler, apartman veya site içi demokrasiye imkân tanıyan toplantılar, uyuşmazlıkların en aza indirilmesine destek olur. Kat maliklerinin ortak giderlere katılmaması, yapı denetimi eksikliği, usulsüz daire bölünmeleri, yönetim planına aykırı faaliyette bulunma gibi sorunlar ise son yıllarda yargıya intikal eden dava sayısını artırmıştır. Dolayısıyla tüm tarafların yasal yükümlülüklerini bilmesi ve yerine getirmesi hayati önemdedir.
Projelerde kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş aşamasında yaşanan uyuşmazlıkların temel nedenlerinden biri, inşaatın belirtilen sürede tamamlanmaması veya bağımsız bölümlerin vaad edilen nitelikleri taşımamasıdır. İrtifak sahipleri, sözleşmedeki koşullara uygun olarak teslim almadıkları bölümler için tazminat davası açabilir veya sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Öte yandan müteahhit firmalar da arsa sahiplerinin kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde ifanın gecikmesinden sorumlu olmadıklarını ileri sürebilir. Her somut olayda sözleşme koşullarının, inşaat projesinin, hukuki prosedürün ve tapu sicil kayıtlarının titizlikle incelenmesi gerekir.
Kat mülkiyeti rejimindeki paylaşım usulü, sadece maddi giderlerle sınırlı değildir. Ortak alanların karar alma süreçlerine katılmak da maliklere hem hak hem yükümlülük getirir. Kararların alınmasında genellikle toplantılarda oy çokluğu aranır. Özel bazı konularda, özellikle proje değişikliği veya imar tadilatı gibi durumlarda kanun oy birliği şartı koyar. Bu yüksek katılım oranı, projelerin hızlı şekilde yenilenmesini veya tadilat kararlarının uygulanmasını güçleştirebilir. Zaman zaman ortaya çıkan çatışmalar, kat malikleri kurulunda uzlaşma sağlanarak veya mahkeme kararıyla çözümlenir.
Kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş sürecinde arsa payları sabit kalacağından, pay dağılımı konusunda baştan yapılan hatalar veya adaletsiz oranlar, ileride hak kaybına neden olabilir. Örneğin inşaat aşamasında daha küçük veya değersiz bir bölüm için yüksek arsa payı yazılması, diğer maliklerin aleyhine dengesiz bir paylaşım doğurur. Bu da ortak giderlere katılım ve oy hakkı gibi konularda adaletsizliği derinleştirir. Dolayısıyla arsa paylarının belirlenmesinde dikkatli olunmalı, uzman görüşü alınmalı ve projenin gerçek durumuna göre düzenleme yapılmalıdır.
Yargıtay kararlarında kat mülkiyeti ve kat irtifakına dair hükümler sıklıkla değerlendirilmektedir. Özellikle arsa payı uyuşmazlıkları, yönetim planı hükümlerine aykırılıklar, bağımsız bölümün kullanım amacını değiştirme, inşaat sözleşmesine dayalı ifa veya tazminat talepleri, paylı mülkiyetle ilgili sorunlar yargısal denetimden geçer. Bu kararlar, uygulamada emsal teşkil ederek taraflara rehberlik eder. Çoğu zaman mahkeme, dava konusu bağımsız bölüm veya ortak alan hakkında bilirkişi incelemesi yaptırarak gerçeğe uygun saptamalarda bulunur. Ortaya çıkan raporlara göre kanunun aradığı koşullar ve sözleşmenin hükümleri değerlendirilir.
Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, kat mülkiyeti ve kat irtifakı, çağdaş şehirleşmenin gerektirdiği hukuki kurumlar olup, paydaşlar arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinde kritik bir işlev görür. Bağımsız bölümlerin tapu siciline ayrı ayrı kaydedilmesi, her bölüm sahibinin kendine ait mülkiyet hakkını kullanması, bunun yanı sıra ortak alanların paylı mülkiyet konusu olması, çoğulcu ve çok aktörlü bir yapı oluşturur. Bu yapının düzgün işleyebilmesi için hukuki çerçevenin doğru anlaşılması, ilgili prosedürlerin eksiksiz yerine getirilmesi, denetim mekanizmalarının çalıştırılması ve malikler arasındaki iletişimin sağlıklı olması son derece önemlidir.
Kat irtifakı ise henüz oluşmamış veya inşası süren bağımsız bölümler üzerinde kurulmuş bir beklenti hakkı niteliği taşıyarak taraflara güvence sağlar. Bu güvence, finansman sağlamak ve inşaat sürecini garanti altına almak açısından faydalıdır. Ancak inşaatın tamamlanmaması veya kat mülkiyetine geçişin gecikmesi halinde çeşitli hukuki sorunlar doğabilir. İrtifak hakkı sahipleriyle yüklenici arasında ya da arsa sahibiyle yüklenici arasında uyuşmazlıkların yaşanması, sözleşmelerdeki hükümlerle ve yasal düzenlemelerle çözümlenmeye çalışılır.
Paydaşlar, müteahhitler, arsa sahipleri ve kamu otoriteleri arasında doğru ve şeffaf işbirliği, kat mülkiyeti ve kat irtifakının sorunsuz şekilde işleyebilmesi için vazgeçilmezdir. Kanunda öngörülen şartlara uyulduğu, tapu siciline doğru ve güncel bilgilerin işlendiği, tüm paydaşların birbirlerinin haklarını gözettiği bir ortamda, çok katlı yapıların hukuki olarak sağlıklı biçimde varlığı sürer. Aksi halde binaların iskânsız, kaçak veya imar planına aykırı şekilde inşa edildiği, arsa paylarının gerçeğe aykırı düzenlendiği, yönetim planının bilinçsizce oluşturulduğu durumlarda hem maliklerin hem de kamunun menfaatleri zarar görebilir. Böyle negatif örnekler, toplu yapılaşmanın ve kentsel dönüşümün amacına ulaşamamasına ve hukuk devleti ilkesinin zedelenmesine yol açar.
Kat mülkiyeti ve kat irtifakı rejimleri, hızlı kentleşme ve büyük ölçekli konut projelerinin standart hukuki çerçevesini oluşturur. Gerek akademik, gerekse uygulama boyutunda bu konular üzerinde yeterince uzmanlaşma sağlamak, toplu yapıların yönetiminde çıkabilecek problemlerin önüne geçmek açısından önemlidir. Gelecekte kentsel dönüşüm projelerinin artması, akıllı bina ve yeşil bina gibi yeni konseptlerin yaygınlaşması, kat mülkiyeti ve kat irtifakı sistemlerinin daha farklı beklentilere de cevap vermesini gerektirebilir. Yönetim planlarında enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, çevre dostu uygulamalar gibi unsurlar öne çıkabilir. Hukukun temel ilkesi olan düzen ve güvenlik yaklaşımı, bu yeni ihtiyaçlar çerçevesinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı sisteminin revizyonunu gerekli kılabilir.
Bütün bu değerlendirmeler, kat mülkiyeti ve kat irtifakının şehir yaşamının vazgeçilmez hukuki kurumları olduğunu gösterir. Mülkiyet hakkının ferdi kullanımını, bina bütünlüğünün ve toplu yaşamın gerektirdiği kurallarla buluşturan bu kurumlar, doğru uygulandığında mülkiyet güvenliğini ve toplu yaşama düzenini aynı anda tesis eder. Dolayısıyla paydaşların, uzmanların, avukatların, yargıçların ve kanun koyucuların, kat mülkiyeti ve kat irtifakı çerçevesine özenle yaklaşmaları, olası uyuşmazlıkları önleyici tedbirler almaları gerekir. Böylelikle kat mülkiyeti ve kat irtifakı, nitelikli ve sağlıklı bir kentleşme sürecinin tamamlayıcı unsuru olarak işlevlerini sürdürebilir.