Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

Kıymetli Evrakın Devri ve Teslimi

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Kıymetli Evrakın Devri ve Teslimi​


Kıymetli Evrak Kavramı​

Kıymetli evrak, içerdikleri hakkın senede bağlı olduğu ve senet olmaksızın bu hakkın ileri sürülemediği hukuki belge türlerini ifade eder. Türk hukuku bakımından kıymetli evrakın en belirgin özelliği, senetle içerdiği hakkın birbirinden ayrılamamasıdır. Bir başka deyişle, kıymetli evrak olmadan hak kullanılamaz ve kıymetli evrakın temsil ettiği hak, bu belgenin hukuki varlığından bağımsız olarak doğrudan ileri sürülemez. Bu yönüyle kıymetli evrak, basit alacak senetlerinden veya diğer ticari belgelerden farklıdır.

Ticari hayatın hızlanması, ödeme ve kredi ilişkilerinin çeşitlenmesi sonucunda kıymetli evrak, güvenilir ve hızlı bir dolaşım aracı haline gelmiştir. Örneğin poliçe, bono, çek gibi ödeme araçları veya tahvil, hisse senedi gibi sermaye piyasası araçları birer kıymetli evraktır. Bu belgelerin alınıp satılması, teminat gösterilmesi veya başkalarına devri, ticaretin akışını kolaylaştırır ve ekonomik faaliyetlere dinamizm kazandırır.

Kıymetli evrakın taşıdığı hak, tipik olarak para alacağı, ortaklık payı veya mal üzerinde zilyetlik hakkı olabilir. Senetle temsil edilen bu haklara hızlı, güvenilir ve belirli şekil şartlarına uygun biçimde ulaşmak mümkündür. Kıymetli evrakın devri ve teslimi, hem ilgili hakkın el değiştirmesini hem de bu değişimin ticari hukuktaki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde gerçekleşmesini sağlar. Dolayısıyla kıymetli evrak hukuku, özellikle Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve ilgili mevzuat uyarınca düzenlenmiş kurallarla ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.

Hukuki Düzenlemeler​

Kıymetli evrak hukukunun temelini, Türk Ticaret Kanunu’nun kıymetli evraka ilişkin hükümleri oluşturur. Bu kapsamda poliçe, bono ve çek gibi kambiyo senetleri ile pay senetleri, tahviller ve diğer sermaye piyasası araçları, devri ve teslimi bakımından özel düzenlemelere tabidir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu ve diğer yan mevzuat da kıymetli evrakın devrine dair genel ilkeler ve sorumluluk hükümleri konusunda yardımcı norm işlevi görür.

TTK’nın kıymetli evrak kitapçığında, özellikle emre yazılı, hamiline ve nama yazılı senetlerin devir usulleri ve devir engelleri gibi konular ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, kıymetli evrakın türüne göre farklılık göstermekle beraber ortak ilkeler içerir. Örneğin ciro usulü, hamiline yapılan teslim, nama yazılı senetlerde alacaklının rızası gibi detaylar, kanunun ilgili bölümlerinde incelikli kurallarla belirlenmiştir.

Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat, özellikle pay senetleri ile diğer sermaye piyasası araçlarının ihraç, devir ve teslimine ilişkin özel hükümler taşır. Pay senetlerinin türüne (nama veya hamiline) göre devir prosedürleri, tescil yükümlülükleri ve devir sınırlamaları düzenlenmiştir. Bazı durumlarda pay senetlerinin devrinde şirketin onayının alınması veya pay defterine kayıt gibi ek prosedürler gerekebilir.

Kıymetli evrakın devri, sadece borçlar hukuku ilişkisi olarak değil, aynı zamanda ticaret hukukunun emredici normları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, kıymetli evrakın devri ve teslimine ilişkin kurallar, taraflar arasındaki sözleşme serbestisini sınırlayabilir ya da şekil şartlarıyla güvence altına alabilir. Hükümlere uyulmaması halinde, devrin geçerliliği tehlikeye girebilir veya taraflar aleyhine farklı yaptırımlar söz konusu olabilir.

Kıymetli Evrakın Temel Özellikleri​

Kıymetli evrakı diğer hukuki belgelerden ayıran birkaç temel özellik vardır. Bunlar, şekil şartları, sıkı sıkıya bağlılık (senetle hak arasında kurulmuş özel bağ), dolaşım kabiliyeti ve hakların içerik bütünlüğüdür.
1. Şekil Şartları: Kıymetli evrakın geçerliliği, kanunda belirtilen zorunlu unsurlara ve şekil şartlarına bağlanmıştır. Örneğin poliçe, bono veya çek düzenlenirken senette bulunması gereken asgari unsurların yer almaması halinde, belge kıymetli evrak niteliği taşımaz. Bu katı şekilciliğin nedeni, kıymetli evrakın kolay ve güvenilir dolaşımını sağlamaktır.
2. Senetle Hak Arasındaki Bağ: Kıymetli evrak, temsil ettiği hakla özdeşleşmiştir. Hak, senet olmadan ileri sürülemez veya devredilemez. Böylelikle ticari hayat, devir sırasında hak sahipliğinin kimde olduğunu hızlıca tespit edebilir ve uyuşmazlıklar azaltılır.
3. Dolaşım Kabiliyeti: Kıymetli evrak, özellikle emre ve hamiline yazılı senetler açısından kolaylıkla devredilebilir. Bu devredilebilme yeteneği, senetlerin ticari hayatta para gibi dolaşabilmesini sağlar. Nama yazılı senetlerde ise devir, belirli ek şartlara bağlanmıştır ve bunlar da kıymetli evrakın güvenliğini ve hak sahipliğinin doğruluğunu garantiler.
4. Hakların İçerik Bütünlüğü: Kıymetli evrakta kayıtlı hak, bölünmeden ve kısmen devredilemeden aktarılır. Senedin bütünlük prensibi, senette yazılı bedel veya hak miktarının yalnızca bir kısmının değil, tamamının devrini esas alır. Ancak kimi durumlarda kısmi ciroya da kanun izin vermiş olabilir. Burada da özel düzenlemeler devreye girer.

Kıymetli Evrak Türleri​

Kıymetli evrak, kanunda genel olarak üç ana kategoride toplanır: nama yazılı, emre yazılı ve hamiline yazılı senetler. Ayrıca kaydi sistemde takip edilen kıymetli evraklar da mevcuttur. Bunların her birinin devri ve teslimi farklı kurallara tabidir.
1. Nama Yazılı Senetler: Senedin üzerinde belirli bir kişinin adı yer alır ve bu kişi alacaklı sıfatını taşır. Devir için genellikle alacaklının yazılı rızası veya ciro gibi işlemler gerekebilir. Bu tür senetlerde devrin, senet metninde isim değişikliği veya alacaklının senede ilişkin hakkını devrettiğini yazılı olarak beyan etmesi esasına dayanır.
2. Emre Yazılı Senetler: Senette yer alan “emrine” kaydı, devri ciro ve teslimle mümkün kılar. Özellikle kambiyo senetleri (poliçe, bono) emre yazılıdır ve ciro yoluyla devredilir. Ciro, senedin arkasına veya üzerine, devredenin imzasını da içeren hukuki beyanı ifade eder. Emre yazılı senetler, ticari hayatta en yaygın kullanılan kıymetli evrak türleridir.
3. Hamiline Yazılı Senetler: Sahipliği senedi elinde bulunduran kişiye bağlı olan bu senetlerde, hak sahibi senet zilyetliğine dayanarak hakkını ileri sürebilir. Devri ise basit teslim ile gerçekleşir. Hamiline yazılı senetler, en kolay devredilebilen ve dolaşım kabiliyeti en yüksek olan kıymetli evrak türüdür.
4. Kaydi Kıymetli Evraklar: Günümüz sermaye piyasalarında, özellikle pay senetleri ve devlet tahvilleri, fiziki senet olmaksızın merkezi kayıt kuruluşları nezdinde kaydi olarak takip edilebilir. Kaydi sistemde fiziki belge dolaşımı yerine, elektronik kayıtlar üzerinde hak devri yapılır. Bu tür devirlere ilişkin özel mevzuat ve prosedürler bulunur.

Devir ve Teslim Kavramlarının Hukuki Niteliği​

Kıymetli evrakın devri, temsil ettiği hakkın da devrini ifade eder. Ancak bu devir süreci, salt bir borçlar hukuku alacağının devrinden farklıdır. Kıymetli evrakın devri, senedin zilyetliğinin el değiştirmesinin yanı sıra, kanun tarafından öngörülen özel şekil şartlarının yerine getirilmesini de gerektirir. Teslim ise, senedin fiziki olarak el değiştirmesiyle gerçekleşir ve kıymetli evrakın türüne göre devrin olmazsa olmaz unsurudur.

Kıymetli evrakın devrinde, taraflar arasındaki iç ilişki (örneğin satış veya bağışlama sözleşmesi) önemlidir. Ancak devrin etki doğurabilmesi için senet üzerindeki ciro, devir beyanı veya hamiline senetlerde fiziki teslim gibi hukuki işlemler tamamlanmalıdır. Kambiyo senetleri bakımından ciro, nama yazılı senetler bakımından alacaklının yazılı rızası ve hamiline senetlerde ise basit teslim, kıymetli evrak üzerindeki hakkın yeni hamile geçmesini sağlar.

Devir sürecinde, senet zilyetliği el değiştirdikten sonra, devralan kişinin hak sahibi sıfatıyla senede bağlı tüm yetkileri kullanabilmesi hedeflenir. Özellikle emre ve hamiline senetlerde, üçüncü kişinin iyiniyetli iktisabı koruma altına alınmıştır. Bu koruma, ticari hayattaki hızlı ve güvenilir dolaşımı teminat altına alır.

Nama Yazılı Senetlerin Devir ve Teslimi​

Nama yazılı senetlerde, senet üzerinde belirli bir kişinin ismi yazılı olduğu için devrin gerçekleşebilmesi, devir beyanı veya alacaklının rızası gibi şekil şartlarına bağlıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda nama yazılı senetlerin devri, genel olarak alacağın temliki hükümlerine atıf yapılarak düzenlenir. Ayrıca senet metnindeki “nama yazılıdır” ibaresi, devrin basit bir teslimden ibaret olmayacağını, alacaklının devir iradesini yazılı olarak bildirmesi gerektiğini gösterir.

Nama yazılı senedin devrinde, devralan kişinin senedin yeni alacaklısı olabilmesi için hukuka uygun bir devir sözleşmesi yapılmalıdır. Bu devir sözleşmesi çoğu kez senedin arka yüzüne veya ayrı bir kâğıda yazılan devir beyanı şeklinde düzenlenir. Bu beyanın yanında, devir işleminin geçerliliği için senedin fiziki olarak da devralana teslim edilmesi gerekir.

Nama yazılı senetlerde, diğer kıymetli evrak türlerine kıyasla daha sınırlı bir dolaşım kabiliyeti söz konusudur. Devreden, senedin yeni alacaklıya geçişini kanıtlamak ve kayıtları güncellemek amacıyla ilgili yerlerde (örneğin pay defteri veya alacak kayıt defteri) gerekli işlemleri yaptırmalıdır. Bu yönüyle nama yazılı senetler, anonim ve hızlı dolaşım yerine, belirli kişiye bağlı hakkın devredilmesini amaçlar.

Emre Yazılı Senetlerin Devir ve Teslimi​

Emre yazılı senetler, kıymetli evrak hukukunda en çok karşılaşılan türlerden biridir. Poliçe, bono ve çek bu kapsamda yer alır. Emre yazılı senetlerin devri, ciro ve teslim yoluyla yapılır. Ciro, senet üzerinde veya ona ekli alonj üzerinde bulunan “devrettim”, “ödensin” gibi ibarelerle birlikte imzanın atılmasıdır.

Cironun geçerli olabilmesi için çeşitli şekil şartları aranır. Öncelikle ciro, senedin arkasına, ön yüzüne veya alonj denilen ek kâğıda yapılmalıdır. Cironun mutlaka devredenin (cirantanın) imzasını taşıması gerekir. Cirantanın imzası, devrin kesinleşmesi açısından zorunlu unsurdur. Eğer ciro, senedi devralacak kişinin adını da içeriyorsa buna “tam ciro” denir. Sadece imza içeriyorsa, “beyaz ciro” söz konusu olur ve beyaz ciro halinde senet hamiline benzer şekilde devredilebilir.

Ciro işlemi tek başına devri tamamlamaz. Senedin fiziki olarak teslimi de gerekir. Teslim ile ciro birleştiğinde, senetteki haklar yeni hamile geçer. Böylece devralan, senette yazılı bedeli talep etme, protesto düzenleme veya dava açma gibi hakları kullanabilir. Emre yazılı senetlerin hızlı dolaşımı, beyaz ciro sayesinde kolaylaşır. Beyaz ciroda, devralan kişi isterse kendi adını ekleyerek tam ciroya dönüştürebilir ya da senedi yeniden ciro edebilir.

Hamiline Yazılı Senetlerin Devir ve Teslimi​

Hamiline yazılı senetler, en kolay devredilebilen kıymetli evrak türüdür. Senet üzerinde, belirli bir isim veya “emrine” ibaresi bulunmaz; “hamiline” kaydı yer alır. Bu tür senetlerde hak, senedi elinde bulunduran kimseye aittir. Dolayısıyla hamiline yazılı bir senedin devri, basit bir teslimle gerçekleşir.

Hamiline yazılı senetlerin en önemli özelliği, devrin anonim yapısıdır. Devreden ve devralan arasında yazılı bir devir kaydı veya ciro işlemi aranmaz. Zilyetliğin el değiştirmesi, hakkın el değiştirmesine de neden olur. Bu durum, senedin elinde bulunduran kişiye geniş yetkiler tanırken, senedi kaybeden veya çaldıran açısından riskler yaratır. Bu nedenle hamiline senetlerin kullanımında ticari hayatta hız ve kolaylık sağlansa da güvenlik konuları da dikkatle gözetilmelidir.

Türk hukuku, hamiline yazılı pay senetleri bakımından son yıllarda bazı değişikliklere gitmiştir. Özellikle hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilmesi ve devrinin kaydı gibi yükümlülükler getirilerek, hamiline yapı kısmen de olsa denetim altına alınmıştır. Buna rağmen temel kural, hamiline senetlerde devrin teslim yoluyla gerçekleştiğidir.

Ciro Kavramı ve Şekil Şartları​

Ciro, özellikle emre yazılı senetlerin devrinde karşılaşılan temel hukuki işlemdir. Ciro sayesinde, senetteki haklar, ciro eden kişiden (ciranta) ciro edilen kişiye (ciralanan) geçer. Ciro, devrin en önemli aşamasıdır ve senede bağlı hakların yeni hamile intikali bu işlemle gerçekleşir.

Ciro yapılırken, devredenin imzası dışında, tarihi veya bedel kaydı gibi bilgiler de yer alabilir. Kanunun aradığı asgari şart, imzanın bulunmasıdır. Eğer ciroda devralanın adı belirtilmişse, bu tam ciro olarak adlandırılır ve senet, ismen belirtilen kişiye ait olur. Beyaz ciroda ise devralanın adı yazılmaz ve sadece imza bulunur. Beyaz ciro, senede hamiline benzer özellik kazandırır. Bu sayede devralan, senedi başka birine yine sadece teslim yoluyla aktarabilir.

Ciro, kanun gereği devrin şekil şartını oluşturduğundan, geçerli bir ciro olmaması halinde senet devrinin hüküm ifade etmesi mümkün değildir. Ciro, devredilemezlik kaydı veya kanunda öngörülen belirli kısıtlamalar saklı kalmak üzere, senedi elinde bulunduran hamile hak kazandırır. Ticari hayatta ciro işlemi, bazen teminat amacıyla da kullanılır. Buna “aval” veya “teminat cirosu” denir ve senedin devrinden öte, cirantanın belli garantörlük yükümlülüğü üstlenmesini ifade eder. Bu durum, özellikle kambiyo senetlerinde sıkça rastlanan bir uygulamadır.

Yetkili Hamil ve İyiniyetli İktisap​

Kıymetli evrakın devrinde, senedi devralan kişinin iyiniyetli olması durumunda, çeşitli koruma mekanizmaları ortaya çıkar. Senedi devralan kişi, senedin önceki aşamalardaki geçersiz işlemleri veya hataları bilmiyorsa ve senet kendisine usulüne uygun biçimde teslim veya ciro edilmişse, yetkili hamil statüsünü kazanır. Yetkili hamil, senetteki hakları ileri sürme ve tahsil etme konusunda hukuken korunan pozisyondadır.

İyiniyetli iktisap, özellikle emre ve hamiline yazılı senetlerde önemlidir. Eğer önceki hamillerden biri sahte ciro yapmış olsa dahi, yeni hamil ciro zincirini şeklen doğru bulmuşsa ve kötü niyetli olduğu kanıtlanamıyorsa, senedi elinde meşru bir şekilde bulunduran kişi kabul edilir. Nama yazılı senetlerde ise iyiniyetli iktisap kuralı, daha dar çerçevede işler; çünkü devrin geçerli olması için alacaklının rızası veya yazılı devir beyanı gibi hususlar gerekebilir.

Kambiyo hukukunda iyiniyet ilkesi, ticari hayatın hızlı ve güvenli akışını temin etmek amacıyla kabul edilmiştir. Bu ilke, kıymetli evrakın dolaşımını kolaylaştırır; zira her devralan, önceki tüm aşamaları titizlikle araştırmak zorunda kalmadan senedi edinme olanağına sahiptir. Kanun, iyiniyetli devralanı koruyarak senedin ekonomik fonksiyonunu destekler.

Devrin Sınırları ve Sorumluluk​

Kıymetli evrakın devri, taraflar arasında yapılmış bir satım, bağışlama veya borcun tasfiyesi gibi hukuki işlemlere dayanabilir. Ancak bu işlemin geçerliliği veya kapsamı, kıymetli evrakın türüne ve yasal düzenlemelere göre sınırlamalara tabi olabilir. Örneğin pay senetlerinde, şirket ana sözleşmesinde veya ortaklar arası sözleşmelerde devir kısıtlamaları konulabilir. Hamiline yazılı senetlerin devrinde ise sınırlama kural olarak bulunmaz; fakat son düzenlemelerle bazı bildirim zorunlulukları ortaya çıkmıştır.

Devredenin sorumluluğu, özellikle kambiyo senetlerinde ciro silsilesi boyunca devam eder. Poliçe, bono ve çek gibi enstrümanlarda ciro eden kişi, bedelin ödenmemesi halinde muhataba veya keşideciye başvuru imkanının sonuç vermemesi durumunda sorumlu tutulabilir. Böylelikle devralan, nihai ödeme alamazsa ciro silsilesindeki önceki hamillere veya cirantalara başvurabilir. Bu sistem, kıymetli evrakın güvenilirliğini artırır ve senedi elinde bulunduran kişiyi korur.

Nama yazılı senetlerde de devredenin sorumluluğu söz konusu olabilir. Ancak buradaki sorumluluk, genellikle alacak hakkının gerçekliği ve devir anındaki geçerliliği ile sınırlıdır. Borçlunun acz halinde olması veya senedi ödeyememesi gibi durumlarda, ciro edenin sorumluluğu kambiyo senetlerindeki kadar geniş değildir. Bu farklılıklar, her senet türünün farklı risk ve menfaat dengesine sahip olmasından kaynaklanır.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri​

Kıymetli evrakın devri ve teslimi uygulamada çeşitli sorunlara yol açabilir. Özellikle ciro silsilesinin kesintiye uğraması veya çalıntı senetlerin devri gibi durumlar, hak kayıplarıyla sonuçlanabilir. Çalıntı bir senedi devralan kişinin iyiniyetli olup olmadığı, mahkemelerde sık sık tartışma konusudur. Eğer devralan, senedi devredenin hamil sıfatını sorgulamayacak kadar iyiniyetliyse, kanun onu koruyabilir; ancak bazı hallerde mahkeme, devralanın basiretli bir tacir gibi davranmadığına hükmedebilir.

Bir diğer sorun, özellikle teminat cirosunda ortaya çıkar. Kredi ilişkilerinde, alacaklı bankaya kambiyo senedi teminat olarak verilirken ciro yapılır. Ancak senet vadesinde ödenmezse bankanın senedi tahsil etmek istemesi, borçlu ve ciranta arasında tartışmaya neden olabilir. Teminat cirosunun kanunda açık bir tanımı olmaması, uygulamada farklı yorumlara yol açabilir. Bu noktada doktrinde yapılan çalışmalar ve Yargıtay içtihatları, teminat cirosunun hukuki sonuçlarını açıklığa kavuşturmaya yardımcı olur.

Kıymetli evrakın elektronik ortamda saklanması ve devredilmesi de güncel sorunlar arasındadır. Kaydi sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte, fiziki senedin olmadığı durumlarda, devrin nasıl ispatlanacağı ve hangi prosedürlerin uygulanacağı gündeme gelir. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları, bu konuda çözüm sunabilir ancak teknik altyapının yetersizliği veya mevzuatın güncel olmaması gibi etkenler, sorunlara yol açabilir.

Kaydi Kıymetli Evrakın Devir ve Teslimi​

Geleneksel kıymetli evrakın aksine, kaydi kıymetli evraklar fiziki biçimde düzenlenmez. Pay senetleri başta olmak üzere birçok sermaye piyasası aracı artık Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde kaydi olarak saklanır. Bu sistemde hak sahipliği, MKK nezdindeki hesap kayıtlarıyla belirlenir ve devir de yine elektronik kayıtlar üzerinden yapılır.

Kaydi kıymetli evrakın devri, sistem üzerinde gerçekleştirilen bir hesap hareketiyle mümkündür. Devreden ve devralan arasında yapılan anlaşma sonrasında, MKK veya ilgili aracı kurum, devir işlemine ilişkin kayıtları günceller. Böylece fiziki teslim aranmaksızın, hak devralana geçer. Kaydi sistem, devir işlemlerini hızlandırdığı gibi, senetlerin kaybolması veya çalınması riskini de büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Kaydi devir sürecinin hukuki temeli, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatla düzenlenmiştir. Kayıt kuruluşunun tutacağı defter ve elektronik veriler, pay sahipliği veya tahvil alacaklılığı konusunda kesin delil niteliğindedir. Bu sayede hızlı, kolay ve güvenli işlem yapma imkanı doğar. Ancak sistemin işlerliği, altyapı güvenliği ve şeffaflık gibi konular, güncel olarak tartışma ve geliştirme alanları içinde yer alır.

Tescil ve Bildirim Yükümlülükleri​

Nama veya hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde, ticaret siciline veya pay defterine kayıt gibi yükümlülükler söz konusu olabilir. Özellikle anonim şirketlerde, nama yazılı pay senetlerinin devrinin geçerli olabilmesi veya pay sahipliğinin tanınabilmesi için pay defterine kayıt yaptırmak gerekir. Nama yazılı payların devrinde, şirketin onayının aranması veya diğer pay sahiplerine ön alım hakkı tanınması gibi kısıtlamalar da görülebilir.

Hamiline yazılı pay senetlerinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonrası, bu tür senetlerin devri ve zilyetliğinin el değiştirmesi halinde, devri elinde bulunduran kişinin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşu’na bildirilmektedir. Bu düzenleme, şirketlerin ortaklık yapılarının daha şeffaf hale getirilmesi ve kara parayla mücadele kapsamında atılmış bir adımdır.

Bildirim veya tescil yükümlülüğü, pay sahipliğinin ispatı, temettü gibi hakların kullanımında da önem taşır. Zira şirket kayıtlarına işlenmemiş devir işlemleri, pay sahibi değişikliğini yasal olarak hüküm ifade etmez hale getirebilir. Bu nedenle kıymetli evrakın devri tamamlanır tamamlanmaz, gerekli sicil ve defter kayıtlarının yapılması hem devreden hem de devralan açısından önemlidir.

Devir Yasağı ve Kısıtlamalar​

Bazı durumlarda kıymetli evrakın devrine, yasadan veya sözleşmeden kaynaklanan yasaklar getirilebilir. Örneğin belirli şirket sözleşmelerinde, payların devrinin şirketin onayına bağlı olduğu veya belli bir süre devrin yasaklandığı düzenlenebilir. Bu tür kısıtlamalar, anonim veya limited şirketlerde şirketin ortaklık yapısını korumak, istenmeyen kişi veya kurumların ortak olmasını engellemek amacıyla tercih edilir.

Diğer taraftan, kambiyo senetlerinde emre yazılılık açıkça belirtilse dahi, keşideci “emre yazılı değildir” şeklinde bir kaydı senede ekleyerek devri kısmen engelleyebilir. Bu durumda senet, nama yazılı senet niteliği kazanır ve emre yazılı senetlerin sahip olduğu kolay dolaşım niteliğini kaybeder.

Devir yasağı getiren sözleşme veya senet hükümleri, ticari hayatın gereklerine aykırı olmamak ve kanunun emredici düzenlemelerine ters düşmemek kaydıyla geçerli kabul edilir. Eğer yasağa rağmen devir gerçekleşmişse, bu devir hukuken geçersiz sayılabilir veya ilgili taraflara tazminat sorumluluğu doğabilir.

İcra Hukuku Bakımından Kıymetli Evrakın Devri​

İcra hukuku çerçevesinde borçlunun malvarlığına dahil olan kıymetli evrak, haczedilebilir ve paraya çevrilebilir. Haciz işlemi sırasında, senet hamiline veya borçluya ait olan pay senetleri, kambiyo senetleri veya tahviller, ilgili icra müdürlüğü tarafından haczedilerek satılabilir. Burada da devir ve teslim kuralları geçerlidir; ancak icra yolu ile satılan senetlerin devrinde özel prosedürler uygulanır.

İcra müdürlüğü, kıymetli evrakı açık artırma veya pazarlık usulü ile satarak satış bedelini alacaklıya öder. Satış sonrasında senedin devri, uygun ciro veya teslim işlemiyle gerçekleşir. Eğer senet nama yazılı ise, devir beyanı veya pay defterine kayıt gibi ek adımlar gerekebilir. Hamiline yazılı senetlerde ise genellikle teslim yeterli olur. İcra yolu ile yapılan devirlerde, iyiniyetli iktisap ilkesi yine önem taşır; zira kamu otoritesi gözetiminde gerçekleşen satışlar, sonraki hamili hak sahibi kılma işlevini doğrudan yerine getirir.

Kıymetli Evrakın Zayi Olması Durumunda Devir​

Kıymetli evrakın kaybolması veya çalınması, hak sahibini zor durumda bırakır. Hamiline yazılı senetlerde, senedi elinde bulunduran kişi hamil sıfatını kazandığı için, senedin zayi olması halinde hak sahibi büyük ölçüde mağduriyet yaşayabilir. Nama ve emre yazılı senetlerde ise mahkeme kararıyla iptal prosedürü işletilebilir. İptal davası sonucunda, mahkeme zayi olan senedin iptaline karar verirse, yeni bir senet düzenlenmesi veya hak sahipliğinin tespiti mümkün hale gelir.

Zayi olan senedin devri, senet fiziki varlığını yitirdiği için kural olarak gerçekleştirilemez. Ancak iptal davası açılmış ve mahkeme sonucunda yeni bir senet çıkarma imkanı tanınmışsa, hak sahibi yeni senet üzerinde tasarrufta bulunabilir. Bu süreçte, zayi durumunun ispatı, gazete ilanları ve mahkeme prosedürleri önemli rol oynar. Zayi olan senedin mükerrer kullanımı veya kötü niyetli kişilerce tahsil edilmesinin önüne geçmek için, iptal kararı alınması gerekir.

Uygulama Örnekleri ve Yargı Kararları​

Kıymetli evrakın devri ve teslimi konusunda yargı içtihatları oldukça zengindir. Özellikle Yargıtay, ciro zincirinin geçerliliği, iyiniyetli iktisap, teminat cirosu ve çalıntı senetlerin devri gibi konularda önemli kararlar vermiştir. Bu kararlar, doktrindeki görüşlerle birlikte değerlendirildiğinde, uygulamada yaşanan sorunlara ışık tutar.

Örneğin, bir Yargıtay kararında, beyaz ciro yapılmış senedin kötü niyetli üçüncü kişi tarafından ele geçirilmesi durumunda dahi, yeni devralanın iyiniyetli olduğu ispatlanırsa, senedin hakkı korunduğu ifade edilmiştir. Başka bir kararda ise nama yazılı pay senetlerinin devrine ilişkin şirket onayı alınmadan yapılan devir işleminin, pay sahipliği değişikliğini doğurmayacağı sonucuna varılmıştır.

Uygulama örnekleri, ayrıca noter veya banka üzerinden yapılan işlemlerde de gözlemlenir. Bazı senetlerin devri, daha güvenilir olması açısından noter tasdikiyle yapılır veya bankanın güvencesi altında ciro edilir. Yine uygulamada, ibraz ve protesto sürelerine ilişkin zamanlama hataları, devralanın talep haklarını kaybetmesine neden olabilir. Bu tür olaylar yargı kararlarında sıklıkla yer bulur ve kıymetli evrakın devir sürecindeki dikkat edilmesi gereken noktaları ortaya koyar.

Devrin Geçerliliği İçin Zamanlama ve Şekil Koşulları​

Kıymetli evrakın devrinde, ciro ve teslimin zamanlaması ile şekil şartları büyük önem taşır. Senedin ödeme vadesinden sonra yapılan ciroya “protestodan sonra ciro” veya “vade sonrası ciro” denilebilir. Bu tür ciro, kambiyo senetlerinin dolaşım fonksiyonunu zayıflatır; çünkü senedi devralan kişi, alacağın tahsil edilememe riskini daha fazla üstlenmiş olur. Buna karşın, kanun vade sonrası ciroyu tamamen yasaklamaz; sadece sonuçlarını farklı düzenler.

Şekil koşullarının sağlanmaması, devrin geçersizliğine yol açabilir. Örneğin poliçede ciro imzasının bulunmaması, senedi devralanı korumasız bırakır. Teslimin eksik yapılması da benzer sonuç doğurur; senet devri tamamlanmamış sayılabilir ve devralan hak iddia edemez. Ticari hayatta bu tür eksiklikler, çoğu zaman basit hatalardan veya bilgisizlikten kaynaklanır.

Ciroda yer alan tarih, temlik ibaresi, teminat kaydı veya tahsil amacıyla verilmiş olma ibaresi, devrin niteliğini değiştirir. Temlik cirosunda, senet devrinin asıl amacı alacağın temliki iken teminat cirosunda, ciranta alacaklının senet üzerinden ek bir güvence elde etmesi amaçlanır. Tahsil cirosunda ise devralanın asıl yetkisi, senedi tahsil etmekle sınırlıdır ve devir alan kişi senet bedelinin mülkiyetini kazanmaz. Bu ayrımlar, devrin hukuki sonuçlarını doğrudan etkilediği için zamanlama ve şekil koşulları titizlikle incelenmelidir.

Kıymetli Evrak Hukukunun Geleceğine Dair Düşünceler​

Ticari yaşamın ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte, kıymetli evrakın devri ve teslimi de değişim sürecine girmiştir. Blokzincir (blockchain) teknolojisi, akıllı sözleşmeler ve dijital imza uygulamaları, kıymetli evrakı elektronik ortama taşımayı kolaylaştırmaktadır. Bugün birçok ülkede çek, poliçe veya diğer ödeme araçlarının dijital ortamda düzenlenmesi ve devredilmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Elektronik ortamda düzenlenen senetlerin kanuni alt yapısı henüz geleneksel senetler kadar detaylı değildir. Ancak gelecekte, bu alanda yasal düzenlemelerin artması beklenmektedir. Örneğin, elektronik ciro veya dijital imza aracılığıyla senet devrinin kanun koyucu tarafından onaylanması, özellikle uluslararası ticarette hız ve güvenlik bakımından yeni fırsatlar yaratabilir.

Sermaye piyasalarında kaydi sistemin yaygınlaşması, pay senetleri ve tahvillerin fiziki varlığını giderek azaltmaktadır. Bu durum, işlem maliyetlerinin düşmesini ve risklerin azalmasını sağlarken, yeni hukuki soru işaretlerini de beraberinde getirir. Özellikle pay sahipliği haklarının kullanımında, pay defteri yerine merkezi kayıt kuruluşunun kayıtlarının esas alınması, geleneksel yaklaşımdan farklı bir bakış açısı gerektirir.

Kıymetli evrak hukukunun bu evrimi, hem hukukçular hem de uygulayıcılar için önemli fırsatlar ve zorluklar doğurur. Mevcut düzenlemelerin, ticari yaşamın dinamiklerine uyum sağlaması ve aynı zamanda iyiniyetli iktisap, senetlerin güvenilirliği gibi temel prensipleri koruması beklenir. Bu dengenin gözetilmesi, kıymetli evrakın devri ve teslimine ilişkin gelecek düzenlemelerin yol gösterici ilkesi olacaktır.
 
Geri
Tepe