Ödenmeme Halleri ve Protesto
Kıymetli Evrak Hukukunda Ödenmeme Kavramı
Kıymetli evrak, iktisadi hayatta tedavül kabiliyeti yüksek olan ve belirli bir hakkın senede bağlanarak devredilebilmesini sağlayan hukuki araçlar şeklinde tanımlanır. Bu evraklar arasında özellikle poliçe, bono (emre muharrer senet) ve çek, ticari ilişkilerde en yaygın kullanılan kıymetli evrak türleridir. Ekonomik ve ticari dolaşımın düzenli ve güvenli bir şekilde işlemesi açısından, söz konusu senetlerde yer alan bedelin tam ve zamanında ödenmesi büyük önem arz eder. Ancak çeşitli sebeplerle ödemelerin yapılamaması, kıymetli evrak hukuku alanında “ödenmeme” kavramını gündeme getirir.Ödenmeme, kıymetli evrakın vade tarihinde bedelinin kısmen veya tamamen ödenememesi durumunu ifade eder. Borçlunun iflasa düşmesi, ödeme güçlüğü yaşaması, hesabında yeterli karşılık bulundurmaması veya itiraz gibi hukuki uyuşmazlıklara dayalı sebepler, ödenmeme durumuna yol açabilir. Kıymetli evrak hukukunun temel amacı, dolaşım güvenliğini ve alacaklının korunmasını sağlamak olduğundan, ödenmeme halinde çeşitli hukuki müeyyideler ve takip prosedürleri devreye girer.
Kıymetli evrakta ödenmeme olgusu ortaya çıktığında, alacaklı veya senet hamili, hukuki koruma mekanizmalarını derhal işletebilir. Kanunen öngörülen belirli süreler içinde protesto çekilmesi, uygun takip yollarının seçilmesi ve senet metninde yer alan tüm hukuki hakların kullanılması, ödenmemenin yol açtığı zararların giderilmesinde önemli rol oynar. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken nokta, her kıymetli evrak türünde ödenmeme halinin farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğidir. Örneğin bonodaki ödenmeme durumunun sonuçları poliçeye göre farklı bazı süre ve işlem kuralları içerirken, çeklerde ise bankanın sorumluluğu ve ibraz süreleri gibi hususlar öne çıkar.
Ödenmeme kavramının hukuki niteliğini anlamak için, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve ilgili mevzuatta yer alan düzenlemelere bakmak gerekir. TTK, poliçe, bono ve çek bakımından ayrıntılı düzenlemeler öngörürken, senet hamili ile borçlu arasındaki ilişkiler ve talep hakları da bu düzenlemeler çerçevesinde şekillenir. Kıymetli evrakın devrinde ciro ve teslim işlemleri yapılması, ödemenin kim tarafından ve ne şekilde talep edileceğini de yakından etkiler.
Ödenmeme durumunun tespiti halinde, özellikle poliçe ve bonolarda protesto usulü önemlidir. Protesto çekilmesi, ödenmeme halinde başvurulabilecek yollardan biri olmakla birlikte, bazı senetlerde (örneğin çekte) protestoya gerek kalmadan da hukuki takip yolları mümkündür. Bununla birlikte protesto, tarafların sorumluluklarını netleştiren ve senet metninde yer alan hakların işlerlik kazanmasını sağlayan bir belgedir. Protesto düzenlenmemesi veya yanlış düzenlenmesi, alacaklının rücu hakkını ve başvuru yollarını olumsuz etkileyebilir.
Ödenmeme, kıymetli evrak hukukunun en kritik konuları arasındadır. Bunun sebebi, ödenmeme halinde doğabilecek hak kayıpları ve hukuki ihtilafların potansiyel olarak büyük zararlar doğurabilmesidir. Ek olarak, birden fazla ciro işlemi yapılmış olması durumunda, kıymetli evrakın farklı kişilerde bulunması veya ödenmemenin ispatı noktasında yaşanacak zorluklar süreci daha karmaşık hale getirebilir. Protesto düzeni ve ilgili süreci, bu karmaşayı gidermek ve hak arama yollarını açık tutmak amacıyla kanunen öngörülmüştür.
Poliçede Ödenmeme ve Protestoya İlişkin Esaslar
Poliçe (kambiyo senedi türlerinden biri olarak), düzenleyen (keşideci), muhatap (ödeyecek banka veya kişi) ve lehtar (senet bedelini talep eden kişi) arasında hukuki ve ticari ilişkiler kuran bir belgedir. TTK uyarınca poliçede bulunması zorunlu unsurlar, düzenlenme tarihi, lehtarın adı-soyadı, keşide yeri, ödeme yeri ve vadesi gibi bilgilerdir. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, poliçenin geçerliliğini veya kambiyo niteliğini etkileyebilir.Poliçenin vadesi geldiğinde muhatap, senette belirtilen bedeli lehtara veya hamiline ödemekle yükümlüdür. Muhatap tarafından ödeme yapılmaması, poliçede ödenmeme hâlini doğurur. Ödenmeme sebebi, muhatabın iflası, ödeme güçlüğü veya başka bir hukuki engele dayanıyor olabilir. Böyle bir durumda hamil, önce protesto yoluna başvurarak ödenmeme durumunu resmî bir belge ile tespit ettirmelidir. Protesto, noter veya yetkili merciler tarafından düzenlenir ve poliçenin ödenmediği gerçeğini ortaya koyar.
Poliçede ödenmeme ve protesto ilişkisi, poliçe alacaklısının haklarını güvence altına alan en temel mekanizmadır. TTK’ya göre protestonun düzenlenmesi, hamilin rücu hakkının kullanılabilmesi bakımından şarttır. Protesto çekilmediği takdirde, vadesinde ödeme yapılmamasına rağmen hamil, poliçeyi düzenleyen veya cirantalar aleyhine takip imkânını kısmen veya tamamen kaybedebilir. Protesto, aynı zamanda borçlulara (keşideci, cirantalar, aval verenler vb.) ödenmemenin resmen tespit edildiğini ve kambiyo takibine geçileceğini bildirir niteliktedir.
Protestonun düzenlenmesi için poliçenin ibraz süresi içinde muhataba sunulması gerekir. Vade tarihinden önce ödenecek poliçelerde, vadeden sonra belirli bir süre içinde protesto çekilmelidir. Aksi hâlde gecikmiş protesto nedeniyle rücu hakları zarar görebilir. Ayrıca noter tarafından düzenlenen protesto belgesinde, poliçenin keşide tarihinden muhatabın ad ve adresine, ödeme talebine ve muhatabın cevabına kadar birçok ayrıntıya yer verilir. Protesto, sadece vadesinde ödenmeme hâlinde değil, kabul etmeme hâlinde de söz konusu olabilir. Örneğin, poliçenin vadesi gelmeden önce kabul için ibraz edilen senet, muhatap tarafından kabul edilmezse hamilin yine protesto çektirmesi gerekir.
Poliçede ödenmeme ile ilgili süreçlerin takibi, ticari hayatta önemli sonuçlar doğurur. Hamil, protesto sonrasında kambiyo takibi yoluyla alacağını tahsil etmeye çalışabilir; bu takip sürecinde mahkemelerin yanı sıra icra daireleri de görev alır. Bununla birlikte poliçenin arkasında imzası olan cirantalar, senedi devrettiklerinden dolayı belirli sorumluluklar üstlenir. Eğer ödenmemiş bir poliçe protesto edilirse ve hamil rücu hakkını kullanırsa, cirantalar bu bedeli ödemekle yükümlü olabilir. Böylece poliçe, yalnızca muhatabın değil, aynı zamanda devralma zinciri içindeki tüm cirantaların da sorumluluk doğurabileceği bir kambiyo senedi olarak karşımıza çıkar.
Bonoda Ödenmeme Durumu ve Takip Yolları
Bono, poliçeden farklı olarak düzenleyen (keşideci) ile lehtar arasındaki ilişkiyi öne çıkaran bir kambiyo senedidir. Bonoda ödeyecek kişi (keşideci) ile muhatap aynı kişidir. Yani bonoyu imzalayan keşideci, belirli bir vadede bonoda yazılı bedeli ödemeyi taahhüt eder. Dolayısıyla poliçeden farklı olarak bir “muhatap” kavramı yerine, “keşideci” doğrudan borçlu konumundadır. Lehtar ise senedi elinde bulunduran ve ödemeyi talep etme hakkına sahip kişidir. Ayrıca bono, el değiştirdikçe “ciranta” sıfatını kazanan yeni hamillerin de devreye girmesiyle, müteselsil bir sorumluluk zinciri oluşturabilir.Bonoda ödenmeme, keşidecinin veya bonoyu devralan cirantaların ödeme yapmaması durumunda ortaya çıkar. Vade tarihinde ödeme talebine rağmen bedel ödenmezse, hamil çeşitli hukuki yolları kullanarak alacağını tahsil etmek isteyebilir. TTK hükümleri uyarınca bononun da protesto edilebilmesi söz konusu olsa da, uygulamada bonolar için genellikle protesto düzenleme zorunluluğu poliçedeki kadar katı değildir. Ancak bazı durumlarda, özellikle de ciro silsilesi içinde yer alan cirantalar aleyhine başvuru yapılmak isteniyorsa, protesto çekmek önem taşır.
Protesto, bonoda ödenmeme durumunun resmi tespitine hizmet eder ve hamilin rücu haklarının korunması bakımından geçerli bir belgedir. Protestonun şekli, poliçeye benzer biçimde kanunen düzenlenmiştir. Noter tarafından düzenlenen protesto belgesi, bononun vade tarihi, keşidecinin adı, borcun ödenmemesine ilişkin gerekçe ve hamilin başvuru hakkı gibi konuları içerir. Protesto işlemi, bononun güvence unsuru olarak kabul edilen müteselsil sorumluluğu hayata geçirir. Zira keşideci ödemediğinde, hamil diğer cirantalar veya aval veren kişilere başvurarak bonoda yazılı alacak miktarını talep edebilir.
Bonoda ödenmeme hâlinde uygulanacak takip yolları, temelde kambiyo senetlerine özgü icra takibi veya genel haciz yoluyla takip şeklinde ortaya çıkar. Kambiyo takibi, daha hızlı ve etkili bir yöntem olarak bilinir. Bu takipte borçlunun itiraz imkânları sınırlıdır. Özellikle protesto düzenlenmiş bir bonoda, borçlu ödeme yapmadığı takdirde, hamil gecikmeksizin icra dairesine başvurarak kambiyo senetlerine özgü takibi başlatabilir. Bonodaki imzaların borçluya ait olduğu açıksa ve bonodaki zorunlu şekil şartları sağlanmışsa, borçlunun itirazı ancak belirli istisnai durumlarda kabul edilir.
Bono düzenleyen kişinin, senetteki taahhüdünden dolayı sorumluluk üstlenmesi doğal olmakla birlikte, ciro yoluyla bonoyu devralan cirantaların da sorumluluğu mevcuttur. Her ciranta, kendi devraldığı bonoyu devrederken alacaklıya karşı “bu bononun ödeneceğine ilişkin” bir tür güvence vermiş sayılır. Bu nedenle hamil, ödenmeme durumunda ciro silsilesi boyunca tüm cirantalara rücu edebilir. Cirantalar arasında dahi, bir tür iç ilişki ve sorumluluğun paylaştırılması gündeme gelebilir. Böylelikle ödenmeme durumunda, keşideci ile birlikte cirantalar da sorumluluk altına girmiş olur.
Çeklerde Ödenmeme ve Protesto Benzeri Süreçler
Çek, bir banka üzerindeki hesabın kullanılması suretiyle ödeme yapılmasını sağlayan kıymetli evrak türüdür. Çekte keşideci, bankaya emir vererek belirli bir bedelin lehtara veya hamile ödenmesini talep eder. Ancak bankada yeterli karşılık bulunmaması veya çeşitli nedenlerle ödememe durumunun ortaya çıkması, “karşılıksız çek” veya “ödenmeme” olgusunu doğurur.Çekte ödenmeme hâlinde protesto çekilmesi, kanunen zorunlu bir unsur değildir. Uygulamada çeklerde “protesto” yerine, bankanın çeki karşılıksız olarak işaretlemesi ve ilgili yazıyı vermesi yeterli kabul edilir. Banka, üzerinde hesap bulunan keşidecinin talep edilen tutarı karşılayacak yeterli bakiyeye sahip olmadığını tespit ettiğinde, çekin arkasına “karşılıksızdır” ibaresini koyar veya benzer bir resmi işaretleme yaparak durumu tespit altına alır. Böylece çekin “karşılıksız” kaldığı veya kısmen ödendiği ortaya konmuş olur.
Çeklerde ibraz süreleri, poliçe ve bonodakinden farklıdır. Vade kavramı da çekte teknik açıdan farklı işler. Çek, görüldüğünde ödenmesi gereken bir senet olup, üzerinde yer alan düzenleme tarihinden itibaren 10 günlük, 1 aylık vb. kanuni ibraz süreleri öngörülmüştür. Bu süre içinde çekin bankaya ibrazı yapılmazsa, çekle sağlanan hukuki koruma ve cezai yaptırımların bazıları devre dışı kalabilir. Ayrıca çekin üzerine vade konulsa bile, hukuken çekin vadesi “görüldüğünde” şeklinde kabul edilir. Dolayısıyla uygulamada “postdate çek” gibi tabir edilen ileri tarihli çeklerin geçerliliği, bankaya ibraz tarihi üzerinden değerlendirilir.
Çeklerde ödenmeme halinde başvurulabilecek yollar, kısmen poliçe ve bonoyla benzerlik gösterse de önemli farklılıklar taşır. Karşılıksız çek düzenlenmesi, ticaret hayatında hem hukuki hem de cezai sonuçlar doğurabilir. 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca çek düzenleme ve ibraz esasları, karşılıksız çeklerde uygulanacak yaptırımlar gibi konular düzenlenmiştir. Karşılıksız çek keşidecisi, bu Kanun’da öngörülen yaptırımlarla (adli para cezası, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı vb.) karşılaşabilir.
Protestoya doğrudan gerek kalmadan, bankanın verdiği “karşılıksızdır” veya “kısmen ödenmiştir” ibaresini içeren belge de senet hamiline hukuki süreçte kolaylık sağlar. Bu belge, çekin ödenmediğini veya kısmen ödendiğini kanıtlamada kullanılır. Hamil, bu belgeyle icra takibine başvurabilir veya alacağının tahsili için diğer hukuki yöntemleri devreye sokabilir. Cirantalar da, ciro zinciri içerisinde sorumluluk üstlenir. Ancak çekte cirantaların sorumluluğu, poliçe veya bonoya benzer şekilde yorumlanırken, çekin “kambiyo takibi” niteliği ve karşılıksız çek düzenlenmesi halinde devreye giren özel hükümlerin varlığı gibi konular önemlidir.
Protestonun Hukuki Niteliği ve Şekli
Protesto, kambiyo senetlerinde (özellikle poliçe ve bonoda) ödenmeme hâlinin veya kabul edilmeme hâlinin resmî şekilde tespiti amacıyla düzenlenen bir belgedir. Protestonun hukuki niteliği, “tespit işlemi” ve “ihlalin belgelendirilmesi” olarak özetlenebilir. Yetkili merci veya noter tarafından düzenlenir ve imzalanır. Protesto belgesi, senet borçlusuna yönelik olarak “senedi vadesinde veya kabul için ibraz ettiğim, ancak ödeme/kabul yapılmadı” şeklinde bir hukuki vakıa beyanıdır.Protesto düzenlenirken uyulması gereken şekil kuralları, TTK’da ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır. Protesto metninde bulunması gereken temel unsurlar şunlardır:
• Protesto tarihi (düzenlenme ve tebliğ tarihi)
• Tarafların isimleri ve adresleri
• Senedin türü (poliçe, bono vb.) ve temel unsurları (tutar, vade, keşide yeri, keşideci adı vb.)
• İbrazın ne zaman ve kime yapıldığı
• Ödememe veya kabul etmeme gerekçesine ilişkin ifade
• Protestoyu düzenleyen noter veya yetkilinin imzası ve mührü
Protesto, şekil şartlarına uyulmadığı takdirde hukuken geçersiz sayılabilir ve alacaklının rücu hakları tehlikeye girebilir. Örneğin protestonun yetkili kişi veya kurumlarca düzenlenmesi zorunludur; aksi hâlde resmi belge niteliği oluşmaz. Ayrıca protesto, süresi içinde yapılmalıdır. Bu süre, poliçe ve bonoda vadeden sonraki belirli günler içinde (genellikle iki iş günü) gerçekleştirilen ibraz sonrasında, aynı veya ertesi gün protesto yapılması şeklinde düzenlenebilir. Kanun, hamilin iyi niyetli olması ve belge düzenindeki kuralları yerine getirmesi halinde koruyucu hükümler getirir.
Protesto, sadece alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiyi belgelemekle kalmaz; aynı zamanda ciranta ve avalist gibi diğer sorumluların da sürece dâhil edilmesini sağlar. Zira protesto edilmeyen veya şekil eksikliği bulunan senetlerde, hamilin cirantalar veya aval verenler aleyhine takip hakkı ortadan kalkabilir. Bu nedenle protestonun usulüne uygun düzenlenmesi, senet hamilinin haklarını korumak bakımından zorunludur.
Protesto Tarihleri, Süreleri ve İspat Yöntemleri
Kambiyo senetlerinde ödenmeme veya kabul etmeme protestolarına ilişkin belirli süreler, senedin türüne ve vade şekline göre farklılık gösterir. Poliçe ve bonolar için geçerli olan genel kaidede, vade tarihinden itibaren genellikle iki iş günü içinde ibraz ve ödeme talebinin yapılması beklenir. Ödeme gerçekleşmezse, bu talebin reddi tarihini izleyen ilk iş gününde protesto düzenlenmesi gerekir. Sürelere uyulmaması, protestonun geçerli bir hak arama aracı olmaktan çıkmasına neden olabilir.Protesto tarihinin doğru belirlenmesi ve noter kayıtlarıyla ispatı, hukuki süreçte büyük önem taşır. Zira borçlu tarafın, protestonun geç veya usulsüz düzenlendiği itirazında bulunması halinde, yargı organları ya da icra müdürlüğü, protestonun tarihini ve şekil şartlarını inceleyerek karar verir. Protesto tarihindeki hata veya noterin düzenlemesindeki eksiklik, senet hamilinin rücu imkanlarını ortadan kaldırabilir.
Kambiyo senetlerinde ibraz sürelerinin doğru hesaplanması ve protestonun bu sürelerin bitimine kadar çekilmesi, hak düşürücü etkilerden kaçınmak adına önemlidir. Örneğin bir poliçede vade tarihi pazartesi ise, o gün ibraz yapılması ve ödeme olmaması durumunda, protestonun genellikle salı veya çarşamba günü düzenlenmesi gerekir. Kanun, resmî tatil günlerinde protesto düzenlenemeyeceğini öngörmüşse, süre tatilden sonraki ilk iş gününe uzayabilir.
İspat yöntemleri bakımından, protestonun noter tarafından düzenlenmiş bir resmi belge olması büyük avantaj sağlar. Noter protesto belgesi, içeriği itibarıyla kesin delil niteliğine sahiptir. Protestoya ilişkin itirazlar, çoğu zaman protesto belgesinin içerdiği tespitlere karşı yapılır. Senet hamilinin bu belgeyi mahkemeye veya icra dairesine sunması, ödenmeme hâlinin resmi şekilde sabit olduğunu gösterir. Ancak protestonun şekil şartları veya düzenleme süresi hakkında ciddi itirazlar varsa, borçlu taraf bunları ispatlamaya çalışabilir.
Protestonun İhmal Edilmesi ve Sonuçları
Kambiyo senetlerinde ödenmeme veya kabul etmeme protestosunun hukuken önemli bir işlevi vardır. Protesto, ödenmemenin resmen tespitini sağlayarak hamilin rücu haklarını güvence altına alır. Protesto, kanunda belirlenmiş sürelerde yapılmaz veya hiç yapılmazsa, hamilin senet üzerindeki başvuru hakları ciddi ölçüde zarar görebilir. Özellikle poliçe ve bonoda, protesto kanuni bir şart olarak öngörülmüştür. Protestonun ihmali, cirantalar ve aval verenler yönünden sorumluluğu ortadan kaldırabilir.Her ne kadar protesto ihmalinin, tüm hakları ortadan kaldırdığı söylenemese de, kambiyo hukukunun temel ilkesi hamilin özen yükümlülüğüne dayandığı için sonuçlar ağır olabilir. Poliçede örneğin kabul etmeme durumunda, vadenin gelmesini beklemeden protesto çekilebilir. Ödeme olmaması bekleniyorsa, protestonun erken düzenlenmesi de hamilin avantajına olabilir. Bu durum, cirantalar ve keşidecinin hızlı biçimde temerrüde düşmesini sağlar. Ancak bu işlemin hiç yapılmaması veya geç yapılması halinde, hamil, “senet hakkı”nı kullanırken önemli delilleri kaybeder.
Protesto ihmali, hamilin “kambiyo takibi” yolunda da sıkıntılar yaratabilir. Zira icra müdürlüğünde başlatılan kambiyo takibinde, eğer protesto yükümlülüğü senet türü veya koşulları gereği varsa, alacaklı protesto belgesini sunmadığı takdirde rücu hakkını kullanamayabilir. Mahkeme veya icra müdürü, protesto belgesinin eksikliği nedeniyle takibi durdurabilir veya borçlunun itirazını kabul edebilir. Böylece alacaklının dava ve takip süreci uzar veya hak kaybına uğrar.
Kambiyo senetlerinde, ödenmeme hâlinin yanı sıra bedelin kısmen ödenmesi ve protestonun kısmi ödemeyi içerecek şekilde düzenlenmesi gibi durumlar da ortaya çıkabilir. Protestonun ihmal edilmesi kısmi ödeme bakımından da önem taşır. Eğer kısmi ödeme kabul edilmişse ve protesto buna göre düzenlenmezse, hangi cirantanın ne oranda sorumluluk üstlendiği veya ödemenin hangi aşamada yapıldığı konuları muğlak kalabilir.
Ödenmeme Halleri ve Protestoda Sorumluluk Zinciri
Kıymetli evrak hukukunda poliçe, bono ve çek gibi senetlerde yer alan imzalar, müteselsil sorumluluk doğurur. Her ciranta veya avalist, senedin sonraki hamili karşısında taahhüdün yerine getirilmesini sağlamaktan sorumlu tutulabilir. Ödenmeme hâlinde protestonun düzenlenmesi, bu müteselsil sorumluluk zincirini harekete geçirmek için önemli bir şarttır.Protesto, keşideci ve muhatabın yanı sıra, senedi ciro eden cirantaların ve aval verenlerin de sorumluluklarını somutlaştırır. Çünkü hamil, ödenmeme hâlini resmi belgeyle tespit ettirdikten sonra, senedi düzenleyen veya ciro eden herkese tek tek başvurma imkânına sahip olur. Bu sayede her ciranta, kendisinden önceki cirantalara ya da keşideciye başvurabilir. Böylece zincirleme şekilde bir ödeme kanalı oluşur. Ticari hayatta bu kademeli ve müteselsil sorumluluk sistemi, kambiyo senetlerinin güvenilirliğini artırır ve dolaşımını kolaylaştırır.
Sorumluluk zincirinde, poliçe ve bonolarda keşideci ilk sorumlu taraf gibi görülürken, çeklerde bankanın ödeme yükümlülüğü, keşidecinin hesap durumu ve cirantaların devreye girmesi söz konusu olur. Protesto belgesinin varlığı, sorumlulara karşı başlatılan hukuki takipte temel dayanak teşkil eder. Örneğin bir cirantanın, “benden önceki ciranta sorumludur, ben sorumlu değilim” şeklindeki itirazı, protesto belgesinde açıkça gösterilen ödeme talebi ve reddi nedeniyle geçerliliğini yitirebilir.
Protesto, özellikle “teselsül borçluluk” olarak adlandırılan sorumluluk ilişkisinde, her imzacıya karşı eşit derecede ve aynı anda başvuruyu mümkün kılar. Hamil, dilediği cirantadan ödemeyi talep ederek, senet bedelini tamamen tahsil etmeye çalışabilir. Bu talep neticesinde ödemeyi yapan ciranta ise kendinden önceki cirantalar veya keşideciye rücu hakkına sahip olur. Müteselsil sorumluluk bu şekilde işletilerek, alacaklının zararını minimuma indirmek amaçlanır. Protestonun doğru ve zamanında çekilmesi, tüm bu silsileyi hukuki güvence altına alır.
Yargıtay Kararlarında Ödenmeme ve Protesto Örnekleri
Türk yargı pratiğinde, kambiyo senetlerinde ödenmeme ve protesto konuları sıkça gündeme gelir. Yargıtay kararları incelendiğinde, poliçe, bono ve çek kaynaklı birçok uyuşmazlıkta protestonun süresinde çekilip çekilmediği, protesto belgesinin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı ve sorumluluk zincirinin nasıl işletileceği gibi noktaların kritik öneme sahip olduğu görülür.Çok sayıda kararda, hamilin vade tarihinde ibraz yapmadığı veya ibraz yapmasına rağmen protesto işlemini süresinde tamamlamadığı hâllerde, cirantalara veya avalistlere karşı rücu hakkının kaybedildiği belirtilmiştir. Yargıtay, senet metninde “protestodan muafiyet” kaydı yer alsa bile, kambiyo hukukunun emredici hükümleri uyarınca, özellikle düzenleyen veya cirantaların sorumluluğunu tamamen kaldıracak kayıtların geçerli olmadığı sonucuna varabilir. Bununla birlikte, bazı kararlarda, “protestodan muafiyet” kaydının geçerli olduğu hâllerde, hamilin protesto düzenlemesine gerek olmadan borçlulara başvurabileceğine hükmedildiği de görülür.
Protesto belgesindeki eksiklikler de davaların seyrini etkiler. Noter tespit tutanağının yetersiz düzenlenmesi, borçlunun adresinin yanlış yazılması veya ödenmeme sebebinin net ifade edilmemesi gibi konular, yargılama sürecinde tartışma yaratabilir. Yargıtay, çoğu zaman protestonun resmi belge niteliğinin korunduğunu, ancak belirli temel unsurların eksikliğinde protestonun geçersiz kabul edilmesi gerektiğini vurgular. Bu durum, davacı alacaklının takipte hak kaybına uğramasına yol açar.
Çeklerle ilgili bazı Yargıtay içtihatlarında, “karşılıksızdır” ibaresinin bankaca işlenmesinin protesto yerine geçtiği ve hamilin alacak talebinde bulunurken bu belgeye dayanabileceği belirtilir. Ancak bazı hâllerde, bankanın bu tespiti yapmaması, farklı ödeme kısıtları veya hesap blokesi gibi sebeplerle oluşan uyuşmazlıklarda, çekin ödenmemiş kabul edilip edilmeyeceği hususu yargı denetimine tabi tutulur. Yargıtay, genellikle çekin ibrazının ve ödenmeme durumunun ispatıyla birlikte, hukuki sürecin ilerleyebileceğini kabul etmektedir.
Değerlendirme
Kıymetli evrak hukukunda ödenmeme halleri ve buna bağlı olarak protesto süreci, senetlerin güvenilirliğini ve dolaşım kabiliyetini doğrudan etkiler. Poliçe, bono ve çekin ticari hayatın merkezinde yer alması nedeniyle, ödenmemenin sonuçları büyük mali ve hukuki yükler doğurabilir. Protesto mekanizmasının doğru işletilmesi, ödenmeme hâlinin resmi tespiti ve sorumluluk zincirinin devreye sokulması açısından elzemdir. Protesto sürecinde hata yapılması veya hiç yapılmaması, alacaklıya tanınan hakları kısıtlar veya fiilen ortadan kaldırır.Poliçe ve bonolar bakımından protesto, yasal bir şart niteliğindeyken çeklerde bankanın “karşılıksızdır” ibaresi, protestoya benzer bir işlev üstlenir. Yine de alacaklının senedin türüne göre hangi işlemleri yapması gerektiğini iyi bilmesi gerekir. Sürelerin kaçırılmaması, noterin düzenleyeceği belgede zorunlu unsurların eksiksiz yer alması ve sorumluluk zincirinin doğru kullanılması, alacak hakkının güvence altına alınmasını sağlar. Bu noktada Yargıtay içtihatları, uygulamadaki tartışmaları giderici nitelikte olup protesto süreçlerinin biçimsel ve esaslı yönlerini ortaya koymaktadır.
Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, ödenmeme halleri ve protesto prosedürünün kıymetli evrak hukukunda yalnızca teknik bir şekil şartı değil, aynı zamanda alacaklının ve hukuk düzeninin korunması açısından yaşamsal bir araç olduğu söylenebilir. Protestonun süresinde ve doğru şekilde düzenlenmesi, hak kayıplarının önüne geçerken, müteselsil sorumluluk zinciri de senet hamilini korumaya devam eder. Dolayısıyla ödenmeme ve protesto kavramları, ticari ilişkinin sürekliliğini ve güvenilirliğini teminat altına alır ve kıymetli evrakın işlevselliğini sürdürmesini mümkün kılar.