Senetlerde Aval ve Cironun Hükümleri
Kıymetli Evrak Hukukunun Genel Esasları
Kıymetli evrak hukuku, ekonomik yaşamın temel unsurlarından biri olan kambiyo senetleri, çekler ve tahviller gibi farklı türdeki senetlerin düzenlenmesi, devri, ödenmesi ve benzeri konuları düzenler. Kambiyo senetleri arasında ise poliçe, bono ve çek öne çıkar. Bu senetlerin ekonomik hayattaki önemi, hem teminat hem de ödeme aracı olmalarından kaynaklanır. Hukuki güvenin sağlanması açısından senetlerin şekil şartları, tarafların hak ve yükümlülükleri detaylı biçimde düzenlenmiştir.Aval ve ciro, özellikle poliçe ve bono gibi kıymetli evrak türlerinde sıklıkla gündeme gelen iki önemli kurumu ifade eder. Aval, senet borcuna üçüncü bir kişinin girmesi suretiyle sağlanan özel bir tür kişisel teminattır. Ciro ise senetten doğan hakların devrini amaçlayan, senedin arkasına veya ekli bir kâğıda yapılan yazılı beyan ve imzadan oluşur. Kambiyo senetlerinin devredilebilme ve güvenilirlik özelliklerini destekleyen bu iki kurum, uygulamada çok sık kullanılır ve çeşitli hukuki sonuçlar doğurur.
Aval Kavramı ve Türleri
Aval, özellikle poliçe ve bonoda kullanılan bir teminat türüdür. Aval veren kişi, borçlunun senet borcunu ödememesi halinde alacaklıya karşı kendi malvarlığı ile sorumlu olduğunu kabul eder. Bu mekanizma, kambiyo senetlerine ek bir güvence ekleyerek senedin piyasadaki dolaşımını ve kabul görmesini kolaylaştırır.Avalin en ayırt edici özelliği, borçlunun sorumluluğuna eklenen, onun yükümlülüğü ile benzer nitelikteki ikinci bir sorumluluk katmanını oluşturmasıdır. Aval veren, senet borcunu üstlenmiş veya asıl borçlunun borcuna kefil olmuş gibi görünse de aval, kefaletle aynı hukuki rejime tabi değildir. Çünkü aval, “kambiyo taahhüdü” niteliğiyle sıkı şekil şartlarına tabidir ve özel düzenlemelere sahiptir.
Aval genellikle senedin ön veya arka yüzüne “aval içindir” veya benzeri bir ibare ile birlikte atılan imza yoluyla düzenlenir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve uluslararası kambiyo düzenlemelerinde avalin hangi ibarelerle verilebileceği ve verilme şeklinde birtakım farklılıklar olsa da genel esas, aval verildiğine dair açık bir ifadenin veya aval beyanına işaret eden bir imzanın senet üzerinde bulunmasıdır.
Aval, zaman zaman senet metninde “avalöri imza” şeklinde de görülebilir. Avalin hukuki niteliği bakımından, kimin lehine verildiği önem taşır. Zira poliçede aval, düzenleyen (keşideci), kabul eden muhatap veya ciranta gibi herhangi bir borçlu lehine verilebilir. Bonoda da aval, bonoyu düzenleyen keşideci veya varsa ciranta için verilir. Bu noktada aval verenin, hangi borçlunun borcunu güvence altına aldığını tespit etmek, ileride doğabilecek sorumluluğun kapsamını belirlemede büyük önem taşır.
Avalin türleri açısından, uygulamada genellikle tek tip bir aval biçimi görülür. Ancak doktrinde ve yargı uygulamalarında, “belirli kişiye” aval verilmesi ile “senet borcuna” aval verilmesi ayrımı yapılır. Belirli kişiye aval verilmesinde aval, imzanın yanında veya ibarede özellikle kimin lehine verildiğini gösterir. Senet borcuna aval verilmesinde ise kimin lehine verildiğine dair bir açıklama olmadan aval beyanı yer alır. Bu ikinci durumda, avalin kimin lehine olduğu kanıtlanmalıdır; aksi halde avalin geçerliliğinde tartışmalar doğabilir.
Avalin Hukuki Niteliği
Aval, hukuken “kambiyo senedinden doğan borcun özel ve bağımsız bir teminat altına alınması” şeklinde tanımlanır. Bağımsızlık ilkesi, avalin kefaletten ayrıldığı en kritik noktadır. Kefalette asıl borç geçersiz hale gelirse, kefalet de geçersiz olur. Oysa avalde, borcun doğduğu hukuki ilişki geçersiz olsa bile, senetteki şekil şartları geçerli ve senet hukuken geçerli ise aval devam eder. Bu nedenle aval, Türk Hukukunda ve uluslararası metinlerde bağımsız bir kambiyo taahhüdü olarak kabul edilir.Avalin hukuki niteliği;
1. Özel bir garanti sözleşmesi olmadığı: Aval, salt bir kefalet ya da garanti niteliği taşımaz. Kanunun aradığı şekil şartlarıyla bağlı ve senede sıkı sıkıya bağlı bir kurumdur.
2. Bağımsız nitelik: Aval, lehine verildiği borçlunun ileri sürebileceği bazı def’ileri (örneğin kişisel def’ileri) ileri süremez. Her ne kadar aval veren, senede bağlı bazı şekil eksikliklerini ileri sürebilse de, senedin geçerliliği ve şekil şartlarındaki unsurlar bakımından sorumluluğu devam eder.
3. Tam sorumluluk: Aval veren, senedin bedelinden alacaklıya karşı tam sorumlu hale gelir. Bu sorumluluk, tahsil aşamasında alacaklıya ek bir olanak sunar.
Aval verildikten sonra, senedin devri veya başka bir borçlu ile yapılacak muhtemel anlaşmalar, aval verenin sorumluluğunu ilke olarak ortadan kaldırmaz. Aval veren, senet bedelinin tamamından, alacaklıya karşı asıl borçlunun sorumluluğuyla aynı ölçüde sorumlu olur. Eğer aval belirli bir kısım için verilmişse (kısmi aval), o zaman sadece o kısım için aval yükümlülüğü doğar.
Uygulamada kısmi aval daha az görülür; çünkü genellikle aval, senet tutarının tamamını güvence altına almak üzere düzenlenir. Fakat hukuken, taraflar böyle bir sınırlama getirmek isterlerse, senette bu hususu açıkça belirtmek koşuluyla kısmi aval verilmesi de mümkündür.
Avalin Hükümleri ve Tarafların Sorumlulukları
Aval, kambiyo senetlerine özgü bir teminat biçimi olduğu için, taraflara getirdiği sorumluluklar da Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde şekillenir. Aval veren, lehine aval verdiği asıl borçlunun borcunu üstlenmiş olur ve senet bedelinden doğan sorumluluğu alacaklıya karşı aynen ifa etmek durumundadır. Eğer senet düzenli olarak protesto edilmiş ve ödeme süreci başlamışsa alacaklı, aval verene doğrudan başvurabilir.Aval verenin sorumluluğu şu hususları içerir:
1. Alacaklının Aval Verene Başvurabilmesi: Ödeme günü geldiğinde senet ödenmezse, alacaklı, protesto düzenlemek veya gerekli yasal yolları izlemek suretiyle aval verene başvurma hakkına sahiptir. Aval veren, başvuruya karşı senet tutarını ödemekle yükümlüdür.
2. Def’ilerin Sınırları: Aval veren, asıl borçlunun kişisel def’ilerini ileri süremez. Ancak senet metnindeki eksiklikler, sahtelik iddiası, yetkisiz temsil gibi senedin geçerliliğine ilişkin itirazlar söz konusuysa, aval veren de bu hususları ileri sürebilir. Bu nokta, avalin bağımsız bir taahhüt olmasına rağmen senetle olan sıkı bağına işaret eder.
3. Kanun Yolları: Aval veren, ödemeyi yaptıktan sonra asıl borçluya veya başka borçlulara rücu edebilir. Zira kendisi, aslında başkasının borcu için malvarlığını riske atmıştır. Bu nedenle ödemeyi gerçekleştirdikten sonra, hukuki ilişkideki diğer sorumlulara başvurarak yaptığı ödemeyi geri alabilir. Burada rücu şartları, kambiyo senetlerine ilişkin genel kurallarla paralel şekilde işler.
Aval müessesesi, alacaklıya “ihtiyari” bir güvence sunarken, senet düzenlenirken taraflar arasında yapılan anlaşmalara bağlı olarak da şekillendirilebilir. Uygulamada bazen aval, bankalar veya finans kuruluşları tarafından verilir. Bu durumda alacaklı yönünden risk çok düşüktür; çünkü ödeme gücü yüksek bir kuruluş teminat vermiş olur. Aval veren, eğer profesyonel bir finans kuruluşu ise, genellikle ek koşullar talep eder veya karşı bir teminat ister.
Ciro Kavramı, Unsurları ve Türleri
Ciro, bir kambiyo senedindeki hakkın devrini sağlayan işlem olarak tanımlanır. Devredilebilirlik, kıymetli evrakın karakteristik özelliklerinden biridir ve ciro, özellikle poliçe ve bono gibi nama düzenlenmeyen senetlerin kolay el değiştirmesine olanak tanır. Ciro sayesinde senet, alacak hakkını elinde tutan tarafı değiştirebilir ve yeni hamil, senetten doğan tüm hakları kullanabilir.Ciro işlemi, senedin arkasına veya eklenecek bir alonj (ek kâğıt) üzerine yazılacak bir beyan ve imza ile yapılır. Ciro beyanı, “ödeyiniz,” “emrine,” “ödensin” gibi devre işaret eden bir ibare veya ciro amacını gösteren açık bir ifade içermelidir. Ancak uygulamada çoğu zaman “bedeli ciro yoluyla tahsil” gibi ifadeler veya sadece imza ile yetinildiği de görülür. Bu noktada ciro yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, ciro edenin (ciranta) imzasının mutlaka yer almasıdır.
Ciro, farklı hukuki amaçlarla yapılabilir ve bu amaçlara göre farklı türlere ayrılır:
1. Temlik (İnançlı) Cirosu: Senetteki hakkın tam devri amacıyla yapılır. Yeni hamil, senet bedelinin tahsili, protesto edilmesi ve diğer tüm hakları kullanma yetkisine sahip olur.
2. Tahsil (Vekâlet) Cirosu: Ciro alan (ciro edilen) kişi, senet bedelini tahsil etmek üzere yetkilendirilir. Burada senetten doğan hakların mülkiyeti tam olarak devredilmez, sadece tahsil yetkisi devredilir. Bankaların ellerine geçen senetleri “tahsil cirosu” ile alması buna tipik bir örnektir.
3. Rehin Cirosu: Senet, bir borca teminat olmak üzere rehin cirosu ile devredilir. Rehin cirosu yapılırken ibarede “rehin cirosu,” “teminat cirosu” veya benzeri ifadeler yer alır. Bu ciroda, devralan senet bedelini kendi adına tahsil etse de alacaklının borcunu güvence altına almak için elinde tutar.
4. Beyaz Ciro: Ciro edenin sadece imza atması, ancak herhangi bir alacaklı isminin belirtilmemiş olması durumunu ifade eder. Beyaz ciro sayesinde senet “hamiline” niteliğine kavuşabilir ve herhangi bir kişi, senedin meşru hamili olduğunu göstererek senedi devralabilir. Beyaz ciro uygulamada çok sık rastlanan bir yöntemdir; ancak bazı riskler içerir. Özellikle senet kaybolursa, kötü niyetli bir üçüncü kişi senedi ele geçirirse sorunlar yaşanabilir.
Ciro edilirken dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da cironun kambiyo senedinde yer alan şekil şartlarına uygun yapılmasıdır. Senedin arkasında veya alonj üzerinde atılacak imza mutlaka ciro edenin el ürünü olmalı ve ciro beyanı taşımalıdır. Aksi takdirde ciro hükümsüz sayılabilir.
Cironun Hukuki Sonuçları
Ciro ile senetten doğan haklar devredilir. Böylece yeni hamil, senedin yasal sahibi konumuna gelerek kambiyo senedinden kaynaklanan her türlü hakkı ve imkânı kullanabilir. Cironun hukuki sonuçları şu şekilde özetlenebilir:1. Hakların İntikali: Ciro edilmiş senetteki alacak hakkı, ciro edilen kişiye geçer. Ciro edilen, senet bedelini talep etme, protesto çekme ve dava açma haklarına sahip olur.
2. Cirantanın Sorumluluğu: Ciro eden, kural olarak senedin ödenmemesi halinde kendisinden sonraki hamillere karşı sorumlu olmaya devam eder. Bu sorumluluk, poliçe ve bono hukukunda “cirantanın sorumluluğu” olarak tanımlanır. Senet vadesinde ödenmezse, cirantaya da başvurulabilir. Bunun istisnası “bedelsiz ciro” veya “avalden ari ciro” gibi özel ibarelerin kullanılmasıdır; ancak bu tür ibarelerin yer aldığı senetlerde bile çoğu zaman sorumluluk sınırlandırılamaz. TTK, cirantanın sorumluluk sınırını ancak belirli şartlarda daraltılmasına imkân tanır.
3. Devredilebilme Kolaylığı: Ciro sayesinde senet, hızlı bir şekilde el değiştirebilir. Bu, ticari hayatta önemli bir avantajdır. Ticari işletmeler, alacaklarını senet vasıtasıyla ciro ederek üçüncü şahıslara devredebilir. Böylece nakit akışını hızlandırmak ve finansman sağlamak mümkün hale gelir.
4. Def’ilerin Durumu: Ciro, alacaklı değişimini kolaylaştırırken aynı zamanda borçlunun def’ilerinin (itiraz haklarının) akıbetini de etkiler. Kambiyo hukuku, bono veya poliçe borçlusunun ancak sınırlı def’ileri yeni hamile karşı ileri sürebileceğini düzenler. Özellikle kambiyo senedinin bağımsızlık ilkesi gereğince, kişisel ilişkilerden doğan itirazların (kişisel def’iler) dürüst yeni hamile karşı ileri sürülmesi güçleşir. Bu, dolaşım güvencesinin temel unsurlarından biridir.
Aval ve Ciro İlişkisi
Aval, senedin güvenilirliğini artıran bir teminat olup, ciro ise senedi devrederek dolaşımını sağlayan hukuki işlemdir. Dolayısıyla iki kurum, birbirinin varlığını güçlendiren nitelikler taşır. Avalin varlığı, senedi devralacak kişiye ek güvence sunar. Özellikle aval verenin finansal açıdan güçlü veya kurumsal bir yapı olması, senedin piyasadaki değerini yükseltir.Ciro edilmiş bir senette aval varsa, yeni hamil de avalden yararlanma hakkına sahiptir. Avalin devredilebilmesi, avalin “senede bağlı bir hak” olmasından kaynaklanır. Kambiyo hukuku sisteminde, senet üzerindeki tüm haklar ve teminatlar ciro ile birlikte otomatik olarak devralana geçer. Burada devralanın ayrıca aval verenle bir sözleşme yapmasına gerek yoktur. Senedin devrinin gerçekleşmesiyle birlikte aval, devralan bakımından da işlevsel hale gelir.
Eğer aval, senet düzenlendikten sonra konulmuşsa veya cirantalar arasındaki devir işlemleri sırasında eklenmişse, yine aynı şekilde senet üzerinde devam eder. Avalin senede bağlılığı bu anlamda çok güçlüdür. Aval veren, “Bu aval yalnızca ilk hamile karşı geçerliydi” gibi bir savunmada bulunamaz. Çünkü kambiyo senetlerinde şekil şartlarının tamamlanması ve taahhütlerin açıklanmasıyla birlikte, bu taahhütler senedin tüm hamillerine karşı ileri sürülebilir hale gelir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Kambiyo senetlerinde aval ve ciro ilişkisi, pratik hayatta sıkça kullanılan ve bazen hukuki ihtilaflara neden olan bir konudur. Uygulamada ortaya çıkan başlıca sorunlar şu şekilde özetlenebilir:1. Aval İmzasının Geçerliliği
Senet üzerinde atılan imzaların hangi amaçla atıldığı bazen belirsiz kalır. Özellikle aval verilmek istenirken senede düşülen ibarelerin yetersizliği veya hiç ibare yazılmadan sadece imza atılması, mahkemelerde bu imzanın aval mi, ciranta imzası mı, yoksa başka bir amaçla mı atıldığı konusunda ihtilaf yaratabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda, atılan imzanın konumu ve yan ibareler belirleyici olur. Belirsizliği önlemek için imza sahibinin “aval içindir” gibi net bir ifade kullanması önerilir.
2. Avalin Lehine Verildiği Kişinin Belirlenmesi
Aval, hangi borçlu lehine verildiğini açıkça belirtmelidir. Uygulamada bu hususun açıkça yazılmaması nedeniyle, avalin lehine verildiği kişiyi sonradan tespit etmek güç olabilir. TTK ve Yargıtay kararları, aksi ispatlanmadıkça avalin düzenleyen lehine verilmiş sayılacağını öngörür. Bu varsayım, tartışmaları bir ölçüde çözer, ancak daha kesin ve net bir ifade kullanılması tavsiye edilir.
3. Ciro Şekil Şartlarına Uyulmaması
Ciro işleminde çoğu zaman “ciro beyanı” ihmal edilerek yalnızca imza atılır. Her ne kadar yargı uygulaması ve ticari teamüller, yalnızca imzanın ciro niyetini belirtebileceğini çoğu kez kabul etse de, bazı durumlarda bu şekildeki bir imzanın teminat amacıyla mı, yoksa ciro amacıyla mı atıldığı anlaşılmayabilir. Bu belirsizlik, özellikle tahsil cirosu ile temlik cirosu arasında ayrım yapmak isteyen taraflar için ciddi sorunlar doğurur. Açıklayıcı ibareler kullanmak, bu tip uyuşmazlıkları minimize eder.
4. Rehin Cirosu ve İflas Hallerinde Durum
Şirketlerin iflası durumunda rehin cirosu ile devredilmiş bir senedin alacaklılara karşı durumu ayrı bir incelemeyi gerektirir. Rehin cirosu yapılan senet, iflas masasına girmez; çünkü alacak hakkı ciro yoluyla devredilmek yerine rehin hakkı şeklinde güvence altına alınmıştır. Ancak rehin alacaklısı ile iflas masası arasında bu hakkın kullanım alanları ve ödeme sıralaması konusunda uyuşmazlıklar çıkabilir. Şirketler ve alacaklılar arasındaki sözleşmelerde rehin cirosunun net tanımlanması, ihtilafların önlenmesi bakımından önem taşır.
5. Beyaz Ciroda Kaybolma veya Çalınma Sorunları
Beyaz ciro ile devredilen senetler, zilyetliğin esas olduğu bir yapıya bürünür. Bu durumda senet kaybolur veya çalınırsa, onu elinde tutan kişi, kötü niyetli dahi olsa senedin meşru hamili gibi görünebilir. Kambiyo hukuku, kötü niyetli veya ağır kusurlu kişilerin hak iktisabını engellemek amacıyla belli kurallar öngörse de, ispat külfeti yeni hamile itiraz eden tarafa düşer. Dolayısıyla senedin usulüne uygun saklanması ve devir işleminin mümkün olduğunca beyaz ciro yerine tam ciro ile yapılması riskleri azaltır.
Tüm bu sorunlara karşı doktrinde ve uygulamada getirilen başlıca çözüm önerileri, senet üzerindeki beyanların açık ve net olması, avalin ve cironun hangi amaçla yapıldığının kesin biçimde ifade edilmesi, taraflar arasında sözlü veya yazılı ek protokollerle uyuşmazlık doğması ihtimalini azaltacak düzenlemelerin yapılmasıdır.
Aval ve Ciro İşlemlerinde Zamanaşımı ve Diğer Hukuki Sınırlamalar
Kambiyo senetlerinden doğan haklar, diğer alacak haklarına kıyasla farklı ve genellikle daha kısa zamanaşımı sürelerine tabidir. TTK’da poliçe, bono ve çek için ayrı zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Bu süreler, senedin vadesi, protesto tarihi veya benzeri tarihler esas alınarak hesaplanır. Aval ve ciro işlemlerinin varlığı, kural olarak bu zamanaşımı sürelerini değiştirmez; ancak bazı durumlarda aval verenin sorumluluğuna veya cirantanın sorumluluğuna yönelik dava süreleri, senedin ödenmeme tarihinden itibaren farklı değerlendirmelere tabi olabilir.1. Avalde Zamanaşımı
Aval verenin sorumluluğu, asıl borçlunun kambiyo taahhüdünün tabi olduğu zamanaşımı sürelerine paralel şekilde yürür. Senet ödenmediğinde ve protesto çekildiğinde alacaklı, aval verene karşı aynı süre içerisinde başvuru yapmak zorundadır. Eğer bu süreler geçirilirse aval verenin sorumluluğu da ortadan kalkabilir.
2. Ciroda Zamanaşımı
Cironun devriyle birlikte yeni hamil, asıl borçluya veya cirantalara karşı yasal süreler içinde talepte bulunmazsa, kambiyo hukuku gereği sahip olduğu hakları kaybedebilir. Cirantaların sorumluluğuna gidilebilmesi için protesto süresinde yapılmış olmalı ve zamanaşımı süresi kaçırılmamalıdır. Aksi halde cirantalar sorumluluktan kurtulur.
3. İbra ve Diğer Sözleşme Kapsamında Sınırlamalar
Taraflar kendi aralarında yapacakları bazı sözleşmelerle, cirantanın veya aval verenin sorumluluğunu sınırlayabilir. Ancak bu düzenlemeler, kambiyo senetlerinin emredici hükümleriyle çelişemez. Özellikle avalin sıfırlandığı veya cirantanın kambiyo hukuku bakımından tüm sorumluluklarının kaldırıldığı anlaşmalar, alacaklı aleyhine ve yasadaki emredici düzenlemelere aykırı düşebilir. Bu durumda, mahkeme tarafından geçersiz sayılmaları mümkündür.
Uygulamada Aval ve Ciro Arasındaki Öncelik Tartışmaları
Avalin ve cironun aynı senette bulunması, bazen sorumluluk zincirinin belirlenmesi konusunda tartışmalar yaratabilir. Senette yer alan cirantalar ile aval verenin sıralaması veya hangisinin sorumluluğuna önce gidileceği konusu, teoride açık olsa da uygulamada yanlış anlaşılmalara sebep olabilir.1. Öncelikle Ödemeden Kaçınma
Aval veren, alacaklının ciranta veya asıl borçluya başvurudan önce kendisine yönelmesinden rahatsız olabilir ve “Öncelikle asıl borçluya başvurulmalı” itirazında bulunabilir. Ancak kambiyo hukuku, alacaklıya seçeceği tarafa doğrudan başvurma hakkı tanır. Aval veren bu hakkın kullanılmasını engelleyemez. Kambiyo senetlerinde sorumluluk müteselsil olduğundan, aval veren de cirantalar da asıl borçlu gibi senet bedelinden sorumlu sayılır. Alacaklının kime başvuracağı kendi inisiyatifindedir.
2. Rücu Haklarının Kullanımı
Ödemeyi aval veren yaparsa, senet tutarını asıl borçluya veya diğer cirantalara rücu edebilir. Aynı şekilde, ciro eden ciranta da ödemeyi yaptıktan sonra kendisinden önceki cirantalara veya aval verene rücu hakkını kullanabilir. Burada önemli olan, rücu hakkının hangi koşullarda ve ne zaman kullanılabileceğidir. Kambiyo senedi ödenmediğinde, protestonun düzenlendiği tarihten itibaren yasal süre içinde rücu hakkının kullanılması gerekir. Bu sürelerin kaçırılması halinde rücu hakkı da kaybedilir.
3. Aval Mi Ciro Mu Önce Yapılmalı?
Ticari hayatta senet önce düzenlenir, sonra cirantalar tarafından el değiştirir ve ilerleyen aşamalarda aval verilmesi ihtiyacı doğabilir. Uygulamada bazen, senet düzenlenirken aval verilir ve daha sonra senet ciro edilir. Burada avalin geçerliliği ciroya etkilenmez, çünkü aval, senede bağlı mutlak bir haktır. Ciro işlemi, avalin varlığını ve geçerliliğini ortadan kaldırmaz.
Bazı hallerde senet, ciro yoluyla devredildikten sonra yeni hamil, aval talebinde bulunabilir. Kanunen buna da bir engel yoktur. Yeter ki senet üzerinde “aval içindir” beyanı ve imza gibi şekil şartları sağlansın. Avalin sırası, senedin hukuki niteliğini değiştirmez; sadece aval verenin sorumluluk dönemi ve rücu ilişkileri bakımından farklı sonuçlar doğurabilir.
Aval ve Cironun Uluslararası Boyutu
Kambiyo senetlerinin uluslararası ticarette de yaygın olarak kullanılması, aval ve ciro kurumlarının uluslararası düzenlemeler çerçevesinde de değerlendirilmesini gerekli kılar. 1930 tarihli “Cenevre Poliçeler ve Bonolar Hakkında Tekdüzen Kanun” (Uniform Law for Bills of Exchange and Promissory Notes) gibi metinler, bu konulardaki temel prensipleri büyük ölçüde ülkelerin ulusal mevzuatlarına yansıtmıştır.1. Farklı Hukuk Sistemlerinde Avalin Durumu
Anglo-Amerikan hukuk sisteminde aval, “aval” adıyla değil, daha çok “guarantee” veya “indorsement guarantee” gibi benzer kavramlarla ifade edilse de, fonksiyonel anlamda aynı amaca hizmet eder: Senet borcuna ek bir teminat. Bazı ülkelerde kefaletle avalin ayrımı net olmayabilir; ancak uluslararası ticaretin gereksinimleri doğrultusunda, kambiyo senetlerine özgü bağımsız bir teminat türü olarak aval kabul görmektedir.
2. Ülkeler Arası Ciro İşlemleri
Bir senet, düzenlendiği ülkeden farklı bir ülkede ciro edilip ödenmesi amaçlanıyorsa, hangi hukukun uygulanacağı da önemlidir. Genelde senedin düzenlendiği ülke hukuku ile ödeme yerinin hukuku arasında bir bağlantı kurulur. Uluslararası özel hukuk kuralları devreye girer. Yine de çoğu ülke, Cenevre sistemi veya benzeri düzenlemeler sayesinde ciro ile doğan hak ve sorumlulukların geçerliliğini tanır.
3. ICC Kuralları ve Banka Avali
Uluslararası Ticaret Odası (ICC), çeşitli kurallarla bankacılık işlemlerini standartlaştırır. Aval yerine bankalar sıklıkla “garanti mektubu” veya “teminat mektubu” vermeyi tercih etse de, bazı ülkelerde ve bazı özel sözleşmelerde banka avali kullanılmaya devam eder. Bu durumda, uluslararası banka avalinin geçerliliği ve icrası, hem taraf ülkelerin kambiyo hukuku hem de sözleşmesel düzenlemeler uyarınca değerlendirilir.
Aval ve Ciro İşlemlerine İlişkin Doktrindeki Yaklaşımlar
Doktrinde, aval ve ciro kurumları hakkında çeşitli tartışmalar ve görüş ayrılıkları bulunur. Bu tartışmaların odak noktalarını şu başlıklar oluşturur:1. Avalin Kefaletle Karşılaştırılması
Avalin, kefaletle karıştırılmaması gerektiği ve apayrı bir müessese olduğu konusunda çoğunluk görüşü mevcuttur. Bağımsızlık ve şekil şartları, avali kefaletten ayırır. Ancak bazı yazarlar, avalin hukuksal doğası itibarıyla kefalete benzer fonksiyon gördüğünü, bu nedenle de kefalet hükümleriyle benzeşen yönlerinin olduğunu savunur. Yine de geçerli olan kanuni düzen, avalin kefaletten farklı ve bağımsız bir taahhüt olduğu kabulüne dayanmaktadır.
2. Cironun Tam Devir ve Sınırlı Devir Sorunları
Doktrinde ciro türlerinin tasnifi ve bu tasnifin pratik sonuçları sıkça tartışılır. Temlik cirosu ile tahsil cirosu arasındaki ayrımın ne ölçüde katı olduğu, özellikle yargı kararlarında farklı uygulamalara yol açar. Bazı kararlar, açıkça tahsil ibaresi bulunmasa da cironun tahsil amacıyla yapıldığını kabul edebilir; bazı kararlar ise ibare aranması gerektiğini söyler. Bu durumda, ticari teamüller ve ispat kuralları belirleyici olur.
3. Özel Amaçlı Ciro ve Aval Uygulamaları
Ciro ve aval, sadece alacak devrini veya teminat sağlamayı değil, aynı zamanda sözleşmesel ilişkileri güçlendirmeye yönelik farklı amaçlar doğrultusunda da kullanılabilir. Özellikle grup şirketleri arasında, bir şirketin diğerinin bonosu üzerine aval vermesi veya ciro etmesi, grup içi finansman sağlamanın önemli bir aracı haline gelebilir. Bu tür işlemlerin hukuki niteliğinin nasıl değerlendirilmesi gerektiği, sermaye piyasası ve finans hukuku bakımından da incelemeye değerdir.
4. Elektronik Kambiyo Senetlerinde Aval ve Ciro
Dijitalleşme, senetlerin elektronik ortamda düzenlenmesi ve devrine olanak tanıyan uygulamaları beraberinde getirmiştir. Geleneksel uygulamada ciro, senet arkasına imza atarak yapılırken elektronik senetlerde “elektronik imza” ve “kayıtlı elektronik posta” kullanımı gündeme gelir. Aynı şekilde avalin de elektronik ortamda nasıl verileceği, hangi koşullara tabi olacağı henüz net kurallarla çerçevelenmemiş alanlardan biridir. Doktrin, elektronik senetlerin geçerliliğini temin etmek için mevzuatın güncellenmesi ve güvenli elektronik imza altyapısının geliştirilmesi gerektiğine işaret eder.
Aval Veren ve Cirantaların İstihkak Davası Açma Hakları
Kambiyo senetlerinde istihkak davaları, özellikle senedin kaybedilmesi, çalınması veya hak sahibi olmayan birinin eline geçmesi durumunda önem kazanır. Cirantalar veya aval verenler, senedi ele geçiren kişinin hak sahibi olmadığını iddia edebilir ve istihkak davası açabilir. İspat yükü, genellikle davayı açan tarafta bulunur. Bu davalarda mahkemeler, senedin el değiştirme biçimi, devredenin ve devralanın iyi niyetli olup olmadığı gibi unsurları titizlikle inceler.Aval veren, çoğu zaman senedin rıza dışı el değiştirmesi halinde, kendisine yöneltilecek taleplerin haksız olduğunu ileri sürerek istihkak davasına veya benzeri savunmalara başvurabilir. Ancak kambiyo senetlerinin dolaşım güvencesi ilkesine göre, iyi niyetli üçüncü kişinin senedi iktisap etmesi halinde aval veren, senet bedelini ödemek durumunda kalabilir. Bunun tek istisnası, ağır kusur veya kasıt halidir.
Uygulama Örnekleri ve Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi
Yargıtay’ın aval ve ciro konusundaki kararlarına bakıldığında, özellikle şu hususların vurgulandığı görülür:1. Aval Beyanı ve Şekil Şartları
Yargıtay, avalin varlığını tespit ederken imzanın hangi tarafta atıldığına, “aval içindir” ibaresinin bulunup bulunmadığına ve genel kambiyo senedi düzenine bakar. İmzanın konumu net değilse, borçlunun veya cirantanın imzası mı, aval veren imzası mı olduğu hususunun aydınlatılması için bilirkişi incelemesi yapılabilir. Şekil şartlarının tamam olmadığı durumlarda aval geçerli sayılmaz; ancak Yargıtay, uygulamada ticari teamülleri de dikkate alarak geniş yorumlar yapar.
2. Ciro Türünün Tespiti
Tahsil cirosu ile temlik cirosu arasındaki sınırın netleşmesi için Yargıtay genellikle senetteki beyanı esas alır. Eğer “tahsilen” kelimesi geçiyorsa, ilk bakışta tahsil cirosu olduğu kabul edilir. Ancak ibare olmasa bile tarafların sözleşmesi veya ticari ilişkisi tahsil amacıyla ciro yapıldığını gösteriyorsa bu yönde karar verebilir. Bu noktada mahkeme, ticari defterlerin incelenmesine, tanık beyanlarına ve tarafların iş yapma biçimlerine de başvurabilir.
3. Cirantanın Sorumluluğu
Yargıtay, cirantanın sorumluluktan kurtulmasını ancak senedin yasal sürede protesto edilmemesi, zamanaşımının dolması veya senette açıkça “rücu hakkından feragat” ibaresinin yer alması gibi hallerde kabul eder. Öte yandan, bedelsiz ciro yapılmış olsa bile, genellikle sorumluluğun tümüyle kalkmadığı, kambiyo senedi düzeninin koruması altında devam ettiği kararları mevcuttur.
4. Aval Verenin Rücu Hakkı
Yargıtay kararları, aval verenin ödemeden sonra asıl borçluya ve diğer borçlulara rücu etme hakkına sahip olduğunu teyit eder. Fakat bu hak, kambiyo hukuku çerçevesindeki usul ve esaslara uygunsa kullanılır. Örneğin süresinde protesto çekilmemişse, aval veren asıl borçlu dışındaki cirantalara rücu edemeyebilir.
Aval ve Ciro Kurumlarının Ekonomik ve Sosyal Etkileri
Aval ve ciro, sadece hukuki açıdan değil, ekonomik ve sosyal açıdan da önemli işlevler üstlenir. Aval, taraflara ek güvence sunarak ticari işlemlerin güvenliğini artırır, kredibiliteyi yükseltir. Ciro ise senetlerin dolaşımını kolaylaştırarak piyasada nakit akışının sağlanmasında önemli rol oynar. Bu iki kurum, piyasada likiditeyi artırdığı için ticari faaliyetleri canlandırır ve büyütür.Özellikle küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ’ler), finansal ihtiyaçlarını karşılamak için ciro edilmiş senetleri teminat göstererek bankalardan kredi alabilir. Aval verilmiş senetler ise bankalar tarafından daha rahat kabul görür, daha düşük faiz oranlarıyla reeskont işlemleri yapılabilir. Bu bakımdan aval ve ciro kurumları, reel sektöre sağladıkları katkı nedeniyle iktisadi denge ve kredi piyasaları açısından önemli bir yere sahiptir.
Toplumsal açıdan da aval ve ciro mekanizmaları, işletmeler arasındaki güven ilişkilerini pekiştirir. Senetlerin hızlı ve güvenilir dolaşımı, uzun vadeli iş bağlantılarının kurulmasını kolaylaştırır. Bankalar ve diğer finans kuruluşları da aval ve ciro işlemlerinden faydalanarak portföylerini çeşitlendirebilir, risklerini yönetebilir.
Aval ve Ciro Kurumlarına Duyulan Güncel İhtiyaç
Modern ticaret hayatında elektronik para, dijital ödemeler ve kripto varlıklar gibi yeni araçlar devreye girse de, kambiyo senetleri önemini korumaya devam etmektedir. Özellikle henüz dijital altyapıya tam entegrasyon sağlamamış bölgelerde veya sektörlerde poliçe ve bono kullanımının yoğun şekilde sürdüğü görülür. Bu durumda, aval ve cironun da geleneksel formlarına ihtiyaç devam eder.Bununla birlikte, dijitalleşme süreci hızlandıkça aval ve ciro kurumlarının elektronik ortama uyarlanması gündeme gelir. Mevzuatın bu değişime ayak uydurması, senetlerin güvenli elektronik imza kullanılarak düzenlenmesi ve devredilmesi gibi konuların açıklığa kavuşturulması, gelecekteki en önemli ihtiyaçlardan biridir.
Gerek doktrinde gerekse uygulamada, elektronik aval ve ciro konusunda bazı pilot çalışmalar ve projeler yürütülmektedir. Bunların başarıyla hayata geçmesi, kıymetli evrak hukuku alanında köklü bir dönüşüme sebep olabilir. Fakat şu an için en yaygın uygulama, basılı senetlerin fiziki ciro ve aval işlemleridir.
Aval ve Ciro Konusunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Taraflar, kambiyo senetlerine aval ve ciro işlemi gerçekleştirirken birçok noktada dikkatli olmalıdır:1. Senet Metninin Eksiksiz Düzenlenmesi
Senette düzenleme tarihi, vade, bedel, keşideci ve muhatap gibi zorunlu unsurların doğru, eksiksiz ve açık şekilde yazılması gerekir. İleride aval veya ciro yapılacaksa, senetteki eksiklikler ciddi problemlere neden olabilir.
2. Aval İbaresinin Açık Yazılması
Aval veren kişinin, imzasının yanına “aval içindir” veya benzeri bir ibare koyması, ileride doğabilecek imza sıfatı tartışmalarını önler. Avalin kimin lehine verildiği de belirtilirse, muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmiş olur.
3. Ciro İbaresinin ve Türünün Netleştirilmesi
Tahsil, temlik veya rehin cirosu yapıldığı senet üzerinde açıkça belirtilmeli; en azından hangi amaçla ciro yapıldığı cironun içeriğinde yer almalıdır. Beyaz ciro yapılacaksa, senedin güvenliğinin sağlanması büyük önem taşır.
4. Zamanaşımı ve Protesto Sürelerine Riayet
Kambiyo senetlerinde protesto ve zamanaşımı süreleri oldukça kısadır. Bu süreler geçirildiğinde cirantaların ve aval verenin sorumluluğuna başvurmak mümkün olmayabilir. Dolayısıyla hukuki takip süreçlerinde yasal süreler kesinlikle kaçırılmamalıdır.
5. Rücu Hakkı ve Def’i Analizi
Aval veya ciro işlemlerine taraf olanların, ileride rücu hakkını kullanma ihtimalini gözeterek belgelerini ve senet üzerinde gerekli bilgileri düzenli şekilde tutmaları gerekir. Hangi def’ilerin ileri sürülebileceği ve hangi durumlarda mümkün olduğu, tarafların hak kayıplarını engellemek için dikkatle incelenmelidir.
6. Elektronik Ortamda Saklama ve Dijitalleşme
Elektronik ciro ve aval henüz sınırlı bir uygulama alanı bulsa da, dijital ortamda taranmış veya elektronik imzalı senetlerin saklanması gittikçe yaygınlaşmaktadır. Geleneksel kâğıt senetlerle karışıklıkları önlemek için düzenli ve güvenli bir elektronik arşiv tutulmalı, senedin fiziki aslı ile dijital kopyası arasında eşgüdüm sağlanmalıdır.
Genel Değerlendirme
Kıymetli evrak hukukunun temel öğelerinden olan aval ve ciro, kambiyo senetlerine yönelik güveni ve devredilebilirliği artıran hayati kurumlardır. Aval, asıl borçluya ek bir borçlu katarak senet hamilinin alacağını tahsil etme şansını yükseltirken, ciro senedin el değiştirmesini ve hızlı biçimde piyasada dolaşımını mümkün kılar. Bu iki mekanizmanın sağlıklı şekilde işlemesi, ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği ve kredi sisteminin istikrarı açısından kritik önem taşır.Aval, hukuki açıdan bağımsızlık niteliğine sahip olsa da, senetle sıkı bağları ve şekil şartlarına bağlı olması nedeniyle kefalet kurumundan ayrılır. Ciro ise devir amacı, rehin amacı veya tahsil amacı güdebilir. Ticari hayatın ihtiyaçlarına göre farklı ciro türleri doğmuş, her biri farklı hukuki sonuçlar doğurmuştur. Cironun doğru yapılması, senet üzerindeki devir işleminin hukuka uygun şekilde gerçekleşmesi açısından önemli bir unsurdur.
Aval ve ciro, uygulamada ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların büyük bölümünü oluşturur. İmzaların niteliği, ibarelerin yeterliliği, tarafların rücu hakları, def’i ve itiraz imkanları, zamanaşımı ve protesto süreleri gibi konular sıklıkla yargıya taşınır. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki çalışmalar, her iki kurumun temel ilkelerini ve sorunlu noktalarını netleştirmeye odaklanır. Ancak ticari ve teknik gelişmeler, bu kurumların da değişim ve yeniliklere adapte olmasını zorunlu kılar.
Gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde kambiyo senetlerinin geçerliliği devam ettikçe, aval ve ciro da temel hukuki işlemler arasında yer almaya devam edecektir. Dijital dönüşüm ve elektronik senet uygulamaları bu süreci hızlandırırken, hukuk sistemlerinin ve uygulayıcıların bu yeniliğe hazırlanması önem taşır. Aval ve ciro işlemlerinde açık ibareler, usulüne uygun imzalar ve özenle takibi yapılan yasal süreler, gelecekte de bu işlemlerin sağlıklı biçimde sürdürülmesinin anahtarı olarak görülmelidir.