Saklı Pay ve Mirasçılar
Miras hukuku, toplumların sosyo-kültürel yapısını ve aile ilişkilerini doğrudan etkileyen bir hukuk dalıdır. Özellikle miras bırakanın iradesinin sınırları, yasal mirasçılık düzeni ve saklı payın varlığı, mülkiyet hakkı ile ailevi bağların korunması açısından önemli sonuçlar doğurur. Türk Hukuku’nda saklı pay kavramı, miras bırakanın tasarruf serbestisi üzerinde belirli bir sınırlama yaratarak belirli yakın akrabaların hukukî güvence altında tutulmasını sağlar. Saklı pay düzenlemesi, hem aile içi dengelerin korunması hem de miras hukuku düzeninin istikrarı açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu metinde, saklı pay, yasal dayanaklar, saklı pay sahibi mirasçılar, saklı pay oranları, tasarruf özgürlüğünün sınırları, saklı pay ihlallerinin sonuçları, tenkis ve iptal davaları, muris muvazaası ve uygulamada ortaya çıkan problemlerin tümü ayrıntılı bir biçimde ele alınmaktadır.
Saklı Pay Kavramının Genel Çerçevesi
Saklı pay, miras hukukunda belirli mirasçıların miras bırakanın tasarruflarından bağımsız olarak en azından belirli bir oranda mirastan yararlanmasını güvence altına alan bir haktır. Bu durum, hem aile fertleri arasında belirli bir denge kurulmasını hem de miras bırakanın malvarlığının bütünü üzerinde sınırsız tasarrufta bulunmasının önlenmesini amaçlar. Türk Medenî Kanunu’nda (TMK) saklı payla ilgili düzenlemeler, miras bırakanın ölümünden sonra doğabilecek adaletsizlikleri asgari düzeye indirir. Miras bırakan, saklı paylı mirasçıların bu paylarını ortadan kaldıracak veya ciddi biçimde azaltacak işlemler yaparsa, saklı paylı mirasçılar hukuki yollara başvurarak saklı pay hakkını talep edebilir.
Bu kavram, Roma Hukuku’ndaki rezervasyon düşüncesine kadar uzanan tarihi bir temele sahiptir. Orta Çağ’da ve sonrasında da evrensel nitelikli pek çok hukuk sisteminde saklı pay veya benzer hükümler görülür. Saklı payın temelinde, aile birliğinin korunması, ekonomik kaynağın aile içinde tutulması ve miras bırakanın ölümünden sonra aile bireylerinin güvencesinin sağlanması amacı vardır. Aile düzenine verilen öneme paralel olarak Türk Hukuku’nda da saklı pay, kabul edilmiş ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Saklı Payın Yasal Dayanağı
Saklı pay düzenlemesinin Türk Hukuku’ndaki temel dayanak noktası Türk Medenî Kanunu’dur. TMK’nın 506 ve devamı maddeleri, saklı paylı mirasçıları ve bunların saklı pay oranlarını belirler. Bu hükümler, miras bırakanın tasarruf serbestisiyle saklı paylı mirasçıların yasal hakları arasında belirli bir denge kurmayı amaçlar. Kanunda saklı paya ilişkin düzenlemeler incelendiğinde, şu sonuçlar ortaya çıkar:
Miras bırakanın özgürce tasarrufta bulunma hakkı saklı paylı mirasçıların payları sınırlanıncaya kadardır. Saklı paylı mirasçıların payları, yasal miras paylarına göre oransal olarak hesaplanır. Saklı payın hesaplanmasında, miras bırakanın malvarlığının ölüm tarihindeki değeri dikkate alınır ve belirli bağışlamalar da hesaba katılır. Böylece, yaşam boyu yapılan tasarrufların saklı payı ihlal etmesini engellemek amacıyla geniş kapsamlı bir değerlendirme söz konusu olur.
Yasal düzenlemedeki bir diğer önemli husus, saklı payı ihlale yönelik tasarrufların tenkise tabi olmasıdır. Tenkis, saklı payı ihlal edecek şekilde yapılan tasarrufların geçerli sayılmakla birlikte, saklı payın korunması adına mahkeme kararıyla gerçek payların geri alınması sürecidir. Diğer bir ifadeyle, kanun saklı payı güvence altına almak için hem düzenleyici hem de telafi edici önlemler öngörmüştür.
Saklı Pay Sahibinin Kimliği ve Mirasçılar
Türk Hukuku’nda saklı pay kavramı, belli mirasçıların korunması üzerine bina edilmiştir. Saklı pay sahibi mirasçılar, miras bırakanın altsoyu (çocukları, torunları), anne ve babası ile sağ kalan eşidir. Fakat farklı kuşaklara doğru gidildikçe saklı pay koruması yasal çerçevede daralmaktadır. Saklı pay hakkı bulunan mirasçıların, kanun gereği belirlenmiş spesifik oranları söz konusudur.
Altsoy, saklı pay düzenlemesinden en çok yararlanan grup olarak öne çıkar. Altsoy, genellikle çocuklar olmakla birlikte, ölen çocuğun yerine geçen torunlar da bu hakka sahip olabilir. Anne ve baba, miras bırakanın anne-babası hayatta ise belirli şartlarda saklı pay hakkına sahiptir. Sağ kalan eş ise hem yasal miras payının hem de saklı pay düzenlemesinin koruması altındadır. Türk Hukuku’nda kardeşlerin saklı pay hakkı bulunmaz; bu, geniş aile sisteminde korunmanın daraltılması ve sadece çekirdek aileye odaklanılması yönünde bir politika tercihidir.
Bu kategorilerdeki kişilerin saklı pay sahibi olabilmesi, miras bırakanla aralarında soybağı ilişkisi veya evlilik bağı bulunmasına bağlıdır. Evlatlıklar da kendi biyolojik çocuklar gibi mirasçılık haklarına sahiptir. Saklı pay hakları açısından evlatlıklar ve biyolojik çocuklar arasında bir fark gözetilmez. Kanun koyucu, ailevi ilişkilerin korunması adına bu eşitliği sağlamıştır.
Saklı Pay Oranları
Saklı pay oranları, yasal miras payının belirli bir bölümünü ifade eder. Bu oranlar, miras bırakanın bazı mirasçılarının asgari ölçüde mirastan yararlanmasını teminat altına alır. TMK’ya göre altsoyun saklı payı, yasal miras payının yarısı oranındadır. Miras bırakanın anne ve babasının saklı payı ise yasal miras paylarının dörtte birine tekabül eder. Sağ kalan eşin saklı pay oranı, yasal miras payının tamamının yarısı şeklinde öngörülmüştür. Örneğin, yasal miras payı dörtte bir olan sağ kalan eş için saklı pay, bu dörtte birin yarısıdır.
Yasal miras payları üzerinden hesaplanan saklı pay, farklı mirasçı kategorilerine göre değişiklik gösterir. Altsoy, anne-baba ve sağ kalan eşin saklı paylı mirasçı olarak kabul edilmesi, kanun koyucunun sosyal ve ailevi değerlere vurgu yapan yaklaşımını yansıtır. Böylece, evlilik birliğinin devam etmesi veya altsoyun korunması, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün kısıtlanması pahasına da olsa güvence altına alınır.
Saklı pay oranlarının hesaplanması aşamasında, mirasçıların yasal miras payları ile miras bırakanın yaptığı karşılıksız kazandırmalar ve vasiyetler birlikte değerlendirilir. Miras bırakan sağlığında çeşitli bağışlarda bulunmuş olabilir, bu durumda saklı payı ihlal eden bağışlamalar tenkise tabi tutulabilir. Tenkis hesabında, önce miras bırakanın ölüm tarihindeki tereke mevcudunun değeri belirlenir, ardından saklı paya halel getiren tasarrufun miktarı ortaya konur. Sonuçta tespit edilen oran üzerinden saklı payın korunması sağlanır.
Tasarruf Özgürlüğü ve Saklı Pay İlişkisi
Miras hukuku, bir taraftan mülkiyet hakkına dayanan tasarruf özgürlüğünün varlığını kabul ederken, diğer taraftan da ailenin korunması gerekliliği nedeniyle bu özgürlüğü sınırlandırmaktadır. Miras bırakanın malvarlığı üzerinde dilediği şekilde tasarruf edebilmesi, özel mülkiyet sisteminin mantığına uygundur. Ancak kanun, belirli ölçüde aile fertlerinin mağdur olmaması için tasarruf serbestisini saklı pay düzenlemesiyle kısıtlar.
Tasarruf özgürlüğü, genellikle miras bırakanın vasiyetname ya da miras sözleşmesi yaparak malvarlığını dilediği kişiye bırakabilmesi veya dilediği kazandırmalarda bulunması şeklinde tezahür eder. Fakat Türk Hukuku’nda, saklı pay oranları göz önüne alındığında, miras bırakan saklı pay sahibi mirasçıların bu hakkını zedelemeyecek ölçüde tasarrufta bulunabilir. Bu bağlamda saklı pay, miras bırakanın tam anlamıyla özgür iradeyle hareket etmesini engelleyen bir “çekince” mekanizması işlevi görür.
Miras bırakan, saklı paylı mirasçının payını tasarruflarında gözardı etmişse ve bu işlemler saklı paya tecavüz ediyorsa, saklı paylı mirasçı tenkis davası açabilir. Bu, kanunda tanımlanan ve saklı payı ihlal eden tasarrufların hukuki yaptırımı olarak öne çıkan bir dava türüdür. Bu noktada, miras bırakanın saklı paydan daha büyük bir bölümü istediği gibi tasarruf edebileceği, ancak saklı paylı mirasçıların asgari paylarının garanti altında tutulması gerektiği vurgulanmalıdır.
Saklı Payın Dışında Kalan Mirasçılık Hükümleri
Saklı pay sistemi, altsoy, anne-baba ve sağ kalan eş dışındaki yasal mirasçıların paylarını kanuni olarak korumaz. Kardeşler, büyükbaba-babaanne veya dede-nine gibi üstsoy, amca-dayı-hala-teyze gibi yansoy akrabaları, saklı pay korumasından yararlanamazlar. Bu kişilerin miras alabilmeleri, yasal miras paylaşımına göre ve saklı paylı mirasçılar yoksa veya bu kişilerden intikale bir engel yoksa mümkündür. Ya da miras bırakan doğrudan vasiyetname veya miras sözleşmesiyle bu akrabaları lehine tasarruflarda bulunabilir.
Eğer miras bırakanın tasarruf oranı yeterliyse ve saklı paya halel gelmeden bu uzak akrabaları lehine kazandırma yapılacaksa, yasal engel bulunmaz. Öte yandan, saklı payın ihlali söz konusu olduğunda, saklı paylı mirasçılar tenkis talebinde bulunarak önceliği elde eder. Bu nedenle kardeşler veya diğer akrabalar, saklı pay sahibine karşı öncelikli hak iddia edemez. Saklı pay düzenlemesi, sadece yakın aile bireylerini korumayı hedeflediği için mirasın diğer akrabalara geçmesi, saklı payın saklı paylı mirasçılarca kullanılmasından sonra değerlendirilir.
Vasiyetname ve Miras Sözleşmelerinin Saklı Paya Etkisi
Miras bırakan, tasarruf özgürlüğü kapsamında vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenleyerek mallarının geleceğini belirleyebilir. Ancak bu belgelerde yapılan tasarrufların saklı payı ihlal etmemesi gerekir. Eğer vasiyetname veya miras sözleşmesi, saklı paylı mirasçıların kanunen korunan haklarını ortadan kaldırıyorsa, saklı paylı mirasçılar tenkis davasıyla bu metinlerin saklı paya aykırı hükümlerinin kısmen hükümsüz hale gelmesini sağlayabilir.
Örnek vermek gerekirse, miras bırakan tüm malvarlığını bir hayır kurumuna bağışlayacak şekilde vasiyetname düzenlemişse ve altsoyunun saklı payını göz ardı etmişse, saklı paylı mirasçılar dava açarak saklı paylarını alabilir. Vasiyetnamenin geri kalan kısımları geçerli kalabilir, fakat saklı paylı mirasçıların hakları teslim edilmek zorundadır. Buna karşılık, saklı payı ihlal etmeyecek oranda yapılan bir vasiyet, geçerliliğini korur.
Miras sözleşmeleri de benzer şekilde saklı paya tabi denetime tabidir. Miras bırakan ve başka bir kişi arasında yapılan anlaşma, saklı paylı mirasçıları devre dışı bırakacak nitelikteyse, saklı paylı mirasçılar yine tenkis hakkına sahiptir. Hukuk düzeni, miras bırakanın mukavelesel işlemlerini de sınırsız bırakarak aile bireylerinin temel haklarını çiğnemesine izin vermez. Böylece, tasarruf özgürlüğü ile saklı pay arasındaki çatışma, kanunda öngörülen yasal yollar ve ilkelerle çözümlenir.
Saklı Pay İhlali ve Sonuçları
Saklı pay ihlali, miras bırakanın sağlığında veya ölüme bağlı tasarruflarında, saklı paylı mirasçının yasal korunan payına “tecavüz” etmesiyle gerçekleşir. Bu ihlalin en sık karşılaşılan örnekleri, miras bırakanın tüm malvarlığını bir kişiye bağışlaması, çocuklarından birini veya sağ kalan eşini tamamen dışlaması gibi durumlardır. Böyle bir durumda saklı payın ihlal edilip edilmediği, terekenin ve yapılan kazandırmaların kapsamlı hesaplamasıyla saptanır.
İhlal söz konusu olduğunda, saklı paylı mirasçının başvurabileceği başlıca hukuki araç tenkis davasıdır. Tenkis, fazla tasarrufların saklı pay düzeyine çekilerek dengelenmesidir. Eğer miras bırakan terekedeki malların değerinin büyük bir kısmını bir başkasına bıraktıysa, mahkeme kararıyla bu fazla kısım saklı paylı mirasçıya iade edilir. İade süreci, nakit olarak veya aynen malın geri alınması şeklinde gerçekleşebilir. Burada mülkiyet hakkı ve üçüncü kişilerin kazanılmış hakları da gözetilir. Üçüncü kişinin iyi niyetli olması veya olmaması, iadeye ilişkin süreçte belirleyici olabilir.
Saklı pay ihlali sadece ölüme bağlı tasarruflarla sınırlı değildir. Miras bırakanın sağlığında yaptığı bağışlar da saklı pay ihlaline yol açabilir. Bunun denetimi, miras bırakanın ölümünden sonra, tereke kapsamının belirlenmesi aşamasında yapılır. Yapılan bağışlar terekeye eklenir, mirasın toplam değeri üzerinden saklı paylar hesaplanır ve bunların üzerinde bir kazandırma yapıldığı saptanırsa, tenkis söz konusu olur. Amaç, saklı paylı mirasçının anayasal ve yasal çerçevede korunan hakkının gözetilmesidir.
Tenkis Davası ve Uygulaması
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payı aşan tasarruflarını kanunen öngörülen düzeye indirmek için açılan davadır. Saklı paylı mirasçı veya mirasçılardan biri, saklı payın ihlal edildiğini öğrendiği andan itibaren bu davayı açma hakkına sahiptir. Tenkis talebinde bulunan mirasçı, önce saklı payının ihlal edildiğini ispat etmeli, daha sonra da hangi tasarrufun saklı paya zarar verdiğini göstermelidir.
Davada, miras bırakanın bıraktığı mirasın ve varsa sağlığında yaptığı bağışların toplam değeri hesaplanır. Daha sonra saklı payın miktarı belirlenir. Yasa, önce miras bırakanın vasiyetname ya da miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarını, ardından sağlığında yaptığı ivazsız kazandırmaları tenkise tabi tutar. Tenkis sırası, miras bırakanın iradesiyle de şekillenebilir; çünkü miras bırakan tarafından açıkça bazı tasarrufların öncelikle yerine getirilmesi istenmiş olabilir. Ancak genellikle kanunda yer alan basamaklı yöntem uygulanır.
Tenkis davası sonunda, saklı paylı mirasçının eksik payı davalıdan tahsil edilir veya aynen iade edilir. Kimi durumlarda, taşınmazın mülkiyeti mirasçıya geri dönebilir veya tasarruftan yararlanan kişi, bedel ödeyerek saklı paylı mirasçıyla uzlaşma yoluna gidebilir. Mahkeme, somut olayın koşullarına göre ve kazandırmaların niteliğine göre en uygun çözümü belirler. Eğer tasarruftan yararlanan üçüncü kişi, iyi niyetle elde ettiği bazı haklara sahip ise, o haklar bazen korunabilir; bu noktada Medenî Kanun ve Borçlar Kanunu’nun iyi niyet hükümleri devreye girer.
Muris Muvazaası ve Saklı Pay İlişkisi
Muris muvazaası, miras bırakanın saklı payı zedelemek veya miras paylaşımını istediği şekilde yönlendirmek amacıyla görünürde bir sözleşme düzenlemesidir. Uygulamada genellikle miras bırakanın, gayrimenkulünü satış göstererek aslında bağışladığı, ancak resmi belgelere bunu satış gibi yansıttığı durumlarda ortaya çıkar. Bu işlem, gerçekte miras bırakan ile sözleşmenin diğer tarafı arasında bağış niteliği taşıdığı halde, tapuda satış işlemi olarak kaydedilir. Amaç, saklı paylı mirasçıların ileride tenkis veya iptal talebini zorlaştırmak, ya da bu tip işlemleri geçersiz kılmalarını engellemeye çalışmaktır.
Yargıtay içtihatlarında muris muvazaası, saklı payı güvence altına alan düzenlemelerin açıkça ihlali olarak yorumlanır. Mahkeme, işlemin gerçek niteliğini araştırır ve muvazaanın varlığı tespit edilirse sözleşme hükümsüz sayılır. Böylece, saklı paylı mirasçılar veya diğer mirasçılar, muris muvazaası iddiası üzerinden paylarını koruma altına alabilirler. Muris muvazaası, Türk Hukuku’nda sıklıkla karşılaşılan ve geniş bir yargı pratiğine sahip olan bir olgudur. Tapu kayıtları, tanık beyanları ve tarafların ekonomik durumları incelenerek sözleşmenin gerçek niteliğine ulaşılmaya çalışılır.
Muris muvazaası halinde, saklı payı ihlal eden işlem geçersiz kabul edildiğinden dolayı, bu işlem sonucu elde edilen mülkiyet hakkı da temelde saklı paylı mirasçılara karşı ileri sürülemez. Eğer üçüncü kişi, gerçekte muvazaalı olduğunu bilerek veya bilebilecek durumda iken bu mülkiyeti devraldıysa, iyiniyet iddiası geçerlilik kazanmaz. Aile bağlarının ve saklı pay düzenlemesinin korunması hedefi, muris muvazaası doktrininin oluşumunda ve gelişiminde belirleyici faktörlerden biridir.
Tapu İptal ve Tescil Davaları
Saklı pay ihlaline yönelik vakaların bazıları tapu iptali ve tescil davası açılmasını gerektirir. Özellikle muris muvazaası hallerinde veya miras bırakanın gerçek bağışlama iradesinin saklı paya zarar verdiği durumlarda, saklı paylı mirasçılar tapu iptali talep edebilir. Bu davada, öncelikle sözleşme veya kazandırmanın muvazaalı ya da saklı payı ihlal edecek nitelikte olup olmadığı araştırılır.
Mahkeme, yapılan işlemin geçersizliğine veya kısmen geçerli olup saklı payı aşan kısımlarının iptaline karar verebilir. Uygulamada sıklıkla, tapudaki kayıt tamamen iptal edilmekte ve taşınmaz mirasçıların payları oranında tescil edilmektedir. Ancak bazı hallerde mahkeme, saklı payın korunması için kayıt üzerinde aynî hak tesisi veya kısmi iptal de öngörebilir. Somut olayın özellikleri, tarafların ileri sürdükleri iddia ve savunmalar, mahkemenin çözüme varmasında etkilidir. Muris muvazaasında çoğunlukla tam iptal kararı daha yaygındır; çünkü işlemin gerçeğe aykırı olduğu ortaya konduğunda, sözleşme yok hükmündedir.
Tapu iptal ve tescil davalarında, saklı paylı mirasçıların dava açma ehliyeti ve dava süresi de önemlidir. Tenkis davalarında olduğu gibi, miras bırakanın ölümünden sonra bu davalar açılabilir. Mirasın açılmasıyla birlikte, saklı paylı mirasçılar mirasın paylaşılmasında hak iddia edebilmek için eldeki bilgi ve belgelere dayanarak dava sürecine girerler. Davacının dava süresine dikkat etmesi gerekir; kanun ve içtihat, muris muvazaasına dayalı davalarda hak düşürücü sürelerden ziyade zamanaşımı süreleri ve derdestlik konuları üzerinden değerlendirme yapar. Yine de hak kaybına uğramamak için eyleme geçmekte gecikmemek esastır.
Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar
Saklı pay ve miras hukuku uygulamasında çeşitli sorunlar gözlemlenebilir. Aile fertleri arasında husumete yol açan veya uzun süren hukukî ihtilafların başında saklı payın doğru şekilde hesaplanması gelir. Mirasın toplam değeri, miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar ve bu kazandırmaların gerçek niteliği çoğu zaman net değildir. Miras bırakanın malvarlığını birçok kişi arasında paylaştırdığı, kısmi satış - kısmi bağışlama gibi karma işlem senaryoları, hesaplamayı daha da zorlaştırır.
Bir diğer uygulama sorunu, saklı payın belirlendiği sırada terekeye dahil edilmesi gereken veya edilmeyecek unsurların saptanmasıdır. Banka hesapları, menkul kıymetler, kripto varlıklar, taşınmaz mülkiyeti, ticari işletmelerdeki hisseler gibi pek çok kalemin değeri, uzman bilirkişiler tarafından değerlendirilmeyi gerektirir. Aynı zamanda eski tarihli bağışlama sözleşmeleri veya tapu devirleri, yeni tarihli miras sözleşmeleriyle çelişebilir. Bu durum, mahkemede kapsamlı delil toplanmasını zorunlu kılar. Uzun süren bilirkişi incelemeleri ve taraf itirazları da davaların uzamasına sebebiyet verir.
Aile içi uyuşmazlıkların derinleşmesi, tarafların uzlaşmadan uzaklaşmasına neden olur. Saklı pay davası, çoğu zaman manevi boyutta da yıkıcı olabilir. Aile üyeleri, mirasın bölüşümü konusunda büyük kırgınlıklar yaşayabilir. Bu sebeple taraflar anlaşmaya varmadan hukuki süreci sürdürdüklerinde, davalar uzun yıllar sürebilir. Aile büyüklerinin yaşadığı dönemde yapılacak miras planlaması veya hukuki danışmanlık, bu problemlerin önüne geçmede etkili bir yöntemdir.
Saklı pay hakkına sahip mirasçıların, miras bırakanla anlaşmazlık yaşamaları halinde ise uygulamada “mirastan çıkarma (ıskat)” iddiaları gündeme gelir. Miras bırakan, belirli ağır sebeplerle kanunun tanıdığı imkânlar çerçevesinde bir mirasçıyı mirastan çıkarabilir. Ancak bu oldukça istisnai durumlar gerektirir ve genellikle saklı pay, mirastan çıkarma işlemine rağmen tekrar dava konusu edilir. Miras bırakanın mirastan çıkarma sebepleri, kanunun öngördüğü ciddi koşullara dayanmıyorsa, çıkarma işlemi saklı payı ortadan kaldıramaz. Yargılama sürecinde bu noktadaki deliller titizlikle incelenir.
İsviçre ve Diğer Karşılaştırmalı Hukuk Sistemlerinde Saklı Pay
Türk Hukuku’nda yer alan saklı pay düzenlemeleri, İsviçre Medenî Kanunu’ndan büyük ölçüde esinlenmiştir. İsviçre Hukuku’nda da saklı pay (Pflichtteil) vardır ve benzer şekilde altsoy, anne-baba ve sağ kalan eş bu korumadan yararlanır. Ancak bazı farklar da mevcuttur. Örneğin, İsviçre’de saklı pay oranlarının belirlenişi, zaman içinde değişikliğe uğramıştır ve bazı kantonlarda miras hukuku uygulamalarında farklı yorumlar görülebilir.
Anglo-Amerikan hukuk sistemlerinde ise saklı pay doğrudan benimsenmiş bir düzenleme değildir. Aile fertlerinin korunması için farklı kurumlar öngörülmüştür. Örneğin, ABD’de “family provision” davaları veya “elective share” uygulamalarıyla eş ve bazen çocuklar korunmaktadır. İngiltere’de ise Miras (Aile ve Bağımlılar) Kanunu çerçevesinde yetersiz miras payı alan yakınların mahkemeden ek pay talep etmesi mümkündür. Ancak klasik manada saklı pay zorunluluğu bu sistemlerde yer almaz.
Bu karşılaştırmalar, saklı pay düzenlemesinin kültürel ve tarihsel temellerini daha iyi kavramaya yardımcı olur. Avrupa kıtasındaki Kıta Avrupası hukuk düzeninde daha yaygın olarak rastlanan saklı pay, aile birliğini ve soy bağlarını özel olarak koruma hedefini yansıtır. Özel mülkiyetin devredilmesinde kamu otoriteleri, belirli ahlakî ve sosyal değerleri gözeterek kısıtlayıcı düzenlemeler getirir. Anglo-Amerikan hukuk sistemlerinde ise miras bırakanın tasarruf özgürlüğü daha geniştir, ancak yargısal yollardan aile fertlerinin mağduriyeti giderilmeye çalışılır.
Saklı Payın Azaltılması veya Kaldırılması Tartışmaları
Saklı pay, bir yandan aile fertlerinin korunması bakımından önemli görülürken, diğer yandan miras bırakanın mülkiyet hakkının sınırlandırılması olarak eleştirilir. Kimi yazarlar, yetişkin çocukların ekonomik bağımsızlığa eriştiğini ve anne-babadan gelen mirasta yasal bir zorunluluk olmadığı takdirde, miras bırakanın malvarlığını özgürce tasarruf etmesi gerektiğini savunur. Ayrıca, toplumun değişen dinamikleriyle birlikte, çocukların yetişkinlik çağında kendi gelir düzeylerine kavuşabildiği, dolayısıyla saklı pay korumasının güncelliğini yitirdiği görüşü öne sürülebilir.
Buna karşılık, saklı payın aile büyüklerine bakma yükümlülüğü, ataerkil yapı, aile içi dayanışma gibi unsurları gözeten bir işlevi olduğu savunulur. Aynı şekilde saklı pay, miras bırakanla uzun süre çatışmalı bir ilişkisi olmamasına rağmen dışlanabilecek aile üyelerinin temel bir güvencesi olarak da tanımlanabilir. Kanun koyucu, saklı pay düzenlemesiyle toplumun geleneklerine ve aile temelli ilişkilere öncelik tanımıştır. Ekonomik ve sosyal koşullar farklılık gösterse de, saklı payın varlığı ailevi bir koruma aracı olarak devam etmektedir.
Türk Hukuku’nda saklı payın tamamen kaldırılması veya kapsamının genişletilmesi gibi tartışmalar zaman zaman ortaya çıksa da, yasal düzenlemelerde köklü bir değişiklik yapılmamıştır. Hukukun statik değil dinamik olması, gelecek dönemde saklı payla ilgili düzenlemelerde değişikliklerin gündeme gelebileceğine işaret eder. Ancak kültürel, toplumsal ve ailevi unsurların ağırlığı, saklı payın varlığını korumasına yol açmaktadır.
Miras Planlaması ve Saklı Payın Dikkate Alınması
Miras planlaması, miras bırakanın sağlığında malvarlığını nasıl devredeceğini hukuki açıdan önceden tasarlaması anlamına gelir. Miras planlamasında saklı pay ve tasarruf özgürlüğü arasındaki sınırın iyi bilinmesi önemlidir. Miras bırakan, ileride mirasçıları arasında sürtüşme yaşanmasını engellemek istiyorsa, saklı paylı mirasçıların haklarını gözetecek şekilde tasarruflarda bulunmalıdır. Böylece, mirasın açılmasından sonra uzun süren davalar ve aile içi çekişmeler önlenebilir.
Miras planlamasının bir diğer unsuru, taşınmazların bölünmesi veya şirket hisselerinin devri gibi konularda ortaya çıkabilir. Eğer miras bırakan bir işadamı veya işkadını ise, şirket yönetimini bir çocuğuna devrederken diğer çocuklarının saklı payını nasıl koruyacağını düşünmelidir. Burada miras sözleşmeleri devreye girebilir veya bazı kazandırmalar ölüme bağlı tasarruflar yerine sağlığında bağışlama yoluyla düzenlenebilir. Fakat tüm bu işlemlerde saklı pay düzenlemesi gözetilmeli, aksi takdirde gelecekte yargı sürecinde iptal ve tenkis davalarıyla karşılaşılabilir.
Miras planlaması, uzman bir hukukçu veya finans danışmanı eşliğinde yapılırsa, saklı pay ve yasal miras payları doğru hesaplanabilir. Bu planlama süreci ayrıca vergisel avantajların değerlendirilmesi, malvarlığı değerlerinin optimal kullanımının sağlanması açısından da önemlidir. Tüm paydaşların haklarını dengeleyen, tasarruf özgürlüğünü ve saklı payı gözeten bir planlama, hem hukukî güvenceyi artırır hem de aile içi ilişkilerin zedelenmesini önler.
Yargı Kararlarında Saklı Pay ve Değerlendirmeler
Türk Yargıtay’ının miras ve saklı pay konusunda verdiği kararlarda genel eğilim, saklı paylı mirasçıların hakkını mümkün olduğunca korumaya yöneliktir. Mahkeme, sıklıkla terekenin gerçek değerini tespit etme amacıyla bilirkişilerden rapor alır. Bu raporlarda, miras bırakanın ölüm tarihi, taşınmazların ve menkullerin değeri, bağışların niteliği incelenir. Ayrıca, miras bırakan ile tasarruftan yararlanan kişiler arasındaki ilişki de irdelenerek, muris muvazaası veya gerçek dışı satış gibi hileli işlemler saptanmaya çalışılır.
Yargıtay, saklı paylı mirasçıların mağdur edilmesini önleyecek yorumlara sık sık başvurur. Muris muvazaası iddiası varsa, somut olayın özelliklerine göre tanık beyanları, ekspertiz raporları ve tarafların sosyal durumları incelemeye tabi tutulur. Çok düşük bedelle yapılan satışların aslında bağış niteliği taşıdığına ilişkin karinelere ulaşılırsa, sözleşme muris muvazaalı sayılır. Diğer bir ifadeyle, miras bırakanın açıkça saklı payı ihlal etmek ve mirasçılar arasında ayrımcılık yapmak amacıyla hareket ettiği tespit edilirse, Yargıtay sözleşmeyi geçersiz kılar. Bu yaklaşım, saklı pay düzenlemesinin temel amaçlarından olan adalet ve aile fertlerinin korunması ilkesine uygun düşer.
Tenkis konusunda Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, tasarruf sıralaması ve yapılan bağışlamaların miktarı ile ilgili detaylı hesaplama yöntemlerini ortaya koyar. Mahkeme, önce vasiyetnamede veya miras sözleşmesinde yer alan tasarrufları tenkise tâbi tutar, sonra hâlâ saklı pay açıkta kalıyorsa sağlığında yapılan bağışlama ve devirleri sıra ile irdeler. Bu işlem sonucunda saklı paya ulaşmak mümkün ise fazla tasarruflar iptal edilir veya bedel olarak tahsil edilir. Böylece mirasın paylaşımında kanunun öngördüğü minimum paylar ihlal edilmemiş olur.
Genel Değerlendirme
Türk Hukuku’nda saklı pay düzenlemesi, aile içi korumanın ön planda tutulduğu bir miras sistemi anlayışından kaynaklanır. Toplum yapısında ailevi bağların önemi, kanun koyucunun bu korumayı anayasal ve yasal düzeyde güvence altına almasına yol açmıştır. Saklı pay kavramı, tasarruf serbestisinin bir yönüyle kısıtlanması olsa da, diğer yönüyle aile fertlerinin temel ekonomik güvenceye sahip olmasını sağlar.
Saklı pay, altsoy (çocuklar, torunlar), anne ve baba, sağ kalan eş gibi yakın aile çevresini kapsar ve yasal miras paylarının belirli bir oranı olarak hesaplanır. Tasarruf özgürlüğü, bu payların korunması ölçüsünde mümkündür. İhlal halinde tenkis ve tapu iptal davaları gündeme gelebilir. Bunlar, saklı payın pratikte nasıl uygulandığını ve miras bırakanın yaptığı işlemlerin ne şekilde denetlendiğini gösterir. Muris muvazaası davaları ise saklı payı aşındırmaya dönük hileli veya göstermelik işlemlerin açığa çıkarılmasında en yoğun biçimde kullanılan davalardır. Yargı pratiği, saklı payı koruma yönünde istikrarlı bir tutum sergilemektedir.
Saklı pay hukuku, toplumun sosyo-ekonomik şartları değiştikçe ve aile yapısı farklılaştıkça yeni tartışmalara da konu olabilir. Fakat halen yürürlükte olan düzenlemeler, çok sayıda hukukî uyuşmazlıkta saklı paylı mirasçıları güvence altına almaktadır. Mirasa ilişkin denetim mekanizmaları arasında en önemlilerinden biri olan saklı pay, aile içerisindeki dengeyi sağlar ve miras bırakanın keyfi veya haksız dışlayıcı işlemler yapmasını engeller. Dolayısıyla saklı pay, Türk Miras Hukuku’nun temel taşı niteliğindeki kurumlardan biridir ve uygulamada pek çok davanın mihenk noktasıdır.