Neler yeni
HukukiSözlük.com

Ücretsiz bir hesap oluşturarak hemen üye olun! Üye girişi yaptıktan sonra, bu sitede kendi konu ve gönderilerinizi ekleyerek tartışmalara katılabilir, ayrıca özel mesaj kutunuzu kullanarak diğer üyelerle iletişime geçebilirsiniz. Böylece tüm forum özelliklerinden tam olarak yararlanabilir ve deneyiminizi dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz!

Sınır Dışı Etme ve Giriş Yasağı

hukukisozluk

Yönetim
Personel

Tanımsal Çerçeve​

Yabancılar hukuku alanında sınır dışı etme ve giriş yasağı kavramları, devletlerin egemenlik yetkilerinin doğrudan yansımasını temsil eder. Bir devlet, kendi topraklarında bulunmasına izin vermek istemediği ya da yasa ve yönetmeliklerini ihlal ettiğini düşündüğü yabancıları belirli prosedürler çerçevesinde sınır dışı etme yoluyla ülkesinden çıkarmak isteyebilir. Aynı zamanda, kamu güvenliği, kamu düzeni veya kamu sağlığı gibi amaçlarla, belirli yabancıların ülkeye girişi engellenerek bir giriş yasağı kararı alınır. Bu iki uygulama, hem uluslararası hukukun hem de ulusal mevzuatın sıkı şekilde düzenlediği konulardır.

Devletler, uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde non-refoulement (geri göndermeme) kuralını ve insan haklarını gözetmekle yükümlü olsa da, yine de yabancılar üzerinde egemenlik yetkisine dayalı düzenlemeler yapma hakkını saklı tutarlar. Bu noktada sınır dışı etme kararlarının nasıl alınacağı, hangi hallerde alınabileceği ve uygulamanın hangi süreçlere tabi olacağı genellikle ayrıntılı mevzuat hükümlerine bağlanmıştır. Aynı şekilde giriş yasağı düzenlemesi de yabancıların ülkeye güvenli ve kontrollü bir şekilde kabulüne veya kabul edilmemesine ilişkin stratejik yaklaşımlar çerçevesinde şekillenir.

Devletlerin bu yetkileri kullanırken temel hak ve özgürlükler ile uluslararası koruma statüleri arasında bir denge kurması gerekir. Keyfi uygulamaların önüne geçilmesi, itiraz mekanizmalarının etkin işlemesi ve uluslararası normlara uygunluk önem taşır. Özellikle mülteci statüsüne sahip veya uluslararası koruma başvurusu yapan yabancıların sınır dışı edilmesi veya giriş yasağına tabi tutulması söz konusu olduğunda, çok daha katı kuralların ve denetim mekanizmalarının devreye girmesi beklenir.

Bu kapsamda, sınır dışı etme sürecinin esasları, uygulama biçimleri ve ilgili yargısal denetim mekanizmaları, hem ulusal hem de uluslararası metinlerde yer alır. Aynı şekilde giriş yasağı kavramı da benzer şekilde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Devletin sınır güvenliğini sağlama ve kamu düzenini koruma amacı, genellikle ulusal güvenlik ve göç politikalarıyla doğrudan ilişkilendirilir. Bununla birlikte, hangi şartlarda sınır dışı kararının alınacağı, hangi durumlarda giriş yasağının uygulanabileceği ve bu kararların hangi merciler tarafından denetleneceği soruları, uygulamada ve doktrinde sıkça tartışılan konulardır.

Bu metinde, yabancılar hukukunun önemli başlıklarından olan sınır dışı etme ve giriş yasağı konuları, Türk hukukundan örnekler ve uluslararası düzenlemeler ışığında ele alınacaktır. Ayrıca hem idari hem de yargısal süreçler incelenecek, itiraz yollarına ilişkin detaylar değerlendirilecektir. Böylelikle, bu alanda uygulamada en fazla ihtiyaç duyulan hukuki bilgilere genel bir perspektiften bakılarak kapsamlı bir analiz sunulacaktır.

Ulusal Mevzuatta Dayanak​

Yabancılar hukukunun ulusal düzeydeki kaynağı, Türkiye açısından 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ve ilgili yönetmeliklerdir. Bu kanun, yabancıların Türkiye’ye girişleri, kalış süreleri, sınır dışı edilmeleri ve uluslararası korumaya ilişkin düzenlemeleri içerir. Kanun’un amacı, Türkiye’nin göç politikası ve güvenlik endişelerini, uluslararası insan hakları normlarıyla uyumlu bir çerçevede düzenlemektir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da yabancıların hak ve hürriyetlerine ilişkin genel ilkeleri belirler. Anayasanın 16. maddesi, yabancıların hakları ve yükümlülüklerinin, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla düzenleneceğini ifade eder. Bu bağlamda, sınır dışı etme ve giriş yasağı gibi konular, Anayasa tarafından da dolaylı şekilde çerçevelenmekte ve kanunlarla somutlaştırılmaktadır.

  • 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu
  • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Uygulama Yönetmeliği
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Sınır dışı etme ve giriş yasağı işlemlerini yürüten idari merciler, kanunda açıkça belirtilmiştir. Özellikle Göç İdaresi Genel Müdürlüğü ve il göç idaresi müdürlükleri, bu alanda yetkili mercilerdir. Ayrıca, kanundaki düzenlemeler çerçevesinde kolluk birimleri de (emniyet ve jandarma gibi) belirli görevleri yerine getirebilir. Bu kurumların yetki ve sorumlulukları, kanunun uygulamasında herhangi bir keyfiyetin oluşmasını engelleyecek şekilde tanımlanır.

Sınır dışı etme ve giriş yasağı kararlarının alınma usulü, yabancıların haklarının korunması ve itiraz mekanizmalarının işlemesi açısından büyük önem taşır. Burada anayasal ve uluslararası ilkeler çerçevesinde temel hakların korunması, etkili itiraz yollarının varlığı, gecikmeksizin kararların tebliğ edilmesi gibi hususlar gözetilir.

6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda Sınır Dışı Etme​

YUKK, sınır dışı etme konusunda ayrıntılı düzenlemeler içerir. Özellikle 52 ila 60. maddeler arasında, sınır dışı etme kararının hangi hallerde alınacağı, karar alma süreci, itiraz yolları ve uygulama prosedürü belirlenmiştir. Bu kapsamda kanun, aşağıdaki gibi genel çerçeveye sahiptir:

  • Sınır dışı etme kararının nedenleri: Kamu güvenliği, kamu düzeni, kamu sağlığı, vize veya ikamet ihlali, çalışma izni olmadan çalışma gibi nedenlerle sınır dışı işlemi gündeme gelebilir.
  • Karar mercii: Yabancının sınır dışı edilmesine ilişkin kararlar, İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından alınır.
  • İtiraz yolları: Sınır dışı kararına karşı idari itiraz veya yargı yoluna başvurma hakkı tanınır.
  • İdari gözetim: Sınır dışı kararı alınan yabancının, belirli koşullar altında geri gönderme merkezlerinde tutulabilmesi mümkün kılınmıştır.

Kanun, insan hakları, mülteci hukuku ve uluslararası koruma ilkelerini gözeterek sınır dışı kararlarının alınmasında belirli sınırlamalar getirir. Özellikle, mülteci statüsü başvurusu incelenen veya uluslararası korumadan yararlanan kişilerin geri göndermeme ilkesi çerçevesinde sınır dışı edilmesi genellikle engellenir. Ancak bu korumaya rağmen, kamu düzeni ve kamu güvenliğini ciddi şekilde ihlal eden durumlarda istisnalar söz konusu olabilir.

Sınır Dışı Etme Süreçleri​

Devletin egemenlik yetkisi, yabancının ülkeye kabul edilip edilmemesini veya ülke topraklarında kalıp kalmamasını belirlemeyi içerir. Sınır dışı etme süreci ise bir dizi idari işlem ve denetim mekanizmasını kapsar. Mevzuat, bu sürecin hızlı fakat adil bir biçimde gerçekleşmesini hedefler. Karar aşaması, kararın bildirilmesi, itiraz süreci ve uygulama aşaması gibi belirgin aşamalar bulunur.

İdari Gözetime Alma​

Yabancının sınır dışı edilmesi planlanıyorsa, belli durumlarda idari gözetim söz konusu olur. İdari gözetim, yabancının serbest dolaşımına belli kısıtlar getiren veya onu bir geri gönderme merkezinde tutan uygulamayı ifade eder. Bunun amacı, sınır dışı sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve yabancının kaçmasının önlenmesidir. YUKK’ta idari gözetimle ilgili temel esaslar şöyledir:

  • İdari gözetimin süresi: Kanun, idari gözetimin altı ayı geçmemesi gerektiğini belirtir. Bu süre zorunlu hâllerde uzatılabilir.
  • İdari gözetimin hukuki denetimi: İdari gözetim kararlarına karşı sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı tanınır.
  • İlkelerin gözetilmesi: Kadın, çocuk ve hassas durumdaki kişiler için özel düzenlemeler bulunur. Örneğin, ailelerin mümkün olduğunca ayrılmaması veya çocukların özel merkezlerde kalması hedeflenir.

İdari gözetim, diğer ülke uygulamalarında da sıklıkla görülen bir tedbirdir. Her ne kadar ulusal güvenlik ve kamu düzeni için gerekli görülse de, özellikle uzun süreli ve keyfi idari gözetim uygulamaları kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal edebileceği için uluslararası düzeyde eleştirilere konu olabilir.

Gönderme Merkezi Uygulamaları​

Gönderme merkezleri, sınır dışı edilecek yabancıların barınma, sağlık, beslenme ve temel ihtiyaçlarının karşılandığı idari tesislerdir. Burada yabancılar, sınır dışı işlemleri sonuçlanana kadar tutulur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve uluslararası insan hakları standartları, gönderme merkezlerinde sağlanması gereken asgari koşulları belirlemiştir. Gönderme merkezlerinde:

  • Düzenli sağlık kontrolleri ve tedavi imkânları sağlanması
  • Çocuklu ailelerin koşullarının özel olarak dikkate alınması
  • Hukuki danışmanlık ve tercümanlık hizmetlerine erişim
  • İletişim haklarının gözetilmesi

Bu merkezlerin uygulamada nasıl çalıştığı, devletin insan haklarına yaklaşımının önemli bir göstergesi olarak kabul edilir. Sınır dışı kararı alan idare, bu merkezlerde tutulan kişilerin temel hak ve hürriyetlerini ihlal etmemekle yükümlüdür. Uygulamada yaşanabilecek aşırılıklar ve kötü muamele iddiaları, uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk çerçevesinde yargısal denetime tabidir.

Sınır Dışı Kararının Uygulanması​

Sınır dışı kararı kesinleştiğinde, bu kararın uygulanmasından sorumlu olan birimler devreye girer. Genellikle kolluk (emniyet, jandarma) ve Göç İdaresi personeli, yabancıyı sınır dışı prosedürü için hazırlamak ve ülkesine veya üçüncü bir ülkeye gönderilmesini sağlamakla görevlidir. Karar, yabancının gönüllü olarak ülkeyi terk etmesine de imkân tanıyabilir; aksi durumda zorla gönderme yöntemi devreye girebilir.

Zorla Geri Gönderme ve Kolluk Gücü Kullanımı​

Zorla geri gönderme işlemleri, kolluk kuvvetlerinin nezaretinde gerçekleşir. Uluslararası insan hakları standartları, bu sürecin insan onuruna ve fiziksel bütünlüğe saygı çerçevesinde yürütülmesini zorunlu kılar. Zorunlu hâllerde güç kullanımı, sadece orantılılık ilkesi dâhilinde mümkündür. Keyfi ve aşırı güç kullanımı hem ulusal hukuk hem de uluslararası metinler uyarınca cezai ve idari sorumluluk doğurabilir.

Zorla gönderme işlemlerinde, yabancının kimliğinin tespiti, seyahat belgelerinin temin edilmesi ve uçuş planlaması gibi aşamalar söz konusudur. Kimi zaman yabancının vatandaşı olduğu ülkenin konsolosluğuyla iletişime geçilerek geçici pasaport veya seyahat belgesi alınması gerekebilir. Bütün bu süreçte, yabancıya kararın tebliği ve hakları konusunda yeterli bilgilendirme yapılması gerekir.

Uluslararası Koruma Statüsünün Etkisi​

Uluslararası koruma başvurusu yapan bir yabancının statüsü henüz kesinleşmemişse, kural olarak sınır dışı edilemez. 6458 sayılı Kanun, mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma statülerine dair ayrıntılı düzenlemeler içerir. Başvuru sahibi hakkındaki nihai karar verilene kadar sınır dışı işlemi durdurulur. Bu, geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin doğrudan bir sonucudur. Fakat başvuru sahibinin kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturması hâlinde bu koruma devre dışı kalabilir.

Koruma statüsü başvurusu reddedilen yabancının, ret kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı vardır. Yargı süreci devam ederken, sınır dışı işlemleri genellikle durdurulur. Ancak bu süreçlerde idarenin tutumu, yargının hızlı karar alması ve uygulamadaki gözetim çok önemli rol oynar. Zira bazı durumlarda, yargı süreci sonuçlanmadan fiilen sınır dışı edilen yabancılar olduğu bilinen vakalardır. Bu tür uygulamalar, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde etkin itiraz hakkını zedeler.

Giriş Yasağına İlişkin Düzenlemeler​

Sınır dışı etme sürecinin yanında, giriş yasağı da yabancıların ülkeye kabulünü sınırlayan önemli bir mekanizmadır. Giriş yasağının amacı, ulusal çıkarları korumak ve kamu düzenini ihlal ettiğine inanılan veya ihlal edeceğine dair ciddi emareler bulunan yabancıların ülkeye girişini engellemektir. Türkiye’de bu düzenleme de 6458 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerle belirlenmiştir.

Hukuki Temel ve Amacı​

Giriş yasağı, idari bir tedbirdir ve Kanun’da tanımlanan belirli hallere dayanarak uygulanır. Temel dayanak, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığı ile ilgilidir. Yabancının geçmişte ciddi bir suç işlemiş olması, terör örgütüyle bağlantılı faaliyetlerde bulunması, sahte belgelerle giriş yapmaya çalışması gibi durumlar sıklıkla giriş yasağı kararının gerekçesini oluşturur. Amaç, potansiyel risk oluşturan kişilerin ülkeye girmeden engellenmesidir.

Giriş yasağı, uygulamada şu şekillerde tezahür eder:
  • Yabancı Türkiye sınır kapısına gelmeden önce, güvenlik veya istihbarat birimlerinin veri tabanlarına dayanarak tespit edilen riskler sebebiyle vize verilmemesi
  • Sınır kapısına gelmiş bir yabancının, ülkeye girişine izin verilmemesi
  • Ülkeye yasal veya yasa dışı yollarla girmiş, ancak sonra kamu düzeni açısından tehdit oluşturduğu tespit edilmiş ve sınır dışı edilmiş yabancılar için belirli bir süre giriş yasağı konulması

Giriş yasağı, her ne kadar idari bir işlem olsa da, uluslararası hukuk ilkeleri gereği orantılılık ve hukuka uygunluk denetimine tabidir. Uygulamada, kararın keyfi alınmaması ve ilgili yabancının asgari haklarının korunması gerekir.

Kanundaki Koşullar​

6458 sayılı Kanun’da, giriş yasağı uygulanabilecek şartlar şöyle özetlenebilir:

  • Sınır dışı edilmiş yabancılar: Kanunda belirli fiilleri işlediği tespit edilen yabancılara, sınır dışı işleminden sonra belli bir süre Türkiye’ye girişi yasaklanabilir.
  • Vize veya ikamet ihlali yapanlar: Kanunda tanımlanan süreleri ve koşulları ihlal eden yabancılar, cezaî işlemlere ek olarak bir süre giriş yasağı alabilir.
  • Kamu düzeni ve güvenliği ihlalleri: Terör örgütü üyeliği, organize suç çetesi faaliyeti, insan ticareti veya uyuşturucu kaçakçılığı gibi ciddi suçlar nedeniyle hakkında kovuşturma bulunan veya mahkûmiyet kararı olan kişiler için giriş yasağı söz konusudur.

Ayrıca, yabancının Türkiye’de kalışının kamu sağlığı açısından tehlike oluşturması (örneğin bulaşıcı hastalık taşıması ve tedaviyi reddetmesi) gibi hallerde de giriş yasağı kararı alınabilir. Bu kararlar, uygulamada halk sağlığının korunmasına yönelik tedbirler kapsamında değerlendirilir.

Giriş Yasağının Süresi ve İstisnaları​

Giriş yasağının süresi, kanunda beş yıla kadar belirlenebilmekte olup, gerekçesine göre bu süre uzayabilir. Bazı ağır suçlar veya terör bağlantısı gibi durumlarda, yasak süresi on yıla kadar çıkabilir. Bununla birlikte, aşağıdaki durumlarda giriş yasağına ilişkin istisnalar tanınabilir:

  • İnsani nedenler: Giriş yasağı bulunan bir yabancının, ülkesindeki savaş ya da ağır insan hakkı ihlalleri nedeniyle Türkiye’ye sığınma talebinde bulunması
  • Acil tıbbi müdahale: Sağlık sorunları hayati tehlike oluşturan yabancının, Türkiye’de tedavi görme zorunluluğu
  • Uluslararası koruma başvurusu: Mülteci veya diğer koruma statüleri için haklı bir başvuru söz konusuysa, giriş yasağı kararı askıya alınabilir

Mevzuatta öngörülen haklı nedenlerin varlığı, giriş yasağının tamamen kaldırılması veya süresinin kısaltılması sonucunu da doğurabilir. İlgili yabancı veya avukatı, idari mercilere başvurarak yasağın kaldırılması için gerekçeli bir talepte bulunabilir.

Giriş Yasağı Kararına Karşı Yargı Yolları​

Giriş yasağı kararına itiraz etmek mümkündür. Bu itiraz hakkı, kişinin uluslararası hukuktan ve Anayasa’dan doğan etkili başvuru hakkının bir yansımasıdır. İtiraz genellikle idari yargı kolunda yapılır ve işlemin dayandığı gerekçeler ile hukuka uygunluk denetimi, idari mahkemeler tarafından gerçekleştirilir.

İptal Davası ve Yürütmeyi Durdurma Mekanizmaları​

Giriş yasağı kararına karşı açılan iptal davalarında, yabancı yürütmeyi durdurma talebinde bulunabilir. Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı verirse, idareye söz konusu yasağın uygulanmasını geçici olarak durdurma veya tamamen ortadan kaldırma talimatı verebilir. Bu süreçte;

  • Giriş yasağının gerekçeleri hukuka uygunluk yönünden değerlendirilir
  • Orantılılık ilkesi ve kişinin temel hak ve hürriyetleri gözetilir
  • Kararın sübjektif veya keyfi şekilde verilip verilmediği araştırılır

Mahkemenin verdiği iptal kararı, ilgili idari işlemi hukuk âleminde geriye dönük olarak ortadan kaldırır ve yabancıya yeniden ülkeye giriş yapabilme hakkı tanınır. Ancak iptal kararı, her somut olayın koşullarına göre değerlendirilir ve kesin bir sonuç doğurmadan önce temyiz süreci yaşanabilir.

Karşılaştırmalı Hukuktaki Uygulamalar​

Sınır dışı etme ve giriş yasağı, sadece Türk hukukuna özgü düzenlemeler değildir. Küreselleşme ve göç hareketliliği arttıkça, hemen her ülke bu konularda benzer idari mekanizmalar işletir. Avrupa Birliği üyesi ülkeler, ABD, Kanada ve bazı Asya ülkeleri göç politikalarını geliştirirken uluslararası sözleşmeler, AB direktifleri ve ikili anlaşmalar çerçevesinde hareket ederler.

Avrupa Birliği Hukuku​

AB üyesi ülkeler arasında, yabancıların geri gönderilmesi ve giriş yasağına ilişkin temel düzenlemeler AB direktifleriyle çerçevelendirilir. Bu düzenlemelerin başında, kaçak durumda bulunan yabancıların geri dönüşüne ilişkin kurallar belirleyen Geri Dönüş Direktifi gelir. Direktif, sınır dışı etme sürecinin temel prensiplerini belirler:

  • Gönüllü geri dönüş ilkesi
  • Orantılı güç kullanımı
  • İdari gözetimin makul süresi
  • Aile hayatının korunması

AB üyesi ülkeler ayrıca Schengen Bilgi Sistemi üzerinden ortak bir veri tabanı kullanır. Giriş yasağı konulmuş yabancılar, sistemde kayıt altına alınır ve böylece tüm Schengen Bölgesi ülkelerine erişimi kısıtlanabilir. Bu uygulama, AB’nin ortak güvenlik politikası açısından da kritik önem taşır.

Geri Dönüş Direktifi​

2008/115/EC sayılı Geri Dönüş Direktifi, AB ülkelerinde bulunan düzensiz göçmenlerin sınır dışı süreçlerinin nasıl yürütüleceğini belirler. Direktif, insan hakları standartlarını korumayı hedefler ve her ne kadar devletlere geniş bir takdir yetkisi tanısa da, özellikle aşağıdaki konularda kısıtlamalar getirir:

  • İdari gözetim koşulları
  • İdari gözetim süresi
  • Korunmaya muhtaç gruplar için özel tedbirler

Örneğin, çocukların veya hamile kadınların uzun süreli gözetimde tutulması ciddi eleştirilere konu olmakta ve uluslararası kuruluşlar tarafından yakından izlenmektedir. Bu çerçevede, AB ülkeleri hem ulusal hem de AB hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini dikkate alarak sınır dışı ve giriş yasağı süreçlerini yürütürler.

Diğer Ülkelerde Benzer Düzenlemeler​

Avrupa dışındaki ülkeler de göç kontrol mekanizmalarında benzer hukuki ve idari araçlar kullanır. Sınır dışı etme ve giriş yasağı, küresel göç yönetiminin temel bileşenleridir. Ancak ülkelerin ekonomik, coğrafi ve siyasi konumları uygulamadaki farklılıklara da yansır.

ABD Uygulamaları​

ABD’de göç politikaları, federal düzeyde pek çok düzenlemeye dayanır. Immigration and Nationality Act (INA), yabancıların ülkeye girişi ve çıkışına dair esasları belirler. Sınır dışı (deportation veya removal) sürecinde:

  • Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi yetkilidir
  • Sınır dışı edilmek üzere gözaltına alınan yabancılar idari merkezlerde tutulabilir
  • Giriş yasağı, sınır dışı edilmiş kişinin ülkeden ayrıldığı tarihten başlayarak genellikle 5 veya 10 yıl sürebilir

Ancak, insani nedenlerle “Waiver of Inadmissibility” adı altında bu yasağın kaldırılması veya süresinin kısaltılması mümkündür. Özellikle aile birleşimi veya insani sebepler, bu tür muafiyetlerde önemli rol oynar.

Kanada Uygulamaları​

Kanada, göçmen kabulü ve mülteci hakları konusunda liberal politikaları ile bilinse de, kamu güvenliği söz konusu olduğunda katı uygulamalar devreye sokar. Immigration and Refugee Protection Act (IRPA) çerçevesinde:

  • Sınır dışı kararı, kamu güvenliği veya göç kurallarının ihlali hâlinde uygulanır
  • Giriş yasağı, suça karışan, sahte belge kullanan veya kamu düzeni için tehdit oluşturan yabancılara yönelik olabilir
  • Sınır dışı kararları, Immigration and Refugee Board ve Federal Court of Canada tarafından denetlenir

Kanada’da da non-refoulement ilkesi geçerli olduğundan, mülteci veya insani koruma başvuruları sonuçlanmadan sınır dışı işlemi genellikle uygulanmaz.

Almanya Uygulamaları​

Almanya, AB hukukuna bağlı kalsa da, ulusal mevzuatın detaylarıyla kendi uygulama geleneklerine sahiptir. Aufenthaltsgesetz (Oturum Kanunu), sınır dışı ve giriş yasağına ilişkin ayrıntılı hükümler içerir:

  • Kamu düzeni ve güvenliğini ihlal edenler sınır dışı edilebilir
  • Sahte evrak düzenleyen veya illegal yollardan girenlere giriş yasağı konulabilir
  • Aile birleşimi ve mülteci başvuruları her durumda değerlendirilmeye alınır

Giriş yasağı, Schengen Bölgesi’nde ortak veri tabanı kullanılarak uygulandığı için, Almanya’daki yasağın etkisi çoğu zaman diğer Schengen ülkelerini de kapsar. Bu da AB içindeki entegre göç politikalarının yansımasıdır.

İdari Kararlara Karşı Etkili Koruma​

Sınır dışı etme ve giriş yasağı kararları, bireylerin seyahat özgürlüğü, yerleşme özgürlüğü ve aile hayatı gibi temel haklarını yakından etkilediği için, hukuki denetime açık olmalıdır. Etkili bir denetim mekanizması, keyfi veya orantısız kararların alınmasını engeller ve idarenin hukuka uygun davranmasını teşvik eder.

İdari Yargıda Denetim​

Türkiye’de, sınır dışı kararı ve giriş yasağı kararları, idari işlem niteliğindedir. Bu nedenle, Anayasa ve ilgili kanunlar uyarınca, bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurmak mümkündür. Yargı sürecinde mahkemeler, işlemin hukuka uygunluğunu, yetki unsurunu, sebep, konu ve amaç unsurlarını inceler. Yabancının da tüm bu süreçte savunma hakkını etkin biçimde kullanabilmesi gerekir.

İdari yargıda açılan davalar, normal koşullarda uzun sürebilmekle birlikte, sınır dışı ve giriş yasağı gibi hak kaybının derin olduğu durumlarda ivedi yargılama usulleri uygulanabilir. Mahkemelerin, yürütmeyi durdurma kararı vererek işlemin geçici olarak uygulanmasını engelleme yetkisi, bu bağlamda en önemli güvencelerden biridir.

AİHS ve Diğer Uluslararası Mekanizmalar​

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokollerinin tarafıdır. Sınır dışı etme ve giriş yasağı işlemleri, AİHS’nin çeşitli maddeleriyle ilişkilendirilebilir. Özellikle Madde 3 (işkence ve kötü muamele yasağı), Madde 8 (özel ve aile hayatına saygı) ve Madde 13 (etkili başvuru hakkı), yabancının ülkesine iade edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalma riski veya aile birleşiminin ihlali gibi konularda gündeme gelir.

AİHM İçtihadı​

AİHM, sınır dışı ve giriş yasağı kararlarına ilişkin pek çok davada, üye devletlerin mülteci hukuku ve insan hakları alanındaki yükümlülüklerini somut olaylarda yorumlamıştır. Mahkeme, özellikle:

  • Kötü muamele riski bulunan ülkelere iade
  • Aile birliği ve küçük yaştaki çocukların durumu
  • Devletlerin kamu düzeni ve güvenliği konusundaki meşru çıkarları

arasında bir denge kurulmasını bekler. Kararlarında, orantılılık ve bireysel değerlendirme vurgusu yapar. AİHM’e göre, salt genel gerekçelerle veya kategorik varsayımlarla değil, somut bulgularla desteklenmiş kararlar alınmalıdır. İdari makamlar, bu ilkeler çerçevesinde hareket etmediği takdirde, AİHM tarafından ihlâl kararı çıkması mümkündür.

Aşağıdaki tablo, Türkiye’de uygulanan sınır dışı ve giriş yasağı kararlarının uluslararası normlarla ilişkisini özetlemektedir:

Hukuki DayanakUluslararası Normlarla İlişkisi
6458 Sayılı KanunAİHS Madde 3, 8, 13’le uyumlu olmalı
İdari Gözetime İlişkin YönetmelikKişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı (AİHS Madde 5)
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü UygulamalarıNon-refoulement ilkesi, mülteci hakları sözleşmeleri

Tabloda görüldüğü üzere, Türkiye’deki ulusal düzenlemeler, AİHS ve mülteci korumasına ilişkin uluslararası sözleşmelerle doğrudan etkileşim içindedir. Bu etkileşim, iç hukukun uluslararası standartlara uyumunu zorunlu kılar ve idari- yargısal süreçlerin bütünlüğünü korur.

Devletlerin egemenlik hakkı, yabancıları kabul edip etmeme hususunda geniş bir takdir yetkisi tanır. Ancak bu takdir yetkisi, ki temel sınır ile kısıtlanır: uluslararası insan hakları hukuku ve iç hukuk normları. Sınır dışı ve giriş yasağı mekanizmaları, tam da bu sınırların çizildiği alanda faaliyet gösterir. Yabancıların statülerinin belirlenmesi, haklarının korunması, gerekçeli bir şekilde karar verilmesi ve itiraz yollarının açık tutulması, hukukun üstünlüğü ve insan hakları prensiplerinin sağlıklı işlemesi açısından vazgeçilmezdir.

Her ne kadar göç politikaları ve güvenlik kaygıları devletleri daha sıkı tedbirler almaya yöneltse de, hukuka uygunluk çerçevesinde orantılı tedbirlerin benimsenmesi ve uygulamada keyfiliğe izin verilmemesi esastır. Özellikle günümüz dünyasında göç akımlarının yoğunluğu, insan ticareti, terörizm ve kamu düzenine yönelik diğer riskler, sınır dışı etme ve giriş yasağı kararlarının önemini daha da artırmıştır. Buna mukabil, yargı denetimi ve uluslararası hukukun sağladığı güvencelerin varlığı da kişilerin temel haklarının korunmasını sağlar.

Devletin sınır dışı etme ve giriş yasağı gibi güçlü yetkileri, mutlaka öngörülebilirlik, hukuki kesinlik ve orantılılık ilkeleriyle sınırlanmalıdır. Bu kapsamda, 6458 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde yer alan düzenlemeler, uluslararası koruma ihtiyacı olanları koruyacak istisnaları içermesiyle dikkat çeker. İdari uygulamaların, bu istisnaların ruhuna uygun şekilde işlemesi, aynı zamanda Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin gereğidir.

Sınır dışı etme prosedürü, yabancının toplumsal düzene zarar verme ihtimali, vize ve ikamet kurallarını ihlal etmesi veya suç işleme geçmişi gibi sebeplere dayanarak işletilir. Giriş yasağı ise ülkeye henüz girmemiş veya sınır dışı edilerek çıkarılmış yabancılar açısından, gelecekteki potansiyel tehditleri bertaraf etmeye yöneliktir. Her iki uygulama da, doğru dengeler kurulduğunda ülkenin kamu düzeni ve güvenliğini korurken, haksız uygulamalara maruz kalan yabancıların haklarını da güvence altına almalıdır. Bu dengenin sağlanabilmesi ise sağlam bir mevzuat, titiz bir idari süreç ve etkili bir yargı denetimi ile mümkündür.
 
Geri
Tepe